27 Aralık 2016 Salı

ANNE COCUK TATILI Vol.1 : Seyahat Planlari



Yasarken tadina doyamadigim anlari yazmanin içimde nasil bir duygu butunlugu sagladigini saniyorum yetersiz kelime hazinemle size aktarmam mumkun değil, ancak diyebilirim ki; yazmak nefis bir his, heyecanimi arttirmasini cok seviyor ve her seferinde klavye bir sekilde akar gider gibi hissediyorum..

2016 Yaz sezonunda Alpico ile basbasa nefis bir “Anne Cocuk Tatili” planladık.. Dusuncesi dahi içimi kipir kipir eden bu fikrin hem Alpico ile olan ilişkimize yeni bir boyut katacaginin hem de sanat anlaminda onun için fazlasiyla doyurucu olacaginin bilincindeydim..

Alpico sanata yatkin bir çocuk.. Bunu sezmeye basladigimizdan ve profesyonellerden bu isigin varligini dinlediğimizden beri; ister yalnızca o an alinacak bir karar, ister tum hayatini etkileyebilecek bir karar olsun, mutlaka daha bilinçli yaklaşmaya calisiyoruz.. Hafta sonu planlarimiz, tatillerimiz, hediyelerimiz ya da okul arastirmalarimiz hep bu nokta üzerinde yoğunlaşarak veriliyor.. Buradaki amac bir sanatci olmasi için onun kucuk omuzlarina fazlaca yüklenmek değil. Hatta kesinlikle değil.. Tum amacimiz daha iyi bir insan, daha ozgur bir beyin olmasi için ufkunu açabilmek.. Bu nedenlerle; tatilimizi planlamaya basladigimda aklima dusen ilk sey bir yaz tatilini sanat ile nasil birleştirebilirim oldu.. Ayrica bu denli kotu bir dünya düzeninde ruhumuzu serin tutmak için sanata yakin durmaktan daha tedavi edici bir yöntem var miydi ?

Aklima ilk gelen Fransa’nin Cote d’Azur kiyi seridinde bulunan Antibes sehri oldu.. Antibes; daha once ziyaret ettiğimizde hayran kaldigimiz bir Picasso müzesine sahipti ve essiz bir Akdeniz manzarasi ile sicak bir yaz gününde serinletici bir etki birakmisti.. Alpico o zaman 2,5 yasindaydi ve bebek arabasından renkleri saskinlikla takip etmişti.. Bu mis kokulu hatira eşliğinde yine bir Cote d’Azur tatili planlarsam, hem daha once gittiğim bir bölgeyi daha rahat gezer, hem de kendimi ilk yalnız tatilimizde daha güvende hissedebilirim diye dusundum.. Ayrica Nice sehrinin eski sehir bölgesi Vieux Nice’de  kiraladigimiz daireyi de yeniden kiralarsam bizim için nefis bir nostalji olabilirdi..

Evet ! Arada feci bir sey oldu.. Ben Nice biletlerimizi kestirdikten hemen sonra, Nice sehrinde Fransiz Ihtilali’nin kutlandigi 14 Temmuz aksami tüylerimizi diken diken eden bir terör saldirisi yasandi.. Elbette cok korktum, cok endişelendim ancak neticesinde karar verdim ki; sevgimizi onlarla paylasmali, acilarina ortak olmali ve yasamaya inatla devam etmeliydik.. Bu güçle planlarimi daha da hizlandirdim.. Hem Fransa’da yasayan arkadaslarimdan, hem Alpcan’in bakis acisini geliştirmek isteyen büyüklerimden aldigim tavsiyelerle de nefis bir plan cikti ortaya ! Seyahatimizin her detayini dolu dolu gececek sekilde ama 5 yasinda bir yol arkadasim olacagini unutmadan hazirladim.. Alternatifleri, vaktimiz kalirsalari, olmazsa olmazlari.... Gercekten her detayi ince eleyip, sik dokudum..

Ilk postta, size bu planlari basliklar halinde sunacagim.. Sonraki postlarda ise bu basliklar üzerine detay yapacagim.. “Anne Cocuk Tatili”mizin bir cok annenin hayali olduğunu ya da bir cok anneye cesaret vereceğini cok iyi bildiğim için bu serinin cok yerini bulan postlar olacagina eminim… :)

Iste yaşarken uzerinde bir çok degisiklik yaptigimiz ilk plan ! 

1.Villefranche Sur Mer ve St. Jean Cap Ferrat kasabalari ve Villa & Jardins Ephrussi de Rothschild malikanesi ve bahçeleri gezisi.. Gun yorucu olmaz ise Cap’tan 15 dakikalik yuruyus ile Beaulieu Sur Mer kasabasina geçiş.

2.Eze Village ve Jardin Exotique botonik bahçe ziyareti.. Sonrasinda “Nietzsche Yolu” üzerinden Eze Sur Mer !

3.Antibes ve Picasso Muzesi.

4.Monaco / Monte Carlo ve Ocean Oceanographic Museum ziyareti.

5.Chagall ve Matisse Muzeleri.

6.Modern Sanatlar Muzesi (Musée d'art moderne et d'art contemporain M.A.M.A.C)

Simdi sirtcantalarimizi takip, ucagimizi yakalayalim..
 Villefranche'de bulusmak uzere... ! :)


sevgiler
lulu
xxx

19 Ekim 2016 Çarşamba

KALEM ADASI OLIVIERA RESORT

Kendimce pek cok gecerli nedenim oldugu icin tatillerimi Turkiye sinirlarinda gecirmeyi tercih etmiyorum. Oysa cok seviyorum Ege sahillerimizi, aksam esintilerini, engin denizini.. Yogun calisan ve yillik iznini hakkiyla kullanamayan biri olarak bayram tatilleri -ozellikle de yaz aylarina denk gelen su son yillar- tatillerimin en degerli zamanlari.. Ne yazik ki, bu zamanlar Turkiye’nin Ege ve Akdeniz kiyilarinin neredeyse %100 doluluk oranina ulastigi o vahim tatil donemleri.. Gitmek, gittigin yerde hizmet almak, plajinda yer bulmak, yemegi hakkiyla yemek buyuk bir dert, donmek ise -arac ile de, ucak ile de- basli basina bir mesele.. Bu tokat yemis gibi yapilan tatillere odenen bedellere ise hic girmiyorum ! Durum boyle olunca; vizesi her daim olan ve ucak bileti fiyatlarini kovalamayi seven biri olarak kafam gercekten dinlensin ve odedigim bedele degsin istiyorum.. Hepsini gec; medeniyet istiyorum, kultur tanimak istiyorum, yasadigim yeri ozlemek istiyorum..

Ancak ! bu sene nefis bir sey oldu ! 

Turkiye sinirlarinda kendime Bodrum/Mazi-Inceyali koyu sonrasi “cennetimden bakarken” diye adlandirdigim nefis bir seyahat noktasi daha buldum.. Aslinda yaklasik bes yil kadar once kesfetmis olsam da, gidilecekler listesi bir turlu o sirayi gelememisti.. Simdi dusununce; iyi ki 2016 yili Seker Bayrami tatilimi son dakikaya dek planlayamamisim ve iyi ki ceresizce, ne yapacagim diye debelenirken aklima “Kalem Adasi” gelmis diyorum..




Antik Cag’in en buyuk deniz savasinin da sularinda gectigi rivayet edilen Kalem Adasi; Izmir Dikili kiyilarinin sonunda bulunan Bademli köyünün tam karsisinda bulunuyor ve mini-minnacik yapisi sayesinde bir cok insanin bilgisi disinda kalmis bir ada.. Eger yeryuzune serpistirilmis cennet parcaciklari var ise, bir tanesi kesinlikle Kalem Adasi’na denk gelmis olmali diye dusunuyorum.. Gercekten de ada cennetin bir yansimasi gibi.. Zaten ada cevresindeki kum, isigini farkli bir guzellikle denize yansittigi icin Antik Cag’da bu adaya Arginnsai yani “isik sacan” denirmis..



Kalem Adasi; 1973 yilindan bu yana Dartar Ailesine ait, ozel bir mulk. 480 bin metrekarelik bir alani olan ve zeytin agaclariyla kaplanmis yemyesil bir ada. Adanin bir yuzu Bademli koyune yuzme mesafesinde, diger yuzu ise Midilli adasi ile romantik romantik bakisiyor. Muthis bir turkuaz suyu ve ipeksi kumlari olan adaya Turkiye’nin Maldivler’i denmesi inanin abartilmis bir benzetme degil.. (ki, denizinin Ege suyu olmasi, benim icin adayi kesinlikle Maldivler’den daha ustun kiliyor.) Yaz aylarinda deniz suyu sicakligi klasik Ege suyu kadar soguk degil ve derinligi de tam olmasi gerektigi olculerde.. Sig olarak baslayip, sakince derinlesiyor.. Bu iki ozellik, cocuklu ailelerin adayi tercih etmeleri icin onemli nedenler.. Ayrica plajinin mavi bayrakli oldugunu da eklemeliyim..







Dartar ailesi, adaya kendi tatil anlayislari dogrultusunda ve de babalarinin vasiyetini yerine getirmek icin bir otel insa etmis.. Ismi, Kalem Adasi Oliviera Resort. Eko Turizm mantigi ile buyuk botanik bahceler icine ahsap ve dogal tas malzemeler kullanilarak insa edilmis olan otel, adanin dogal zenginliklerini zedelememis.. Tas olarak adada gordugunuz tum bahce dekorlari ise antik cagdan gunumuze gelen kayitli tarihi eserlerden olusuyor..

Tesis; adanin tek isletmesi ve dolayisiyla da Turkiye tatil ortalamasinin uzerinde bir fiyatlandirmaya sahip, ancak sundugu nadide tatil deneyimi goz onune alindiginda bu bedele pek de takilmiyorsunuz.. Acikcasi bu yorumu sunulan hizmetin ya da otel lezzetlerinin ust seviyede olmasi acisindan yapmiyorum.. Ayni fiyat skalasinda olup, Oliviera Resort’den cok daha iyi isletilen tesisler kesinlikle mevcut. Nadide bir tatilden kastim; ozel bir adada olmak, tertemiz bir suya dalmak, plajlarda sıkış-tepiş bir tatil gecirmemek ve aradiginiz sakinligi gercekten bulabilmek demek.. Bu nedenle de Kalem Adasi, ruhunuzu dinlendirmeye ihtiyaciniz oldugunda ya da romantik bir kacamak yapmak istediginizde tercih edebileceginiz nefis bir destinasyon..

Bana sorarsaniz, konaklama surenizi hafta sonu ya da maximum dort gece olarak sinirlandirabilirsiniz. Neden ? Cunku; ada ziyaretcilerine yalnizca deniz tatili sunuyor. "Yemek, deniz, yemek" ucgeninde doneceginiz bir tatile extra ne eklenebilir derseniz; Su Sporlari Merkezi’nde ozel su alti dalis kursu alabilirsiniz, konusunda iddali olan SPA ekiplerinden masaj alternatifleri deneyebilirsiniz, cevre koylari gezmek icin tekne turu yapabilirsiniz ya da cok cok Sunset Bar’da apreritif alip, Midilli Adasi’na karsi gunesi keyifle batirirsiniz..;)





Isletme 2016 Yaz sezonunda yarim pansiyon olarak hizmet veriyordu. Sabah kahvaltilari, -yogun bayram donemleri disinda- serpme olarak sunuluyor ki klişe acik bufe kahvaltilarina asla itibar etmedigimden bu benim icin otel secimlerimdeki en onemli nokta.. Aksam yemegi ise, otel restoraninda alakart olarak sunuluyor..

Baslangic mezeleri masaniza “sefin sectigi gunun mezeleri” seklinde geliyor.. Siz restoran menusunden ara sicak, salata, ana yemek ve tatlinizi seciyorsunuz.. Aksam yemegi ve gun icindeki tum icecekler ve ogle yemekleri extra olarak ucretlendiriliyor..

Bu noktada alkol fiyatlarinin ortalamanin altinda kaldigini rahatca soyleyebilirim ancak ogle menusunun fiyatlari gercekten normalde odedigimiz bedellerin 1,5/2 kati kadar yuksek.. Acikcasi, tek tesisli bir adada bu tip bir fiyat politikasi pek de mantiksiz degil..

Yemekler… Muhtesem mi ? Degil… Ancak beklenti yuksek tutulmazsa herkesin damak keyfine uygun bir seyler bulacagina ve memnuniyetsiz bir sekilde restorandan ayrilmayacagini dusunuyorum. Ayrica Midilli adasina karsi gunesin batisi esliginde yenecek romantik bir aksam yemeginde fazla huzursuzlanip/sikayetlenip gorsel lezzetten mahrum kalmak da istenmeyecektir.. Yani lutfen istemeyin :)




Otelin isletme muduru Rustem Olmez isinde ve insan iliksilerinde cok basarili biri.. Olumlu tesekkurlerimiz bir yana, konaklamamiz suresince aklimiza takilan, hosumuza gitmeyen ya da bizi tatmin etmeyen, eksik buldugumuz noktalari kendisi ile paylasip son derece olumlu ve akli basinda geri donusler aldigimizi dusunuyorum.. Fakat otelin en talihsiz yani, kendisini tercih eden misafirlerin maddi gelir seviyelerinin yuksek olusu ve -ne yazik ki- beraberinde gelen sikayet mantigi.. Bu konuda en temelden eksikleri olan bir toplum oldugumuz icin isletmenin Rustem Bey gibi bir isletmeciye sahip olmasi buyuk sans !

Oliviera’da en hosuma giden sey ; yillardir cocuklari ile keyifli tatiller geciren kemik bir misafir kadrosunu olusturmus olmalari.. Saniyorum Alpico’nun Kalem Adasi mutlulugu ve bizim de gercek anlamda dinlenmis olmamiz goz onune alinirsa, bu kemik kadroya biz de dahil olmaya yakin duruyoruz..

Adaya ulasmak icin Izmir/Dikili sahil bolgesine ulasip, oradan da Bademli koyune dogru ilerliyorsunuz.. Bademli minicik bir balikci koyu.. Daracik ve bakimsiz  sokaklarini, sirin bahcelerini, kapi onu cicekleri mis gibi kokan evlerini, koy kahvelerini, manav ve bakkal dukkanlarini geciyorsunuz ve sonrasinda karisiniza cikan patika bir yol sizi Oliviera Resort’un otopark alanina getiriyor.. Ulastiginiz noktada kucuk bir liman ve sizi bekleyen minik bir bot bulunuyor. Bot ile adaya ulasmak ise yalnizca uc dakika !

Kalem Adasi’ni 2017 Ikbahar/Yaz/Sonbahar tatilleriniz icin simdiden notlariniza ekleyebilirsiniz.. Eger bir Ege Denizi aşığıysanız, adanin berrak denizinde teniniz islandiginda bu tavsiyem icin bana minnettar olacaginiza eminim..

Otelin ilk acildigi yil icimize isleyen ve merak uyandiran slogani gibi;

“Bir adaniz olmasini ister miydiniz ? Ada Sizin..”

Sevgiler,
lulu
xxx

2 Eylül 2016 Cuma

ELAFONISOS


Son postta detaylica anlattigim Monemvasia sonrasinda hayatimda yuzdugum en temiz, en berrak denizi yani Elafonisos Adasi’ni deneyimleme sansi yakaladik.. "en temiz, en berrak deniz" betimlemeleri kesinlikle benim abartim dahilinde degil.. Ben bu fikirdeyim o kesin ama ayni zamanda Elafonissos, Yunanistan sinirlari icinde kabul edilen en iyi deniz alternatifi.. 

Arkadaslarimizin dugun tarihi ve tatiliminizin tam suresi belli olunca Efie ile kafa kafaya verip nefis bir rota olusturduk kendimize.. Hafta sonunu Monemvasia gezisi ve dugun organizasyonlari ile gecirip, Pazar sabahi yapacagimiz erken kahvalti sonrasi Elafonisos Adasi’na gececektik.. Zaman azdi ama o sulara dalip cikmadan Atina’ya geri donus kesinlikle gerceklesmemeliydi.. Ayrica, neredeyse anakaranin en guney ucuna kadar inecektik ve Yunanlilar icin bile bu destinasyon oyle kolay kolay gelinen bir nokta degilken, bizim gormeden donmemiz soz konusu bile olmamaliydi.. Adada konaklama sansimiz da olmayacakti ama bu kimin umrundaydi ki ? Tek derdimiz o essiz denizin suyuna karismakti.. :)

Monemvasia’dan Elafonisos Adasi'na ulasim dar, virajli ve yaklasik 1 saatlik bir araba yolculugu ile Neopoli kasabasi uzerinden saglaniyor.. Neopoli Limani'ndan yaklasik yirmi dakikada sizi adaya ulastiran arabali feribotlara biniyorsunuz, turkuaz renginin onlarca tonunu gorebileceginiz izlemeye doyulmaz bir feribot yolculugu yasiyorsunuz ve o noktada adaya gelme karariniza sukrediyorsunuz.. (Yaz aylarinda feribotlar yarim saatte bir sefer yapiyor.)

Atina sehrini gezip sonrasinda adaya gecelim isterseniz, yolunuz yaklasik 315 km ve kullanmaniz gereken rota; Atina-Corinth-Tripoli-Sparta-Monemvasia-Neapolis. Virajli ve dar yollar nedeniyle yolculuk yaklasik 5 saat surecek ve sonrasinda yine feribot ile adaya ulasmis olacaksiniz.. Yunanistan’da sinyalizasyon sistemi bence hic fena sayilmaz o nedenle bilmediginiz bir yolda bile olsaniz, ulasacaginiz nokta belli ise buyuk bir sikinti yasanmayacaktir. Yapmaniz gereken tek sey, yola cikmadan evvel gerekli notlari almaniz..







Elafonisos; yabanci turistlerin pek bildigi bir nokta olmadigi icin, tam olarak doga ve lokal insanlarla ic ice gececeginiz, sakin ve huzurlu bir ada.. Nasil anlatsam ya da cumlelerimi nasil betimlesem bilemiyorum ama suyuna bir kez dalip ciktiginizda eminim ki siz de Elafonissos‘un dunyaya verilmis bir armagan oldugunu hissedebilirsiniz !

Adanin en unlu plaji  Simos.. Lokaller buraya Frango-Saracenico diyorlar lakin ikiz olarak kabul edilen plajlar arasinda plajlari birbirinden ayiran kayalik bir adacik bulunuyor. Plajin kumu tahmin edilemeyecek kadar ince ve ipeksi.. Suyun rengi ise transparan ve yesil/mavi arasi dolanip duran turkuaz/zumrut tonlarinda… Olaganustu bir gorsel zenginligi var ve kendinizi tam olarak egzotik bir bolgede hissetmenizi sagliyor.. Adanin genis ve uzun plajlarina kum tepecikleri arasindan yuruyerek ulasiyorsunuz.. Plaj sedir agaclariyla cevrili ve ozellikle yaz aylarinda kum tepeleri arasindan beyaz ve lila zambaklar adeta fiskirmis durumda.. Bu muthis tablodan buyulenmemek elde degil..


 (gorsel visitkythera sitesinden alindi)






Biz Simos plajina adanin en organize kampi olan Simos Camping’in icinden gecerek ulastik.. Icinden gecerken gercekten kendimi bir filmin setinde gibi hissettim ve cocuklarla yaz aylarinda planlanabilecek bir hafta sonu tatilinin hayali kurdum.. Kesinlikle luks bir yasamin aranmayacagi ancak hayat kalitesi ust seviyede olan kamp, lokal Yunan mutfagi sunan bir tavernaya sahip ve mutfagindan gunluk olarak da yararlanmaniz mumkun.. Oldukca organize bir plaj duzenleri var ve dus, soyunma/giyinme odalarindan da ayni sekilde gunluk olarak yararlanabiliyorsunuz.. Kamp alaninda ise; ister oda, ister karavan, isterseniz de cadirda konaklayabiliyorsunuz.. 






Efie ve Stepan’dan dinledigim ve sunset vakti limanda yedigimiz yemek ve oncesinde gozlemledigim kadariyla; kafa bosaltmak ve rahatlamak icin Elafonisos'da gececek iki ya da uc gun fazlasiyla yeterli.. O nedenle adada hafta sonu tatili planlamak isteyenler olabilir diye bir kac detay daha vermek istiyorum..

Elafonisos; kahvehaneler, mini marketler, otel ve pansiyonlar, kamp alanlari, liman boyunca siralanmis tavernalari ile minik ve cozy bir koy.. Zaten adanin tamami 19 km ! Liman bolgesinde resimlemeye deger bir kilisesi bulunuyor ve kilise dar bir kopru ile koye baglaniyor.. Kisacasi bu ada icin tavsiye edebilecegim yegane sey; adanin essiz sularina girmeniz ve dinginligini yasamaniz.. Ihtiyaciniz olan tek sey ise pasparlak bir gunes !


(gorsel Hameni Atlantida sitesinde alindi)

Adada Simos kadar guzel olan ve bakirlik konusunda kesinlikle en ust seviyeye ulastiginizi hissettirecek diger plajlar; Panagitsa,Kontogoni ve Lefki. Biz gunluk bir gezinti yaptigimiz icin bu plajlari gormedik ancak gorulmeye ve yuzulmeye deger olduklarina hic suphem yok.. (bu issiz plajlari gormek icin mutlaka araba ya da tekneye ihtiyaciniz olacak.)

Limandan minik bir tekne kiralayip, yabani ciceklerle bezenmis Kato Nisi ya da diger adiyla Virgin Mary adacigina gitmek cok cazip bir fikir.. Virgin Mary’nin gorkemli sularina tekneden atlamak ve baliklarla birlikte yuzmek eminim cok keyifli bir deneyim olacaktir.. Adaya yalnizca 350 mt uzakliktaki Pounta kiyilari ise sig ve berrak suyu, incecik kumu, deniz kabuklari ve Bakır Çaği'ndan gunumuze dek ulasan mezar kalintilari ile kesinlikle gorulme deger bir baska guzellik !

Elafonisos cevresindeki tek cakilli plaj olan ve dolayisiyla da snorkel ile cok keyifli dalis yapilabilecegi soylenen Aglyftis adacigi da gorulmeye cok degermis.. Fakat, bu adacigin sulari yaz aylarinda cok sig oldugundan tekne ile ulasim neredeyse imkansiz diyorlar..

Elafonisos; sanki issiz bir adada yalniz kalmissiniz hissi veren, medeniyetten uzak kalabilmeyi basarmis bir ada ! Ihtiyaciniz olan seyler cok sinirli.. Pestemal, mayo/bikini, efil efil bir elbise, gunes gozlugu, gunes kremi ve bir adet sapka ile gunlerinizi mutlu mesut gecirebilirsiniz !

Gunler muhtesem guzellikteki, cennetimsi turkuaz sularda ve bulutsuz bir gokyuzu altinda buyuk bir keyifle gecerken, aksamlariniz da gun batimi esliginde limanda yenecek taze ve lokal yemekler, balik urunleri ve uzo ile senlenecek.. Boyle bir adada, boyle basit bir gunun sonunda huzurla uykuya dalmayi kim istemez ki !

Yasayabilmeniz umuduyla ;

sevgiler
lulu
 xxx 


22 Ağustos 2016 Pazartesi

MONEMVASIA

Sözlü veya yazılı farketmiyor, Yunanistan’ı anlatmayı ve ülke içinde yapılabilecek alternatif tatil önerilerinde bulunmayı çok seviyorum. Daha önce birçok farklı ada, şehir ve kasabayı heyecanla anlatmış olsam da Monemvasia anlatacaklarım içindeki en farklı ve en heyecanlı tavsiye olacak. Buna eminim.. 

"Peki Neden Monemvasia?" derseniz; 2015 yazı için paylaştığım Mykonos postunda da bahsettiğim gibi, arkadaşlarım Frini ve Spyros’un düğün töreni Monemvasia’da olacaktı, zira Frini’nin ailesi bu kasabanın yerlilerindendi ve yaz aylarını bu nefis kasabada geçiriyorlardı. Ayrıca, Monemvasia evlenmek ve balayı yapmak için Yunanistan’ın en romantik noktalarından biri olarak kabul ediliyordu. Dolayısıyla, kış sezonuna girmeden evvelki son uzun tatilimizin ilk ayağı romantik Monemvasia olacak ve biz de sayesinde Efie’nin senelerdir anlata anlata bitiremediği kasabayı doyasıya yaşayabilecektik..

Monemvasia; Yunanistan'ın güneyinde kalan Mora Yarımadası'nın güneydoğu ucundaki büyük bir kayanın eteğinde ve denizin tam olarak üzerinde konumlanmış, surlarla çevrili bir ortaçağ kasabası. Aslında, pek de etkileyici bir yanı olmayan yeni yerleşim bölgesini geçtikten hemen sonra kara ile bağlantısı sonradan sağlanmış kazıklı bir yol sayesinde Movemvasia’nın asıl görülmesi gereken kale surlarına yani eski şehir bölgesine ulaşılıyor. Monemvasia'yı gerçek dünya coğrafyası üzerinde bir ada olarak düşünebilirsiniz, zira ada 375 yılında yaşanan büyük deprem sonrası anakaradan ayrılmış ve yaşamı kolaylaştırmak adına da 70’li yılların başında bu kazıklı yol ile kara bağlantısı yeniden sağlanabilmiş..

(Gorsel Wikipedia'dan alindi..)

Kastro Monemvasia diye bahsedilen yer kasabanın eski yerleşim bölgesi ve yukarıdaki görselde de göreceğiniz gibi; yerleşim adanın yalnızca bir yüzünde toplanmış durumda. Bu korunaklı yerleşim fikrini, tek bir sur girişi ile desteklemişler ki denizden gelen saldırılara hazırlıklı olunsun. Zaten Yunancada "mone" ve "emvasia" kelimeleri de tek giriş anlamına geliyor.

Surlardan kasabanın içine girdiğinizde restore edilmiş ya da hala dokunulmaya kıyılamamış (en azından ben öyle olduğunu düşünmek istedim) yüzlerce ev bekliyor sizi. Bazıları hala ev olarak kullanılsa da çoğunlukla otel, restoran ya da butik olarak işletilen bu evlerin hepsi de çok sirinler. Daracık taş sokaklardan ilerlerken; her biri fotoğraflanmaya değer ve Yunanistan'ın genel yapı şeklinden farklı kapılar, lokal restoranlar, köşe başı kahvehaneleri, rengarenk bahçeler ve hiç beklemediğiniz anda karşınıza çıkıveren deniz manzaları ile karşılaşıyorsunuz. Surların derinlerine indikçe sessizleşen ve tenhalaşan sokaklarda tam kaybolduk derken ya küçük bir meydan ya minik bir kilise ya da lokal bir Yunan restoranı karşılıyor ziyaretçilerini. Kısacası, surlar gerçekten de yaşam kokan ve iç rahatlatıcı bir gezinti sunuyor ziyaretçilerine..





Evliya Celebi 1668 yılında bu kasabayı ziyaret etmiş ve yazılarında nergislerin, yaseminlerin, sümbüllerin insanın damarlarına işleyen kokularından bahsetmiş. Bunu ögrenmek o kadar hoşuma gitmisti ki, seyahat öncesi heyecanımı arttırmış ve adaya  vardığımda daracık sokaklarda salınırken yerlere dökülmüş çicekleri gördükçe Evliya Çelebi izinde adayı gezdiğimi düşünmüştüm...

Önemli Tarihi Yapılar

Surlar arasında birçok minik taş kilise görecek ve fotoğraflamak için harika kareler yakalayacak olsanız da kasabanın iki önemli kilisesini mutlak görünecekler listesine eklemeniz yeterli..

Elkomenos Christos meydanındaki Agios Nikolaos kilisesi 13.yy'dan günümüze dek ulaşabilmiş bir Bizans yapısı ve Monemvasia’nın en önemli kilisesi sayılıyor. Frini ve Spyros’un düğün seremonisinin yapıldığı kilise olması açısından bizim için de çok anlamlı bir yapı kendisi.. Kilise, eski şehrin tam merkezinde bulunuyor ve önündeki geniş meydan sayesinde düğün öncesi ve sonrası keyifli bir sosyal ortam yaratıyor bize..

Agia Sofia ise, yine Bizans döneminden kalan bir kilise ancak kale surlarının en tepesinde olması nedeniyle ulaşımının bir parça meşakkatli olduğunu söylemeliyim. Ancak, tüm zorluğuna rağmen ulaştığınız noktadaki engin deniz ve kasaba manzarası kesinlikle görülmeye değer...





Lezzet

Movemvasia şarapları ülke genelinde iyi bir üne sahip. Yunanistan'da yenen yemeklerde sofraların içeceği genelde uzo olduğundan; yemeklerinize eşlik edecek bir lokal lezzet olarak kendisini not almanızı özellikle öneriyorum. Mükemmel olarak yorumlanan Malvazia üzümlerinden yapılan şarapların tadı kadar, rengi de dillere destan, bunu da ayrıca belirtmiş olayım. (Malvazia; kırmızı, beyaz ya da rose olarak her türlü üzümü verebilen bir asma çeşidi..) 


(Gorsel Byzantino Boutique Hotel/Movemvasia sitesinden)

Ev makarnası adanın kendine has lezzetlerinden bir diğeri. Lokal restoranların tamamında bu lezzeti taze bir şekilde ve istediğiniz tarzda sipariş edebilirsiniz ya da pişmemiş hallerini kale içindeki lokal dükkanlardan satın alabiliyorsunuz. Elbette her yerde olduğu gibi; yerinde ve tazecik tüketmek en güzeli.. (Alpico'mun da şirinliği!)


İlk kez Saronic Körfezi adalarından Spetses ve Hydra’da karşımıza çıkan nefis bademli kurabiye Amygdalota bu kasabada da pek meşhur bir lezzet. Günlük şeker ihtiyacınızı fazlasıyla karşılayacak bu lokal kurabiyeyi her pastanede bulmanız mümkün. Ayrıca, hediyelik olarak da iyi bir tercih olabilir kendisi.. Bu arada, Amygdalota’nın burada daha lezzetli oluşunun (öyle olduğunu iddia ediyorlar) en önemli nedeni kasabanın üst kalite badem ağaçları imiş.. Sayıları her geçen gün azalıyor olsa da Movemvasia'nın lokal pastanelerinde hala kasaba bademleri ile imal edilmiş kurabiyeler bulmak mümkün..

Cuma geç saatte kasabaya ulaştığımız ve Cumartesi gecesi de yemekli olacak düğün partisi nedeniyle Movemvasia’da ciddi bir restoran deneyimi yaşadığımı söyleyemem. Ancak, yurt dışından gelen misafirlerin tanışıp kaynaşması ve birlikte yemek yemesi için düzenlenen öğle yemeği sayesinde çok keyifli bir lokal restoran olan Mataula Garden ile tanışma şansımız oldu.. Mataula, bahçe içinde hem eşsiz bir manzara hem de lokal bir lezzet deneyim sundu bize. Yunan mutfağının vazgeçilmezlerinden olan etli dolma, kök sebze haşlamaları, incecik sebzeli börekler, musakka, kabak ve patates kızartmaları, geleneksel ev makarnası ve elbette Yunan salatası eşliğinde kocaman bir masada, bağır-çağır ve kahkahası bol bir geç ögle yemeğiydi..

Yemek öncesi ise yine ayni ekip, Enetiko Cafe’de kokteyl tadımları yaptık. Manzara pek tabiki yine eşsizdi ve sıcak havada dar sokaklar içinde yaptığımız uzun, yorucu ama arındırıcı da saydığım yürüyüş sonrasında içtiklerimiz bize nefis serinletici geldiler.  

Adaya yeniden gidersem aklımda bir de restoran To Kanoni var, zira Atina’dan Monemvasia’ya geçişimi saat dolayısıyla taksiyle yaptığımdan, taksimi To Kanoni’nin sahibi ile paylaşmıştım. Çok tatlı, samimi ve tam bir Yunan kadınıydı. Onun bana kendi elleriyle yapacağı yemek, benim de ona adayı yeniden ziyaret edeceğime dair verilmiş bir sözüm var... 


  
Monemvasia'da gece hayatı romantik bir destinasyon oluşu nedeniyle kesinlikle sakin geçiyor diyebilirim. Hatta “Lounge Nightlife” burası için tam yerinde bir tanımlama olabilir. Kale içinde keyifli barlar ve sakın müzikler bulacağınıza emin olabilirsiniz ve en önemli şey de; gecenize enfes bir deniz manzarasının eşlik edeceği... 

Ulaşım

Monemvasia’ya ulaşmak için iki yolunuz var. İlki kendi aracınız ile Atina’dan yaklaşık 3-3,5 saat kadar yol almak. Bunun icin A7 otoyolundan Corinth ve Tripoli tabelalarını takip etmeniz gerekiyor. Otobüs tercih ederseniz o da mümkün elbette, ancak otobüslerin birçok noktada duraklama yapması seyahat süresini yaklaşık 6 saate ulaştırıyormuş.. Bir üçüncü yol da; yaz aylarında Pire’den kasabaya kalkan feribotlar. Yalnız bu kısım biraz karmaşık olabiliyor, zira ancak yüksek sezonlarda ve talep dahilinde bu hat açılabiliyormuş. 

Kasabaya ulaştığınızda kesinlikle bir araca ihtiyacınız olmuyor. Küçük otobüslerle yeni yerleşim bölgesi ve eski şehir arasında ara taşımacılık yapılıyor ama yol yürüyüş ile de on beş dakikadan fazla sürmüyor. Yeni şehir bölgesinde daha hesaplı bir konaklama yapar ve kale surlarına otobüs ile gelirseniz, surların tam girişinde inmeniz mümkün.. Gel gelelim deniz kenarından yapılan yürüyüş yolu çok çok deneyimlenesi.. Kale içinde ise ihtiyacınız olan şey yalnızca rahat bir ayakkabı olabilir..

Kasaba çevresinde günlük gezintiler yapmak isterseniz, bu noktada kesinlikle araca ihtiyacınız olacak, zira yakın çevreye düzenli çalışan bir taşıma sistemleri yok. (En azından 2015 yılında yoktu..) Bu nedenle çevre gezilefi için gerekli olacak araba, motor ya da ATV kiralamalarını yeni Monemvasia’nın merkez meydanından yapabilirsiniz..

Monemvasia’da, Kastro Monemvasia denen eski şehir/kale içi ve Nea Monemvasia diye bahsedilen yeni şehir bölgesi dışında; Agia Paraskevi, Agios Ioannis, Agios Stefanos ve Gerekas köylerini ziyaret edebilirsiniz. "Gerekli mi?" derseniz, bence değil.. Ancak, yine de gitmeye karar verirseniz, dünya üzerinde atılan her adımın bir geri olacağına ve size illaki bir güzellik sunacağına inanabilirsiniz..

Geri donusleriniz icin; yeni Monemvasia bolgesinin merkezinde KTEL otobus duragi bulunuyor. Toplu tasima ile ulastiginiz kasabadan, bu duraktan kalkan otobuslerle Sparta ve Molai sehirlerini gecerek Atina’ya ulasabilirsiniz..

Konaklama

Efie’ye göre adayı ziyaret etmek için en ideal zaman kesinlikle Paskalya dönemi. “Tüm seyahatlerimi düşünüyorum da, en lokal kutlamalarsı burada oluyor” demişti surların içinde dolanırken. Bana da Monemvasia çok keyifli bir bahar kaçamağı, uzun bir Yunanistan seyahatinin nefes aldırıcı bir durağı ya da romantik bir balayı destinasyonu olabilir gibi geliyor, o nedenle de yazdan ziyade daha çok bahar aylarında ziyaret edilmeli diye düşünüyorum. Bunu söylerken niyetim kesinlikle denizinin güzel olmadığı ve bir yaz tatilinin burada geçirilemeyeceğini söylemeye çalışmak değil. Aksine, kasabada yapılacaklar listesinin kısa oluşu ve manzara bonusu burayı sakin, dingin ve romantik bir tatil için üst sıralara taşıyor diye düşünüyorum.. Yoksa, buraya dek gelmişken bana göre kesinlikle görülmeden dönülmemesi gereken bir minik ada ve muhteşem bir plaj da bulunuyor ki o plaj; Yunanistan sınırlarında şu ana dek gördüklerimin ve de yüzdüklerimin en iyisi, en temizi, en etkileyicisiydi.. (Kendisi bir sonraki post konumuz..)

Konaklamak için bizim tercihimiz düğünün de yapılacağı Hotel Lazareto oldu. Frini ve Spyros düğüne davetli misafirleri için özel bir anlaşma yaptığından, otelde daha makul bir fiyata konaklamamız mümkün oldu. Bahçesi çok keyifli, kahvaltısı zengin ve özenli, odaları temiz, geniş ve taş olması nedeniyle de son derece serindi.. Otel, eski şehirde kale surlarına giden yolun üzerinde konumlanmıştı ve sabah gün doğumu vaktinde yaptığım meditasyon ile kendini bana daha da sevdirmişti. En önemlisi de; Monemvasia’da planlanan bir düğün organizasyonu için daha keyifli bir otel tercihi yapılamazdı. Ancak, bir daha gitme şansım olursa kesinlikle surların içinde, denize yükseklerden de bakabileceğim Byzantino Boutique Hotel ya da Dina's House gibi minik bir butik otelde kalmayı tercih edebilirim.. 




Düğün, öncesi ve sonrasıyla hem eksiksiz hem de müthiş keyifli bir organizasyondu. Sayelerinde tam olarak geleneksel bir Yunan kilise nikahina şahit olmuş oldum. (Efie evlendiğinde eşi Stepan Ermeni olduğundan, Ermeni kilisesinde ve Ermenilerin gelenekleriyle bir klise düğünü yapılmıştı.) Keyifli bir kalabalık, kaliteli bir açık büfe, lezzetli Yunan mezeleri, kişiye özel sipariş edilebilen kokteyller, bazen geleneksel çoğu zaman da popüler Yunan müzikleri ile harmanlanmış unutulmaz bir geceydi.. Ayrıca da Yunanlıların "anlatılmaz, yaşanır" Türk sevgisi sayesinde düğünün tek Türk misafiri olarak kendimi celebrity gibi hissettiğimi söyleyebilirim.



Monemvasia; belki klişe olacak ama dünya gözüyle görülmeye değer kendine has bir ortaçağ kasabası ve bambaşka bir Yunan deneyimi sunuyor gezgin ruhlara. Geçirdiğim iki gün ruhuma ilaç gibi geldi diyebilirim.. O yuzden de kasabaya veda ederken kale surlarına mutlaka yeniden geleceğimizi fısıldayıverdim..

Bu yıl, Lonely Planet’in Monemvasia’ya “Best Place to Visit Europe in 2016” kategorisinde ilk sırayı vermesine de bana yaşattığı nefis içsel duygular ve görsel şöleni düşünerek asla şasırmadım... 

Umarım siz de bu şipşirin kasabayı gorme firsatını en kısa sürede yakalayabilirsiniz..

Sevgiler
Lulu
x

22 Haziran 2016 Çarşamba

MYKONOS Vol.2 - Lezzet ve Eglence Rehberi

Benim Mykonos'umu ilk postta genel ulasim bilgileri ve en sevilen plajlariyla sizinle paylasmistim.. Ikinci post ise, adaya genel bir bakis ve lezzet onerileriyle dolu lakin, Mykonos plajlari kadar restoranlari ile de unlu bir ada.. Iddali tabaklar, iddali eglenceler ama ne yazik ki yuksek bedeller… Kimseyi korkutmak istemiyorum ancak bu adayi hakki ile yasamak demek, ciddi bir rakami gozden cikartmak demek. Bugune dek yaptigim en pahali yaz tatilinin Cote D’azur kiyilari oldugunu dusunurken, Mykonos tatili sonrasinda Guney Fransa’ya haksizlik ettigimi anladim.. O derece ;) Bunlari sikayet etmek icin soylemiyorum elbette.. Ben hazirlikliydim, siz de oyle olun isterim ;) Aksi halde evdeki hesap carsiya uymayabilir.. 

Bir onemli tavsiye de; Temmuz ve Agustos aylarinda adada olmak hayal edilemez bir kalabaliga karismak demek.. O nedenle planinizi ya Haziran ya da Eylul aylarina kaydirmaniz adayi tam ve sindirerek yasamanizi saglayacaktir..  


Little Venice; herkes icin Mykonos'un en bilinen goruntusu.. Gercekten cok sevilesi bir sirinligi var ve aperitif almak icin adanin en keyifli bolgesi kesinlikle burasi.. Aperitifinizi gunbatimi seyrine dalmisken alirsaniz ne demek istedigimi cok daha iyi anlayabilirsiniz.. Gunes, ufuk cizgisinde sanki suya dalarcasina gozden kayboluyor.. Cidden muthis.. Bu seremoniyi sira sira dizilmis barlardan gozunuze en keyifli gelenine yerleserek izleyebiliyorsunuz.. Benim favorim kokteyllerine bayildigim; Galleraki. Efie’ninki ise La Scarpa.



Little Venice’in hemen solunda Mykonos’un sembolu olan yel degirmenleri bulunuyor.. Her daim kalabalik, her gectiginizde resimlemeye doyulmaz guzellikte bir goruntu ve gunesi batirmak icin adanin en ideal noktasi kesinlikle burasi..


Chora; Little Venice'i de icine alan ada merkezi.. Daracik sokaklari, bembeyaz badanali evlerine karismis mavi ve yesilleri, kendine has butikleri, evlerin balkon ve teraslerindan sarkan sardunya, zambak, yasemin ve begonvilleri, cafe ve restoranlari ile tatil boyunca zamaninizi en cok gecireceginiz yer burasi.. Ozellikle de unlu Matoyianni Caddesi her adiminizi resimlemek isteyeceginiz guzellikte.. Chora'nin sokaklari Agustos ayinda tam olarak "et ete" oldugundan Haziran ve Eylul aylarinda alinan lezzeti alabilir misiniz bilemiyorum ama Efie’ye gore o kalabaliklarda bile sikayet etmeden gezilebiliyormus.. Tavsiyem, Chora sokaklarini doya doya gezmeniz ve bu turu degisik acilardan defalarca tekrarlamaniz.. Yururken caninizin cektigi her bara bir kadeh ayirsaniz, geceniz sabahi rahatca buluyor ! Bu tur cok keyifli ve Mykonos bir cok ziyaretcisi icin kesinlikle bu demek..

Adanin a-plus ziyaretcileri, Matoyianni Caddesi’ndeki kucuk barlarda ickilerini yudumluyor ya da butiklerde alisveris yapiyorlar.. Paparazziler her daim peslerinde.. Izlemesi enteresan kareler.. Biz gittigimizde Yunanistan’in Ask-i Memnu’su Brousko adada cekiliyordu hatta bir sahnesinde bizi de goruntulere dahil ettiler.. Gerci yayinlamamislar ama bizim icin guzel bir aniydi.. ;)

Mykonos bir eglence adasi oldugundan, mekanlari anlatmaya oncelikle gece kulubu ve barlardan basliyorum.. Sonra da bir seyler atistiririz ;) 

Bar / Club

Astra, Chora merkezdeki unlu bar/gece kulubu.. Tria Pigadia Caddesi’inde bulunuyor ve 20 yili aksin bir suredir adanin en iyilerinden biri.. (Dolce & Gabbana’nin da adadaki favorisiymis..) Sabahin ilk isiklarina kadar kaliteli bir ortamda partilemek icin birebir !

Skandinavian Bar, Chora merkezdeki barlardan biri.. Mekanin disindaki masalar gunun her saati daima tiklim tiklim.. Gece yarisindan sonra ise sokak partilerinde bir ekol..

Cavo Paradiso, adanin en iyi gece kulubu.. Yeri, Paradise plajinin solundaki tepe.. Gece 23:30 gibi aciliyor ama kalabaligin toplanmasi sabaha karsi 2/3’u buluyor.. Aslinda bu bilgiyi tum gece kulupleri icin not edebilirsiniz.. Ada mudavimleri (mudavim diyorum lakin Mykonos’a bir kez giden her yaz gitmeye devam ediyor..) Chora’daki restoranlarda yemek yiyip, bu bolgedeki cafe ve barlarda takilip, sonrasinda da gece kuluplerine dogru bu saatlerde yol aliyorlar.. Mekanin 2016 yili parti takvimini merak edenler icin;  http://cavoparadiso.gr/default.asp



Yemek + Parti 

Ayni mekanda aksam yemegi yedikten sonra geceyi partiye cevirmek de bir Mykonos klasigi.. Chora merkezde bulunan Ramezzo, hem deniz urunleri mutfagi, hem de partileri ile adanin unlu restoranlarindan biri.. Isterseniz restoran menusu, isterseniz bar menusunu tercih edebiliyorsunuz.. Kokteyllerinden Spicy Cucumber kesin tavsiyem !

Klasik bir Yunan mutfagi ve adanin en lezzetlisi mi ? Iste onun icin klasik bir isim cikiyor karsimiza.. Sea Satin ! En iyi deniz urunleri, en lezzetli Yunan mezeleri ve Yunan muzigine hasret kalacaginiz bi Yunanistan tatilinde en iyi Yunan muzigini buradan baska bir yerde bulamayacaginiz net.. Sea Satin’de saat 23:00 sonrasi muzigin ritmi yukselmeye basliyor ve sonrasi masa tepeleri, sirtakiler esliginde kocamaaaan bir parti.. Cok cok eglenceli !

Interni, Matoyianni Caddesinde bulunan ve adanin bana gore en guzel bahcesine sahip restoran/bari.. Belki bir deniz manzarasi yok ancak agaclara cevrili olusu ve bembeyaz dekoru ile adanin tum kalabaligindan kacabileceginiz ic acici bir mekan ! Akdeniz mutfaginin iyi bir ornegi olarak Interni’yi notlariniza ekleyebilirsiniz. Yemek sonrasi sizi bekleyen; iyi muzik, fancy ickiler ve seviyeli bir parti !

Super Paradise plajinin saginda kalan tepede, plajlar icinde de bahsettigim Jackie O’Bar bulunuyor. Jackie O’Bar, konsept partileri ve drag queen showlari ile 2015 yazinin en cok konusulaniydi.. Burada geceye erken saatte baslayip sef Christoforos Peksias’in ellerinden lezzetli bir aksam yemegi yedikten sonra geceyi akisina birakabilirsiniz.. Yeri, Super Paradise Beach’in hemen sagindaki tepe.. Araba ile gidecekler icin "free valet parking" hizmetleri var ki bu Mykonos icin oldukca iyi bir avantaj.. Ayrica Chora merkezden otobus ile Super Paradise plajina ve oradan da mekana veya Ornos plajindan kalkan taksi botlar ile direkt mekana ulasabiliyorsunuz..

Ornos plajinda tam olarak bir plaj restorani oldugunu soyleyebilecegimiz Kuzina bulunuyor. Atina’da da subesi olan restorana Mykonos’ta gitmedim ama kesin tavsiye edebilirim.. Restoran Ammos Hotel'in plajinda ve bir bolumu plajin da uzerinde konumlanmis durumda.. Sef; Yunan mutfagini, Akdeniz ve Asya mutfaklari ile birlestirip farkli lezzetler denemenizi sagliyor ! Ozellikle de sushi tadimlari muh-te-sem.. Yemek sonrasi muzigin sesini yukseltip, eglenceli partiler organize ediyorlar.. 

Ornos’un son donem favorilerinden bir digeri de Santa Marina Butik Otel’in plajina yeslesen Buddha Bar Beach. Deniz, gunes, ogle yemegi, happy hour, aperitif, aksam yemegi derken sonrasinda gelen DJ performaslari ile sabahi bulamaniz cok olasi..

Romantik Aksam Yemegi

Matsuhisa, adanin dillere destan sushi restorani.. Dunyaca unlu zincir restoran Nobu’nun bunyesinde ve Belvedere Hotel'de hizmet veriyor.. Restoranda yeni nesil Japon mutfagini deneyimliyorsunuz.. Matsuhisa Bar’da ise Martini kokteyller, vintage sampanya secenekleri ve nefis finger food’lar ile aksam yemegi oncesi geceye keyifli bir baslangic yapabiliyorsunuz.. Belvedere Hotel'de ayrica Thea Restoran bulunuyor.. Akdeniz mutfaginin seckin bir ornegi.. Her uc secenek de Belvedere Hotel Chora'nin tepesinde oldugundan nefis bir manzaraya sahip ve oldukca romantik !

Eger Japon mutfagini seviyor ve de ozel bir kutlama icin adadaysaniz rotayi kesinlikle Kiku’ya cevirmelisiniz.. Oldukca pahali ancak dunyanin en iyi Japon mutfaklarindan biri olarak kabul ediliyor.. Sizi adanin tum kalabaligindan siyirip, enfes bir romantizmin icine isinlayacagina emin olabilirsiniz..

Mutavazi aksam yemekleri 

M-eating, daha mutevazi ancak lokal Yunan mutfagi icin lezzetli bir aksam yemegi adina not edilebilir.. Servisi ozenli, bahcesi ferah ve restoranin sahibinin ayrica restoranin sefi de olmasi nedeniyle, yemek hakkindaki fikirlerinizi bizzat gelip kendisinin almasi cok sevimli..

Avra, adanin sevimli ve lezzetli restoranlarindan bir digeri.. Bahce icinde olmasi, kalabaliklardan siyrilmak icin iyi bir alternatif..

Nautilus; Mykonos'un en sevilen restoranlarindan biri.. Servisi ve sunumu ile lokal Yunan mutfagi yaninda, Akdeniz ve dunya mutfagindan da lezzetli denemeler yapabileceginiz, tavsiye edilesi bir isletme..

Italyan mutfagini ozleyenler icin Chora'da "ortalama" bir lezzet olarak not alinabilecek Pasta Fresca Barkia bulunuyor.. Cok kalabalik ve dolayisiyla gurultulu ve ozensiz bir servis anlayislari oldugunu eklemek gerek.. Yine de tercih ederseniz tavsiyem ikinci kata cikip, arka balkonuna yerlesme sansini zorlamaniz.. 

La Familia, halatlarla cevrelenmis sirin bir Yunan restorani.. Lezzetli, guleryuzlu ve samimi bir ortami var.. 

Ve son olarak Mamalouka, Chora sokaklarinda karsiniza cikacak guzel bir bahce ici.. Temasi organik malzemelerle hazirlanmis organik yemekler ! Oldukca ilgi cekici menuleri ve cok sevimli bir ortami var..

Kahvalti

Kahvalti konusunda otelimizin kahvaltisi yeterli oldugundan cok deneyim kazandigimi soyleyemem ancak adaya geldigimiz gun ve donecegimiz gunun kahvaltisini disarida yapacagimizdan Alpcan icin de, bizim icin de olabilecek en iyi tavsiyeleri notlarima eklemistim.. Liman sonrasi valizleri otele yolcu edip, Chora’nin dar sokaklarindan kosar adim Fato a Mano’ya ulastik ve mekanin dillere destan papatesli omletine nail olduk.. Enfesti ! Donus gunu ise Efie'nin favori kahvalti mekani Bonbonniere'de gune cok iyi bir kahvalti ile basladigimizi soyleyebilirim.. Bir de tavsiye edebilecegim ve yine dar sokaklar icinde bulabileceginiz Artisan Bakery var.. Kendisi kahve & kruvasan ikilisi icin adanin en ideal mekanlarindan biri..

Dondurma , Yogurt ve Limonata

Sizin de yaz iceceginiz limonata ise, Alley; adanin limonata cenneti ! Aslinda burayi limonata + kokteyl bar olarak dusunebilirsiniz.. Mekanin onunde oturup, gelip geceni izlemek cidden cok keyifli.. Yani, gun icinde adanin dar sokaklarinda yorulup, susarsaniz, kendinizi Alley’e teslim edebilirsiniz.. ;)

Happyo, onunde Alley gibi gelip geceni izleyeceginiz bir oturma alani bulunan dondurma ve frozen yogurtcu.. Yunanistan demek yogurt demek benim icin lakin kendisini yine bir Yunanistan seyahatinde tanimis ve sevmistim.. Bence siz de dondurma yerine yogurda bir sans verin ;)

I Scream, ise benim adadaki dondurma favorim ! 

Souvlaki

Son tavsiye de mekan mekan dolasip sabahi buldugunuzda gidilecek yegane adres ! Zaten Yunanistan sinirlarina girip unlu souvlaki tadilmadan adadan donulmesi soz konusu bile olmamali.. Kalamakia, Lakka meydaninda ve daimi kalabalik olan adanin en unlu souvlaki ve donercisi.. ;)

Bu arada ogle yemeklerini genel olarak plajlarda almis olacaksiniz ki bu noktada ilk postta anlattigim neredeyse tum plajlar size lezzet garantisi verebilir.. O nedenle, bu postta bahsettigim tum restoranlari aksam yemegi alternatifleri olarak dusunebilirsiniz.. Ancak, bahsi gecen restoranlarin hepsinde rezervasyon yaptirmaniz sart. Adaya gitmeden evvel rezervasyon isini halletmek, kalabaliklar icinde ne yiyecegiz ya da nerede yiyecegiz sorulariyla kafanizi ve zamaninizi mesgul etmez.. Ve en onemlisi de, sizi liman yakinindaki turistik mekanlara mecbur birakmaz.. Sunu da asla atlamayin ki; Mykonos demek her ne kadar eglence demekse, bir o kadar da lezzet demek !

Turkuazin deneyimlenmemis renkleri, lezzetli yemekler, hic durak bilmeyen bir eglence anlayisi, kucuk butiklerden yapilacak keyifli alisverisler, butcenizi asmayacak kucuk oteller ya da trendy ve sik butik oteller ile her ne ariyorsaniz onu bulacaginiz adadir Mykonos..

Sakinlikse sonuna kadar size sunabilir.. 
Ozgurlukse o da burada… 
Eglecesi ise ona da %100 hazirlar..

Ve Hayir, pelikan Petrus’tan bahsetmeyecegim.. ;)
sevgiler
lulu
xxx