4 Mayıs 2016 Çarşamba

BELGRAD Vol.1 - Sehir Rehberi


Belgrad son donemlerde seyahat tutkunlari icin nefis bir alternatif oldu lakin bir yandan sehrin lezzetleri anlata anlata bitirilemiyorken, diger yandan da vizesiz seyahat ediliyor olusu sehri hepimizin gozunde daha da cazip kildi..


Ani tatil planim vizesiz bir doneme denk geldiginden, Belgrad biletimi gercekten de bir cirpida kestirdim. Dusunmeye, hissetmeye, yasamaya ve en onemlisi de Sava ile Tuna nehirlerinin sevistigi sehre eslik etmeye cok hazirdim.. Sanirim bu kadar ani karar vermenin en iyi yani seyahat icin gun kovalamak yerine kendini bi anda ucakta bulmak oldu.. :)
  


Yaklasik bir yil kadar gecikmeli olsa da; bahar ve yaz aylari icin kacamak yapabileceginiz bu nefis sehri daha fazla gecikmeden anlatmaya basliyorum.. Ilk post sehir rehberi kivaminda.. Ikincisi ise fazlasiyla lezzetli olacak..

Belgrad'da olmanin en mutlu yani sehri yuruyerek dolasabilme ozgurlugunuz.. Zemun ve Ada Ciganlija disindaki tum bolgelere yuruyerek kolayca ulasabiliyorsunuz. Yurumek istemediginiz noktalarda ise kolayca cozebileceginiz bir sehir ici ulasim hatti mevcut.. Otobus ve tramway duraklarinda duraklama yapacak aracin numaralari ve hatlarin gittigi bolgeler acikca belirtilmis.. Eger tercihiniz taksi olacaksa, bu tercih Belgrad icin son derece ekonomik bir secim diyebiliriz.. Hatta bizim gibi, uzak bolgeler ve havalimani transferleri icin bir durak taksisi ile anlasma sansi bulursaniz  ciddi bir zaman tasarrufu yapmis olursunuz. Sehrin ulasim anlamindaki en buyuk artisi ise, trafiksiz bir yasama sahip olusu.. Trafiksiz, stressiz ve kesinlikle kornasiz…
  
Belgrad; 1999 yilinda kanli bir savas yasamis ve bedellerini oldukca agir odemis bir sehir.. Sehri gezerken bir yanda savasin ve komunizmin yogun izlerini gozlemlerken, diger yandan da gelisen, degisen, benim diyecek Avrupa kentlerinden bile daha medeni ve guvenli bir sehri taniyacaksiniz.. Iletisim kurmadiginiz takdirde en basit tabiri ile kimse kimsenin umrunda degil.. Iletisim kurdugunuz anda ise dunyanin en sevecen, en sicak ve en yardimsever halki oluveriyorlar.. Iste bu nedenle de bu sehirde muthis bir ozgurluk duygusuna maruz kalacaginizi rahatca soyleyebilirim..



Sehir, tarihi olarak Osmanli ve Avusturya-Macaristan Imparatorlugu'ndan kuvvetli izler tasiyan tarihi yapilara sahip.. Gezip gorulecek yapilar ve notlarinizda olmasi gerekenleri sehrin bolgelerini de tanitarak yazmak sanirim daha derli toplu olacak..

Stari Glad; sehrin eski yerlesim bolgesi.. Yasanmislik kokan tarihi binalari ile size kendini kolayca sevdirecek turden bir yakinlik hissi veriyor insana.. Belgrad Kalesi'nin bulundugu Kalemegdan bu bolgede ve sizi Kalemegdan'a ulastiracak yollar gercekten cok yurunesi.. (Yollar sizi nehir kiyisina ulastirdiginda, Kalemegdan’a dogru yurudugunuz yollara cizilmis graffitileri sakin kacirmayin) 

 

 Kalemegdan; sehrin nehir kiyisinda bulunan kalesinin meydani oluyor.. Sehrin onemli seyirlik yerlerinden birinin bu meydan oldugu rahatca soylenebilir. Meydanin sehir manzarasina hakim bir tepede olusunun yani sira, Osmanli izleri tasiyan kale surlarinin guzelligi onu kesinlikle gorulmeye deger kiliyor. Meydanda bir de elinde guvercin tutan bir heykel goreceksiniz.. Adi Victor Aniti olan bu heykel zamaninda Avusturya Macaristan Imparatorlugu'nun hakim oldugu topraklara dogru bakiyor.. Anitin yapilis amaci ise, dusmana sunulan bir guc gosterisi.. Ancak, bana kalirsa meydanin en onemli yani; Tuna ile Sava nehirlerinin bulusmasini izleyeceginiz en guzel nokta olusu.. Sirf bu muthis bulusmaya sahitlik etmek icin bile sehre gitmeye deger diyebilirim..




"Nedense" kimselerin sevmedigi ancak hayatinin bir bolumunu okuduktan sonra beni kendine hayran birakan disiplin timsali Sirp tenisci Novak Djokovic Belgrad'da dogmus.. Djokovic; Kalemegdan surlarinda dolanirken goreceginiz her tenis kortunda antreman yapmis ve amaci ugruna degil ter dokmek adeta o kortlari yikamis biri ! O yuzden oyle goz ucuyla degil de, hissede hissede bakin o guzel kortlara..



Kalenin hemen yani basinda bulunan park tam bir soluklanma alani.. Cimenlere yayilip muzik dinlemek serbest.. Bence icinde park/parklar bulunan bir sehre gidiyorsaniz -ki Belgrad bu konuda tam bir cennet- yaninizda mutlaka kablosuz bir hoparlor olmali.. Tarih meraklilari icin ise; Kalemegdan Park icinde Anahtar Teslim Aniti, Fransa Sukran Aniti, Balikci Cesmesi, Roma Kuyusu (hikayesi oldukca korkutucu), Sokullu Mehmet Pasa Cesmesi ve Ruzica Klisesi bulunuyor.

Bolge yakininda ayrica mucit Nikola Tesla’nin gorulmeye deger muzesi, Balkanlarin en buyuk Ortodoks Katedrali olan; Sava Katedrali ve Sırp Ortodokslari icin en onemli ibadet yerlerinden biri sayilan St. Michael Katedrali de bulunuyor… 

Nikola Tesla demisken; bu dahi adami gercekten tanimalisiniz, ya da taniyanlar daha da yakinlasmali.. 450 rds gibi bir bilet ucreti ile Tesla'nin kisisel esyalarini, gunumuz teknolojisine isik tutan dahiyane calismalarini ve hatta kullerini bile gormeniz mumkun ! Mimarisine bayilacaginiz muze evine sol merdivenlerden girip, sag merdivenlerle geri cikmanizi ve iki merdivenin bulustugu minik balkonda hatira pozu vermenizi de ayrica tavsiye ederim..



Skandarlija; Belgrad'in bohem bolgesi.. Benzetmek gerekirse bizim Asmalimescit'imizin arnavut kaldirimli hali denebilir. Bolge oncelikle tarihi meyheneleri ile unlu ve bu da geleneksel lezzetlere bu bolgede kolayca ulasabileceginiz anlamina geliyor.. Bu arada cok tatli bir bilgi; 70'li yillarda Paris'in Montmartre'si ile Belgrad'in Skandarlija'si kardes bolge ilan edilmis ve Fransiz sanatcilar sehre gelerek bu sokakta bir gecis toreni duzenlemisler. 

Ancak, soylemek gerekir ki, Skandarlija kesinlikle sehrin en kalabalik bolgesi.. Ozellikle de geceleri ! Hatta bana kalirsa fazlasiyla turistik bir bolge oldugunu soylemek hic yanlis olmaz.. Ama yine de gorulmeye ve yasamaya deger oldugunu dusunuyorum.. (Vaktiniz olur da sabahin ilk isiklarinda henuz kimseler uyanmamisken sokakta dolanirsaniz eminim ki bohem havasini cok daha fazla icinize cekebilirsiniz..)


  
Knez Mihajlova; sehrin alisveris caddesi.. Bir nevi bizim Istiklal caddemiz gibi.. Caddenin bir ucunda Kalemegdan Parki, bir diger ucunda ise Cumhuriyet meydani bulunuyor.. Bu iki uc arasindaki tum ara sokaklar ise; yeme, icme ve alisveris dukkanlari ile sarmalanmis durumda.. Kalabalik ama keyifli bir cadde diyebilirim ve tuhaftir ki insana hic turistik bir bolge hissi vermiyor.. (en azindan bana vermedi..)



Republic Square yani Cumhuriyet meydani sehrin tam olarak merkezi.. Meydandaki at heykeli ile ilgili ilginc bir detay var; aslında atin uzerinde olan adam Belgrad'i Osmanlılardan kurtaran kahraman komutan Prens Mihailo. Cok aci ancak bu detaya ragmen halk heykelden sadece “at” olarak bahsediyor.. :) Meydana yakin bir konumda olan ve Prens Mihailo'nun esinin adi ile anilan Prenses Ljubice Sarayi yine sehrin gorulmeye deger yapilarindan.. Tam bir balkan mimarisi ornegi olan sarayin ozellikle icindeki hamami pek gorulesi diyorlar..



Terazije meydani icin size verecegim en keyifli tavsiye; Hotel Moskva. Zamaninda Einstein, Hitchcock, Robert de Niro ve Jack Nicholson gibi bir cok unluyu de agirlayan bu otel icin "sehrin havalisi" diyebiliriz.. Fiyatlari sehir ortalamasinin oldukca uzeri olsa da bu otelin lezzetli kahvaltisini deneyimleyip, Balkanlarda pek meshur olan Ahmad Tea yudumlamalisiniz..


Strahinjica Bana; Republic meydanindan kisa bir yuruyus ile ulasabileceginiz upuzun bir cadde. Sabah kahvesi, ogle yemegi, aksam uzeri atistirmaligi ya da aperitif icin Belgrad gencliginin takildigi hareketli bolgelerden biri.. Caddenin ara sokaklarinda da cidden cok alternatif mekanlar bulunuyor ! Bu arada cadde genclerin suslenip puslenip kendilerini gostermeyi sevmelerinden oturu "Silicon Valley" adiyla da anilirmis..




Tasmajdan parki; Vracar bolgesinde bulunuyor.. Uzun yuruyusleriniz sonrasi dinlenmek ve her firsatta spor yapan dinamik bir halki gozlemlemek icin keyifli bir secim diyebilirim.. Ayrica parkin hemen yani basinda bir Ortodoks klisesi olan St.Mark's Church bulunuyor.. Disaridan bakildigindaki gorkemi kadar genis bir ic hacmi olmasa da; kilisenin dis kisminda bulunan bolmelerde mum yakmak ve dileklerinizi mum isigina fisildamak oldukca huzurlu..


Vracar bolgesine gitmisken eger ilgi alaniniza giriyorsa, The Automobile Museum'a ugramanizi ve Bratislav Petwovic'e ait klasik araba koleksiyonunu gormenizi siddetle tavsiye ederim.. (Adres: 30, Majke Jevrosime Street.)



Beton Hala; sehrin bir nevi Karakoy hatti gibi.. Depolar arasinda sikismis canli muzik mekanlari ve keyifli restoranlari var. Cok sevilesi !

Zemun; ise yeni Belgrad'in kordon boyu denebilir.. Nehir kıyısında bulunan cafe ve restoranlari, tek katli sirin evleri ile tam bir yazlik havasinda.. Yeni sehir bolgesi denince insanin aklina hemen kocaman, cok katli ve sevimsiz binalar gelse de; Zemun Avusturya etkisinde kalmis mimarisi ile bizi oldukca sasirtiyor.. Daracik arnavut kaldirimli sokaklarindan ulasilan Gardos Tower ve soluk soluga tirmanilan merdivenleri sonunda ulasilan sehir manzarasi cok etkileyici.. (Gardos kulesinin duvarlarina birseyler karalamadan donmeyin..)

Zemun mimarisi yaninda balik restoranlari ile de oldukca unlu.. Burada yasadigim lezzet solenini bir sonraki postumda detaylica anlatacagim ancak simdilik Belgrad'daki bir gun ve gecenizi bu bolgeye ayirmak hem gorsel, hem de lezzet anlaminda fazlasiyla anlamli olur demeliyim.








  
Ada Ciganlija; Belgrad'in sayfiye bolgesi.. Sava nehrine kiyisi olan ada; ziyaretcilerine plaj, su sporlari, yeme-icme, bungee jumping ve bisiklet kiralama gibi aktiviteler sunuyor. Isterseniz gun boyu bu aktiviteler ile doga ile ic ice olabilirsiniz.. Ya da adanin beach clublarinda oldukca haraketli bir gun gecirip, gunu geceye hatta geceyi de sabaha baglayabilirsiniz.. Ada Ciganlija'ya merkezden otobus ile 15/20 dk gibi bir surede ya da taksi ile 7/8 dakikada ulasabiliyorsunuz. “Nehirde yuzmek !” icin benim kadar heyecan yapacaklara da bir notum var; Sava nehrinde yuzmek; Ege Denizi'ne kiyisi olan bir ulke vatandasi icin cok heyecanli bir aktivite degil. Agustos'un kavurucu sicagina ragmen ayaklarimizi suya sokmanin disina cikmak istemedigimizi durustce soyleyebilirim.. Su goruntusu oldukca sevimsiz oldugundan plajlarda bronzlasmak, su sporlari yapmak ya da duslarda serinlemek daha cazip bir aktivite olabilir..



Sehrin heybetli postanesini gormenizi kisisel olarak tavsiye ediyorum.. Hatta siz de kendinize bir kart atin da seyahatiniz geri donusunuzde daha bir anlam bulsun.. :) Sehrin diger 2 heybetlisi ise; Stari Dvor yani eski saray ile onun yeni hali olan Novi Dvor.. Bana kalirsa cok ozellikli binalar degiller ancak gorsel olarak bahceleri pek renkli ve duzenli..




Icinde bulunup, bir tarihi deneyimlemek icin Tram 2 ile sehir turu yapmalisiniz ! Bu tur sayesinde sehrin savas sirasinda bombalanmis ve ibret olsun diye o sekilde birakilmis binalarini gorebilirsiniz.. Tramvay icinden bilet almaniz mumkun olsa da bence kacak takilin gitsin.. Ayrica tramvayda tatli bir Sirp teyze gorurseniz, birbirinizin dilini anlamayacak olsaniz dahi konusmayi deneyin ! Gununuz aydinlanacak, guvenin bana.. :)


   Sehrin onemli tarihi yapilarini bisiklet turlari ile gezmek cebinizde tutacaginiz arti bir tavsiye olabilir.. Yurumek benim nazarimda her halukarda en birinci secim olsa da, boyle bir firsatin varligini bilmek guzel ! Bu turlara Knez Mihajlova caddesi uzerinde olan acentelerden kolaylikla ulasabilirsiniz.. 

 

Donus gununuz icin enteresan bir muze onerisi daha vermek istiyorum.. Nicola Tesla Havalimani'nin hemen yani basinda Muzej Vazduhoplovstva bulunuyor.. Burasi bir havacilik muzesi. Muzede bir cok onemli ucak modelinin parcalarini gorebileceginiz gibi, Nato bombardimaninda dusurulmus F-117 ve F-16'larin parcalarini da gorme sansi bulabilirsiniz. Cidden muthis etkileyici..



PS : Belgrad senin icin nasil bir sehir derseniz ? Kocaman ve sevimsiz binalarin avlularinda buldugum kucuk mutluluklar derim.. Sehir tam olarak avlulara saklanmis durumda.. O nedenle binalarin avlularina girin, koklaya koklaya sevimli bahceleri, lezzetli mekanlari ve jazz muzigine hayran bir halkin muzik zevkini buralarda kesfedin !

Belgrad lezzetlerinde gorusme uzere..

sevgiler
lulu
x

8 Şubat 2016 Pazartesi

Yunanistan sinirlarinda alternatif bir rota ! Vol.5 POROS ISLAND


Atina'dan baslayip; Korint Kanali uzerinden Loutraki, Nafplion ve Epidavros ile devam eden seyahatimizin sonuna geldik ! Son destinasyon, bana "Saronic Korfezi'nin tum adalarini gordum" cumlesini kurdurdugu icin cok degerli.. 

Spetses, Hydra ve Aegina sonrasi merhaba Poros !


 

Poros adasina Pire limani uzerinden hizli feribotlarla 1 saat, arabali feribotlarla 2 saat 15 dk. gibi bir surede ulasmaniz mumkun. Atina'dan araba ile ulasmak isterseniz ise, yaklasik 150 km.lik bir yol olacak onunuzde.. Araba tercih edenler icin bizim izledigimiz yol oldukca ideal.. Yolda verilen molalar da kesinlikle yolculugunuzu daha keyifli hale getirir.. Biz, Epidavros'da gecirdigimiz dinlendirici saatler sonrasinda yaklasik 1,5 saatlik dolambacli bir yolculukla Mora Yarimadasi'nin guneyinde bulunan Galata kasabasina ulastik.

Galata, Yunanistan'in Poros adasina en yakin olan kara parcasi.. Kasabanin merkezinde bulunan kucuk limandan adaya gecis yalnizca 7 dakika suruyor ! (alttaki resimde Galata'nin adaya ne denli yakin oldugunu gorebilirsiniz..) Dilerseniz public olan park alanina aracinizi birakip adaya yaya olarak gecebilirsiniz.. Aracinizi yaniniza almak isterseniz ise, feribot bedeli 5 euro. (Kiraladiginiz aracin adaya gecis riski genelde sigortalarda belirtilmez o nedenle adaya gecis yapacaksaniz, policenize bu detayi ekletmelisiniz..)

  

Poros adasi; Saronic Korfezi adalari icinde yapilacaklar listenizin en kisa oldugu ada.. Dolayisiyla, denizin ve dinlenmenin keyfini cikartmak icin oldukca ideal. Yorucu bir road trip sonrasi adada gececek uc gun sizi kesinlikle dinlendirebilir.. Eger ihtiyaciniz dinlence degilse, tum adayi bir gece ve iki tam gunde ezberlemeniz mumkun :) Poros; dogasi, insanlari, yemekleri ile tipik bir Ege adasi.. Saronic korfezi adalari icinde en turistik olmayani demek hic yanlis olmaz lakin daha cok yerli halkin tercih ettigi bir destinasyon.. Bu sayede hala bakir, hala kendi halinde ve tadini almak baska bir keyif..

Adanin en onemli yapisi; tarihi Clock Tower. 1927 yilinda yapilmis olan kule, 2002 yilinda restore edilmis. Adaya varir varmaz, kiyi seridinde bulunan restoran ve cafelerin az uzerinde olan rengarenk neo-klasik evlerin uzerinde kuleyi kolayca gorebilirsiniz.. Kuleye ciktiginizda ise, ayaklarinizin altinda kalan sirin ada evlerinin kiremitleri uzerinden denize ve Galata kiyilarina mutlaka gozunuz degsin..





Clock Tower'a ulasmak icin liman bolgesinden adanin iclerine dogru yurudugunuzde; kucuk patikamsi yollar, sokaklar ve sirin merdivenlerden gececeksiniz.. Yol boyunca da butikler, mavi-beyaz klasik Yunan evleri, cicekli minik bahceler ve yerel tadlari kesfedebilecegiz cafe ve pastaneler size eslik edecek. Mesela, ilk ziyaret ettigimiz Saronic adasi olan Spetses'de kesfedip bayildigimiz ve Spetses'e ozgu bir lezzet oldugunu ogrendigimiz Amigdalota'yi Poros adasinda Poros'a ait ozgun bir tat olarak tanimaniz mumkun :)) Buradan anladigimiz da bu nefis bademli kurabiyenin Saronic adalarina ozgu bir lezzet olusu.. 




Ada gercekten cok yesil.. Tepeleri bol oldugundan, neredeyse tamami cam agaclari ile cevrelenmis ve bu sayede yuruyus yapmak oldukca keyifli bir hale gelmis. Aracla ya da uzun ama yuruyus severleri tatmin edecek bir yolculukla antik kent (Kalavria) Kaleureia'ya ve Temple of Poseidon'a ulasabilirsiniz. Temple of Poseidon, 6. yy'dan gunumuze cok cok az bir kismi kalmis bir tarihi yapi.. Yapildiginda cok gorkemli oldugu dusunulen bu tapinak, 18.yy'da neredeyse tamamen yok edilmis.. Arda kalan parcalarin da buyuk bolumu Hydra'da yapilan bir manastir icin kullanilmis.. Belki gorecek bir tapinak olmayacak ancak muthis bir Saronic Korfezi ve Mora Yarimadasi goruntusu icin buralara kadar gelmeye deger.. 

Acikcasi bizim icin Poros ciddi bir dinlenme noktasi oldu.. Sansimiza, Gunes de kendini (en azindan ogle vakitleri) esirgemedi de, plajlarda gecirdigimiz uzun zamanlara, kisa deniz keyifleri ekleyebildik. Bu sayede adanin onemli plajlarini ozellikle de yaz tatili planlayanlar icin detaylica anlatacagim..



 Liman sonrasi, adanin Progimnastirio ve Soinikismo bolgelerini birbirine baglayan kucuk kopruyu gecince kum bir plaj olan Kanali'ye ulasiyorsunuz.. Kanali, ada merkezine en yakin plaj dolayisiyla en cok tercih edilen plajlarin basinda geliyor. Cevresinde ihtiyaciniz olan kahvalti, ogle yemegi ya da plaj atistirmaliklarini temin edebileceginiz Kanali Cafe/Tavern ve Captain's Restaurant bulunuyor..

Kanali sonrasi adanin en uzun plaji Askeli var. Kanali'ye gore plaj anlaminda daha organize oldugu soylenebilir. Oteller bolgesi oldugundan plajin cevresi bir cok restoran ve cafe alternatifi sunuyor. Su sporlari acisindan da zengin.. Biz, bu bolgede bir otelde kaldik ancak otelden ziyade apart ya da ev kiralama acisindan da uygun bir bolge oldugunu soylemek gerek. Askeli sonrasi Panagitsa adinda kucuk bir beach var. Panagitsa'dan minik bir patika yardimi ile pek sevilesi Monastri plajina ulasiyorsunuz.. Ada genel anlamda cam agaclari ile kapli oldugundan, Monastri sirtini cam agaclarina dayiyor.. Ismi de plajin hemen ardinda olan Zoodochos Pigi manastirindan geliyor..

Neorio; adanin en guzel plajlarindan biri.. Yine cam agaclari golgesinde ve oldukca panoramik bir goruntuye sahip.. Ayrica da iki plajin birlesiminden olusuyor.. (Buyuk olan plaj Megalo. Kucuk olan ise Neorio and Micro Neorio) Sahilin hemen ardinda ise oteller ve klasik ama lezzetli bir taverna olan Peter var.. ;) Neorio'ya yine otobus ya da limandan kalkan teknelerle ulasmak mumkun. 

Benim adadaki favori plajim LOVE BAY. Gercekten cok cok romantik bir koy.. Sanki biri bu koyu kendine saklamak icin cam agaclari arasinda gizlemis gibi bir his veriyor insana.. Cam agaclari denize oldukca yakin hatta oyle ki; plajin sonuna dogru denize dokunacak kadar yaklasiyorlar.. Gozunuz bir yandan minyatur ada Daskalio'ya degerken, Love Bay'in tertemiz suyunda yuzmek inanilmaz keyifli ! 





 Bir baska sevilesi plaj da Vagionia. Vagionia'ya otobus ile ulasmak mumkun degil. Ancak kendi araciniz ile ulasabiliyorsunuz. Bu da nefis bir sessizlik demek ! Dinlenmek ve plaj sekerlemeleriyle dolu bir gun gecirmek icin kesinlikle burayi tercih edebilirsiniz.. Plajin cevresinde minik bir bufe olsa da siz siz olun hazirliksiz gitmeyin.. Bu arada plajin az ilerisinde bir batik sehir bulunuyor.. Balik tutmak, sinorkel yapmak ya da dalmak gibi aktiviteler icin adadaki en ideal yer burasi.. Plajin cevresinin limon agaclari ile kapli oldugunu da eklemem gerek.. Guneslenirken, burnunuza gelecek limon kokusu icin bile bu plaja gidilebilir.. ;)



Russian Bay, goz hafizaniza eklemeye deger yerlerinden biri. (Bu ifade de bana "Before Sunrise" filminden kalan enfes bir anidir..) Kum bir plaj ve ruzgara karsi oldukca korunakli oldugunu soyleyebiliriz. Isminin Russian olmasinin nedeni ise; Turk istilasina karsi Yunanlilara yardima gelen Rus gemilerinin burada demirlemis olmasi.. Plajin tam karisinda uzerinde yalnizca bir klise olan, minik bir ada goreceksiniz.. Iste asil konu orasi.. Adi; Daskalio. Cok cok sevilesi bir nokta ! Ada cevresinde bulunan luks yatlari takip ettiginizde zaten bu minik adayi bulmaniz kolay olacak.. Tekne kiralayip, gozlerden uzak yuzmek ve guneslenmek icin Daskalio'yu tercih edebilirsiniz.. Russian Bay'a karadan gitmek icin Poros liman bolgesinden taxi ya da otobuse binebilirsiniz.. Sicaga aldirmadan yurumenin bedeli ise sanirim en az 45 dakika surecektir. Bu arada yaz aylarinda Russian Bay'da keyifli konserler de olurmus.. Yaz doneminde adada olacaksaniz, konser takvimine goz atabilirsiniz. Bir onemli detay da; -buyrun size Poros'u sevmek icin en guzel detay- bu minik adanin kalp seklinde olmasi.. ;)

 

The Lemon Forest; limon agaclari ile cevrili adanin en siradisi bolgesi.. Hele ki ben kadar limon kokusunu seviyorsaniz gercek bir cennet denebilir ! Bir yanda limon agaclari ve onlarin enfes kokusu.. Diger yanda su degirmenleri.. Asil Blossom vakti gorulmeli deseler de yaz sonu hali de cok cok guzeldi.


Ada elbette nefis bir Ege mutfagina sahip.. Paros oncesi gidilen tum destinasyonlarda Efie balik urunlerinden pek hoslanmiyor diye daha cok mezeler esliginde Yunan mutfaginin et kismina yonelmistik. Bu yuzden de ada ozledigimiz tum Yunan lezzetlerine kavusmamizi sagladi.. Hem zaten insan bir adaya geldiginde balik ve deniz urunleri disinda bir sey yememeli ! 
Aspros Gatos adanin en iyi balik restoranlarindan biri.. Denizin tam olarak kiyisinda olusu en sevilesi yani.. uzerine hem lezzetli, hem de cok romantik ! Taverna Karavolos tavsiye edebilecegim mekanlardan bir digeri.. Sirin bir bahceye sahip ve sahipleri de sicacik insanlar.. Taverna Poseidon ise genis bahcesi ve lezzetli baliklari ile lezzet anlaminda cok sevdigimiz bir mekan oldu.. Konumu da liman bolgesi oldugundan son derece merkezi. Sunset vakti masaniza yerlesirseniz mideniz kadar gozunuz de senlenebilir.. Ancak bize kendini en cok sevdiren Meze Meze oldu.. Restoranin konumu limanin sonuna dogru oldugundan ve yol ile deniz arasindaki mesafe daraldigindan mekanin masalari yuruyus yapilan beton zemine konmustu.. Inanilmaz keyif aldik burada yedigimiz yemekten, yatlarin goruntusunden ve denizin kokusundan... (her ne kadar burada yemek yerken Alpcan'in basina talihsiz bir kaza geldiyse de, mekani ve sahiplerinin yardimlarini her zaman gulumseyerek hatirliyorum..)


 
Limanin bulundugu ve adanin merkezi olan sahilde denize karsi konumlanmis sayisiz cafe, bar, restoran, taverna, dondurmaci vs.. goreceksiniz.. Aksam yemegi oncesi aperitif yapmak icin mutlaka bir ogleden sonrasinizi ayirin hatta gunesi burada batirin.. Biz Efie ve Stellios'un tavsiyesi ile Passaggio'yu tercih ettik.. Mojito'su cok basariliydi !
 
 

Poros adasinda "Gunes'in batisi izlenmeli" dense de, ben dogusuna asik olmus olabilirim.. Gunluk meditasyonumu ve nefes egzersizlerimi iki sabah da bu muhtesem goruntu sonrasi yaptim.. Paha bicilmezdi !  



Iste Poros detaylarda boyle bir ada.. Bizim topraklarimizda dogmus unlu Yunan sair Yorgos Seferis'in de dedigi gibi; essiz buyusu ve bariscil ortamina asik olmamak mumkun degil..

Mutlu Seyahatler ! 
lulu
xxx