1 Haziran 2018 Cuma

ANDROS

Yunanistan son yillarda hem yakinlik hem Avrupa geneline gore daha uygun bir butce ile tatil planlanabilmesi hem de lezzet ve deniz olarak beklentileri tam olarak karsilamasi nedeniyle fazlasiyla populer durumda. Senelerdir biz de ulke sinirlarina duzenli olarak her yaz girmeye, Atina ile hasret gidermeye ve sonrasinda da yeni yeni ada deneyimleri edinmeye devam ediyor ve bunu seyahat hayatimizda bir rituel olarak kabul ediyoruz..

2017 yilinin son deniz tatilini Alpico'nun okula, bizim de yogun is hayatina geri donusumuz oncesi biraz uzun tutarak; Atina-Aegina-Atina-Andros olarak sekillendirmistik. Aegina planindaki amac ozledigimiz ada yasamini adali dostlarimizla birlikte yeniden yasamakti. Andros ise yeni bir ada deneyimi sunacakti.. Ayrica harita uzerinde birbirinden cok farkli yerlerde bulunan bu iki ada cok sevdigimiz Atina sehri ile iki kez bulusma sansi da taniyacakti.. 

Atina ve Aegina'da edindigimiz yeni deneyimleri daha once yaptigim postlara eklemeye calistim ancak yepyeni bir deneyim olan Andros'u ozellikle de hakkinda cok fazla seyahat yazisi bulanmadigi icin hevesle ve detaylica paylasmak niyetindeyim.



ULASIM

Andros unlu Kiklad Takimadalari'nin ikinci buyuk adası. (en buyugu Naxos). Kikladlarin en az turistik olani denebilir kendisi icin, lakin hem ada grubunun en kuzeyinde kaliyor hem de diger adalar gibi Pire limanindan kalkan feribotlar ile adaya ulasmak mumkun olmuyor. Andros'a ulasmak icin Atina'nin Rafina Limani kullanmaniz gerekiyor ve Atina’ya oldukça yakın oldugundan arabali feribotlarla iki saat gibi bir surede adaya varmis oluyorsunuz. Hizli feribot sansiniz ne yazik ki yok, zaten gerek de yok.

Rafina Limani'na ise Atina havalimanindan duzenli kalkan otobusler ile ulasabilirsiniz. (30 dakika - 3 euro) Rafina'nin havalimanina uzakligi yalnizca 15 km oldugundan taksi kullanmak da cok mantiksiz bir secenek degil ama yine de otobus ve taksi arasindaki fark buyuk.
(gunduz 35, gece yarisi sonrasi 50 euro)

Feribot saatleri nedeniyle seyahat oncesinde gecelemeniz gerekirse, Rafina'daki oteller fazlasiyla vasat durumda, bunu bilin. Atina sehir merkezinde keyifli bir otelde kalip, sabahina taksi kullanmak cok daha akli selim bir davranis olur. Boylece keyifli de bir aksam yemegi yeme sansiniz oluyor.. Ama ekonomik dusunup yine de Rafina'da kalmaya karar verirseniz; Balkony Restaurant ozellikle manzarasi itibariyle tavsiyem olsun. Daha once orada gun batimi vakti keyifli bir yemek yemistik ve yemekler de fena sayilmazdi.
(Adres Dimokratias 100, Rafina)

Bu arada Atina sehir merkezi ve Rafina Limani arasindaki mesafe 40 km oldugundan taksi fiyatlari gunduz 50, gece yarisi sonrasi 65 euro olarak belirlenmis. Atina'dan limana otobus seferleri de var elbette. Yolculuk bir saat kadar suruyor, otobusler cok eski ve acikcasi pek de hijyenik degiller. (Kalkis duragi; Pedion Areos. Duraga ulasmak icin yesil hat metro ile Victoria istasyonuna gitmeniz yeterli. Bilet fiyati 3,00 euro) 

Andros feribot biletleri diger kiklad adalarina oranla oldukca uygun. Biz sayehat saatlerimize en uygun olan biletleri Golden Star Ferries'de bulmustuk ama Fast Ferries'i de seyahat oncesi mutlaka kontrol edin. Sabah adaya gidis saatleri cok fark etmiyor olsa da geri donus saatleri bu iki firma arasinda mukemmel sekilde paylasilmis.

Yolculugun iki olumsuz tarafi var. Ilki; gemi kuzey ruzgarlarina karsi yol aldigindan ruzgarin cok sert esmesi.. Bu durum acik ve gunesli havalarda dahi denizi fazlasiyla dalgali hale getiriyor ve feribotu besik gibi salliyor. İkincisi ise; ada limanina yalnizca bir feribot giris yapabildiginden ikinci bir feribot geldiginde liman disinda bir sure beklemesi gerekiyor. Bu sure bir saati de bulabilir, soylenmeyin. Bu detayi bilerek ada yoluna cikmakta fayda var.

Andros'un diger kiklad adalari kadar turistik bir nokta olmayisinin (ozellikle yabanci turistler icinbir diger nedeni de ada sakinleri icinde Yunanistan'in hatta dunyanin en buyuk armatorlerinin olmasi ve kendilerinin adayi daha gizli sakli tutma cabalari. Bu bilgiyi Yunanli arkadasimin kaptan olan babasindan ogrendim. Andros gibi bir kac onemli adalari daha varmis korumak/saklamak istedikleri. Onlari da gezdikce paylasirim umarim.



ANDROS'DA NE TIP BIR TATIL PLANLANABILIR?

  Andros kesinlikle sakinlik ve dinlenme tatili arayisindaysaniz ilgi alaniniza girebilir. Gunduzleriniz olaganustu plajlarin pesinde ve doga kesifleri yaparak gecer, aksamlariniz ise lezzetli sofralarla senlenip, belki bir kac kadeh kokteyl ile renklenip, geceniz sonlanir. Bu kiklad adasinda Paros ya da Mykonos (ki Mykonos zaten yunan adasi kriterlerini tasimiyor) gibi bir gece hayati potansiyeli ya da plajlarinda asirilik ve cilginlik beklememelisiniz.   

Adanin dağlık ve yeşil dokusu doğa yurusleri icin cennet kabul ediliyor. Bitki ortusunun yesil agirlikli olusunun en onemli nedeni diger adalardan farkli olarak Andros Adasi'nda suyun bol olusu. Bu yonu ile alışılmış çorak ada tepelerini daha az goruyor, yesillikler icinde nefis yuruyus rotalari bulabiliyorsunuz. Isaret/yön sisteminin de basarili olduğu soylenebilir. Ada bu yonuyle de kitle turizminin degil de, daha cok nitelikli ve bilincli turist pesinde oldugunu gosteriyor.

KONAKLAMA 

 Adayi Gavrio, Batsi ve Andros (Chora) olarak uc bolume ayirabilirsiniz.

1. Gavrio : Gavrio adanin bati tarafinda kalan liman bolgesi ve adaya ulastiginizda feribotunuzun yanasacagi yer burasi olacak. Daha cok arac kiralamak ya da feribotla yolculuk oncesi/sonrasi bekleme suresince yararlanabileceginiz bir gecis bolgesi olarak dusunebilirsiniz. Konaklama icin uygun alternatifleri de var elbette ama Andros'un guzelligine ve kalitesine yakisir bir konaklamayi merkezde bulmaniz pek mumkun degil. Ancak Gavrio'nun 2/3 km sonrasindaki tatli yerlesim bolgesi Agios Petros oldukca kaliteli isletmelere sahip. Biz, arkadaslarimizin da tavsiyesiyle bu bolgede fazlasiyla memnun kaldigimiz bir isletmede konakladik. Tam ismi Aithra Houses, Apartments and Maisonettes. Otel Agios Petros Plaji'nin hemen ardinda yukseldiginden bize hem nefis bir Ege manzarasi hem de kendimize ait mavi bayrakli bir plaj avantaji sagladi ki bu da sabahlari yuzumuzu denizde yikayabilme sansi verdi. Bir de uzerine bonus olarak adanin en eski ve en geleneksel restorani Giannoulis Restoran otelimizin bunyesinde bulunuyordu. Yol kenarinda, agaclarin golgesinde ve denizi de gorebileceginiz keyifli bir ogle yemegi adresiniz olabilir kendisi. Eger giderseniz adanin unlu yemegi "Fourtalia"yi da burada denemenizi oneririm.



 


Agios Petros'ta ayrica bir kac lokal taverna, bir kac farkli restoran alternatifi, pastane, manav ve super market de bulmaniz mumkun. Bizim kahvalti mekani olarak belirledigimiz bir Juice Bar'i dahi vardi. Sabahlarimiz uzun bir yuruyus uzerine deniz ve onun da uzerine saglikli meyve/sebze sulari ile basladi.

Ogle vakitlerinde denedigimiz Hot Spot Pizza Bar'i da cok sevdik.. Kendisi alternatif bir pizzaciydi. Alternatif diyorum lakin hakikaten enteresan pizza cesitleri vardi menulerinde. Pizzalari dilim olarak da alabiliyorduk ve ayrica salatalari da cok cok lezzetliydi.

Not : Gavrio'dan Batsi bolgesi 8, Andros (Chora) ise yaklasik 30 km uzaklikta ve bu cost muhtesem goruntulere sahip! Aracla yol alirken sık sık duracaginiza ve goruntuleri nefes gibi icinize cekeceginize eminim.



2. Batsi : Batsi adanin bati kanadinda kalan en turistik bölge diyebiliriz, ancak yine de bir balikci kasabasi olarak korunabilmis bir yerlesim. Kucuk, yukariya dogru genisleyen bir mezkeze sahip. Minik bir carsisi, dar sokaklarinda sirin cafe, restoran ve barlari bulunuyor. Aksamlari bu anlamda alternatifniz bol. Biz bir aksamimizi Oti Kalo'da lezzetli bir yemekle gecirdik. Tavsiye edebilirim ama mutlaka terasin denize en yakin masalarinda yer bulmanizi onererek...

Batsi'de merkezin bir ucunda uzun, mavi bayrakli ve organize olan Batsi Plaji bulunuyor ama ada oylesine enfes plajlara sahip ki; burada yüzmek icin zaman harcamanizi şahsen onermem. Yine de Batsi ve çevresinde konaklayip bu plajda tum gununuzu gecirebilir ve ihtiyaclarinizi kolayca karsilayabilirsiniz.

Batsi merkezi yerine Batsi'nin az ilerisinde kalan tepelik Stivari bölgesinde de konaklama yapmaniz mumkun. Stivari, tepelik ve doga ile ic ice bir yerlesim. Deniz her daim yakininizda ve gun batimi icin de nefis bir nokta kendisi.

Batsi'nim devamindaki nefis yol once Stivari sonra Paleopoli'ye ulasiyor. Paleopoli antik donemden gunumuze dek ulasan onemli bir yerlesim yeri. Adanin ilk baskenti ve ayrica da gorsel olarak son derece yesil bir alan. Denize dogru uzanan merdivenimsi manzarasina mutlaka bir bakmalisiniz... Biz bir sabah kahvaltimizi bu manzaraya karsi yapip sabah sessizliginin tadina varmistik. Hatirlanasi anlar....

 



3. Andros (Chora) : Yunan adalarinda “Chora” olarak adlandirilmis bolgeler adanın başkenti anlamina gelir. Andros Adasi'nin Chora'sinin adi, ada yerlileri arasinda Andros olarak da geciyor. Bu sizi sasirtmasin. Andros/Chora, adanin dogu yakasinda bulunuyor ve diger iki bolgeye uzak bir mesafede oldugu soylenebilir ama buna ragmen etkileyici mimarisi, keyifli carsisi ve restoranlari ile turistlerin ilgisini ceken bir bolge. Ozellikle hançer şeklindeki yarimada goruntusu ile fazlasiyla populer diyebiliriz. Dar sokaklari, keyifli meydanlari, beyazina karismis maviler, yesiller, lilalar, griler ile suslenmis evleri, yarimadanin en ucunda kalan feneri ile hakikaten cok guzel bir kasaba. Meçhul denizci Afanis Naftis'e adanmis heykelin bulundugu teras kivamindaki meydandan manzaraya ve Andros Chora Feneri'ne (Tourlitis Lighthouse) uzun uzun bakmanizi oneririm. Hatta meydanin yanindaki merdivenlerden asagiya inip, denize iyice yakinlasarak melankolik dusuncelere dalmak da nefis oluyor!

Andros'un ana meydaninda bulunan dev çınar agacinin golgesinde oturup frappe icmek Andros icin bir rituel. Bu vesile ile ada yasamini ve aristokrat yerlilerin birbirleri ile olan iletisimlerini de gozlemleme sansiniz oluyor. Sonrasinda da ana cadde ve ara sokaklardaki dukkan ve galerileri gezmek keyifli bir aktivite. 

Andros'u kulturel olarak farkli bir yere tasiyan Goulandri ailesi; tum sanat koleksiyonlarinin icinden bir seçkiyi adaya bagislayip, Modern Sanat Müzesi'nin açilmasini saglamislar. Chagall, Picasso, Matisse, Rodin ve Kandinsky gibi dahilerin eserlerine bu muzede ulasabiliyorsunuz.. Ayni sekilde yine Goulandri ailesinin katkilariyla kurulmus Arkeoloji Muzesi de gorulmeye deger.

Andros/Chora'da yemek konusunda alternatifiniz cok fazla. Biz gorur gormez cok sevip ana caddeye bakan diş masalarinda yer bulunca kacirmak istemedigimiz Endochora'da nefis bir aksam yemegi yedik ve uzerine Dolly's Bar'da keyifli kokteyller aldik. Alpico ise yemek sonrasi restoranin hemen caprazdaki Dodoni'de ada dondurmasinin tadina bakti. Bir baska gece de Yo n Ice 'i denemisti. Elbette ikisine de bayildi. :)











ANDROS ADASI'nda NELER YAPILIR ?

Bizim bir yunan adasinda yaptigimiz yegane aktivite, motor ya da araba ile ada etrafini mumkunse 360 derece dönmek! Bir adayi doyasiya kesfetmek icin en ideal yolun bu oldugunu dusunuyoruz. Andros Adasi'nda bunu yaparken hakikaten cok cok buyuk bir adada oldugunuzu hesaba katmak gerekiyor. Adanin ana yerlesim yerleri Gavrio, Batsi ve Andros disinda her gununuzu dag-tepe, köy-kasaba ve plaj kesfederek degerlendirebiliyorsunuz ama aklinizda olsun ulasim o kadar da kolay degil! Ozellikle de vahsi ada plajlarina ulasmak fazlasiyla zorlayici olabiliyor..



Stenies; Chora'ya yakin yeşil bir köy. Evlerinin guzelligi ve dag eteklerinden denize uzanan goruntusu cok cok keyifli. Chora ziyaretinde mutlaka ugranmali diye dusunuyorum.. 

Andros/Chora'dan cikip guneye dogru devam ederseniz yine harika manzaralar esliginde Ormos Koryhiou yani Korthiou Körfezi'ne ulasiyorsunuz. Korfeze inisteki son donemec ve oradan gozumuze degen manzaranin guzelligine doyamadik biz.. Enfesti. Korfez hem konaklamak hem de yeme-icme anlaminda bir cok isletmeye sahip ama biz burayi bir gecis noktasi olarak kabul ederek korfeze yakin sahane bir plaja uzaniyoruz. "Avrupa'da ziyaret edilesi plajlar" listemizin pek kiymetisi; Tis Grias to Pidimaya..

Andros'a yakin Pano Kastro veya Faneromeni Kalesi ortaçağda adanin en guclu sehri olarak dusunuluyor ve Venedikliler tarafından insa edildigi biliniyor. Kocaman bir platonun tepesinde yuksek bir alanda bu kale ama kale duvarlarindan gunumuze cok az bir bolum ulasabilmis. 

ADA PLAJLARI

Andros Adasi'nda her zevke uygun plaj bulmak mumkun. Organize plajlar, gizli sakli ve zorlu arazi yollariyla ulasilan vahsi plajlar, mavinin en guzel tonlarini takip edebileceginiz cennet sulari, kum ya da cakil taşlı plajlar derken hakikaten onlarca farkli alternatifiniz var.. Tum plajlari deneyimlemek acikcasi biraz zor. En azindan bizim seyahatimiz adayi kesfetmeye yeterli olmasina ragmen tum plajlari deneyimlemeye yetecek bir zaman dilimini kapsamiyordu, ancak iclerinden en merak ettiklerimizi ve en cok tavsiye edilenleri kesinlikle iskalamadik. Hepsini tek tek ve gorsellerle size anlatacagim ki; karar asamasinda size cok daha yardimim olsun.



Bu arada sunu da eklemeliyim; biz adaya Eylul ayinin ilk haftasi gittigimiz icin bir cok plajda yalnizca biz vardik ama lokallere gore uzak ve vahsi olan plajlar sezon zamani dahi cok cok kalabalik olmazmis..

Once Gavrio'dan kuzeye dogru yol alalim :)

* Gavrio'dan araciniz ile 5 km kadar kuzeye seyrettiginizde ilk ugranasi plaj FELLOS olacak. Genis ve minik cakilli bir kumsala ve kristal bir suya sahip. Organize değil ancak agaclar plajin ardinda keyifli golgeler olusturuyor ve bu hali ile ada sakinleri tarafindan da sıkca kullaniliyor.

Fellos sonrasi; tam bir lokal ada tavernasi ornegi olan To Steki tou Andrea'ya ugramanizi onerebilirim. Bahce icinde ve agaclar altinda salaş bir taverna kendisi. Cocuklar icin minik bir parka da sahipti ve cok net soyleyebilirim ki; yedigimiz her sey aşırı lezzetliydi! Yalnizca cok ovundukleri kokoreçlerini begendigimizi soyleyemem. O işi bizim ulkemizden daha iyi yapan yok azizim. 







Fellos plaji sonrasinda az daha kuzeye cikarsaniz yol sizi cakil tasli nefis bir plaja ulastiriyor. Ismi Pisolimionas. Elbette organize degil ve agac da olmadigi icin golge edinme sansiniz sıfır! Yani hazirlikli gitmek sart. 



Fellos ve Pisolimionas sonrasi karnimiz da tok oldugundan neredeyse adanin en kuzey plajlarından olan Peza (Mikri and Megali) ve Zorkos arasinda bir secim yapip ZORKOS'u hedef aldik. Bu yolculuk ile adanin bati kiyisindan aslinda bir parca dogusuna uzanmis olduk. Tanrim! O nasil bir patika yol, ne kadar da uzun ve ne de zor oyle!

Bir yandan arkadaslarimizin tavsiyesine guvenirken, diger yandan ufak ufak soylendik aslini bakarsaniz ama iyi ki yolumuzdan vazgecmemisiz, lakin bu zorlu yolculuk sonrasinda ulastigimiz cennet su daha sonraki gunlerde yapacagimiz daha zorlu plaj yolculuklari icin bizi motive etmis oldu.

NOT : Zorkos yolunda Aegea Blue Cycladic Resort adinda bir tesis bulunuyor. Balayi ya da romantik bir tatil planlarininiz var ise; tesis hakikaten nefis bir alternatif olabilir. Not edilmeye deger! Ayrica plaj bu otel sayesinde organize bir hale de getirilmis. Isletme otel disindan gelen ziyaretciler tarafindan kullanilabiliyor ve minik de bir plaj bari mevcut. 

 

Simdi bir baska kesif yolu cizelim ve Gavrio'dan guneye dogru inelim !

Gavrio sonrasinda mavi bayrakli ve genis kumluk plaj Agios Petros bulunuyor. Bir kac isletmesi bulunan ama otel sakinleri disinda daha cok lokaller tarafindan ogleden sonralari kullanilan bu uzun plaj ada ruzgarlarina oldukca acik. Ruzgarsiz ya da ruzgarin az oldugu gunlerde eger bu bolgede konaklama yapiyorsaniz kullanabilirsiniz. Biz bu plaji otelimizin tam onunde oldugundan sabahlari ve son gunumuzde dinlenmek icin kullandik. Sansimiza ruzgar kuvvetli olmadigindan deniz de oldukca sakindi. Gunesi plajda batirdik ve keyif de aldik. Ama oteliniz baska bir bolgede ise tavsiye eder miyim? Hayir...

Agios Petros yerine az daha ileriye alalim sizi..  



Agios Petros sonrasinda yuruyerek bile ulasabileceginiz adanin en organize ve unlu plaji Christi Amos ya da diger adi ile Golden Beach bulunuyor. Kum bir plaj ve ozellikle cocuklu aileler tarafinda tercih ediliyor kendisi. Sirin bir plaj bari, keyifli muzikleri ve basit bir kac yemek alternatifleri de var. Agios Petros'a gore daha korunakli bir koy oldugu icin kuzey ruzgarlarindan etkilenme orani da daha dusuk. 





Yine ayni yol uzerinde devam edersek, Kipri plajini es gecip Agios Kiprianos Plaji'nda durmanizi onerebilirim. Biz bu plaji aracla gelip gecerken gozumuze kestirmistik cunku plajin yani basindaki kucuk şapel cok cici duruyordu. Bir ogleden sonramizda gunesi gozden yitirmeden evvel ugradik kendisine. Kucuk sahilinin sol yanindaki kayaliklar sayesinde deniz daha da keyifli bir gorunume burunmustu. Sezonda kalabalik olur mu bilemiyorum ancak bilin ki; plaj organize degil ve daha cok lokaller tarafindan kullaniyor. Aracinizi park ettiginiz alanda ise bir restoran mevcut. 





Agios Kiprianos sonrasinda yol nefis manzaralarla Batsi'ye ulasiyor. Biz organize bir plaj olan olan Batsi Plaji'ni es gectik, lakin amacimiz daha vahsi ve cok daha etkileyici sularda yuzmekti. Aslinda bu amacla yolumuz uzerindeki bir cok plaji es gecip hedefimize kitlendik. Yani Apothikes'e! 

Apothikes, yine zor oldugunu dusundugumuz(!) bir yolcukla ulastigimiz ve yine nefes kesici buldugumuz bir plajdi. Ulastigimiz zumrut sular ve sahilin el ayak cekilmis sessizligi tum yolculuk zorluklarini aninda unutturdu elbette. Cok geniş bir plaj degil Apothikes ama suyun rengi ve deniz icindeki magarasi ile fazlasiyla sevilesi. Bir plaj isletmesi de bulunuyor ama minik barı yalnizca yuksek sezonda aciliyormus.  





Apothikes sonrasi adanin bati kiyilarindan tam olarak dogu kiyilarina gecis yapmanizi oneririm. Haritadan incelerseniz Apothikes karsisi Korthiou Körfezi'ne denk geliyor. Adanin ic bolgelerine dogru yaptigimiz bu yolculukla bu kez seyahat listemizin bas kosesindeki; TIS GRIAS TO PIDIMA plajina ulasiyoruz. Plaj Ormos Korthiou bolgesinde organize degil ve tum ozelligi denizin icinde bir anit gibi yukselen ihtisamli, dev bir kayaya sahip olusu. Plaja ulasmak icin aracinizi park edip kayalik patikadan bir miktar zorlanarak yurumeniz gerekse de deneyimleyeceginiz guzellige degiyor!

Olur ya! zorlu doğa yuruyuslerinin insani degilseniz Korthi’den kalkan kucuk botlar ile de plaja ulasmaniz mumkun oluyormus. 

Bu arada bizim minik Alpico, tum seyahat boyunca artik kopmasi an meselesi olan bir disini hapsurmak suretiyle bu plajda kaybetti.. Iste boyle de neseli bir animiz var kendisine dair. ;)







Sira SYNETI'de!

Syneti köyündeki bu nefis taslik plaj benim filmler izinde sekillendirdigim seyahat hayatimda onemli bir yere sahip. Yunanli yönetmen Pantelis Voulgaris'in "Little England" filminin bazi bolumleri -ki o bolumler de nasil etkileyicidir!- bu plajda cekilmis. Kuzey ruzgarlarini bolca aldigindan dalgasiyla unlu Syneti bir parca ulasimi zor olsa da kesinlikle cok gorulesi, pek sevilesi.

Adadaki "Dipotamata" kanyonunun bitis noktasi bu plaj oldugundan suyu diger plajlara gore bir tik daha soguk diyebiliriz. Organize de degil elbette. Hatta alabildigine vahsi bir plaj kendisi.. 





Syneti sonrasi Andros'a yani Chora'ya ulastiginizda Chora'yi cevreleyen iki buyuk plaj bulacaksiniz. Biri; Paraporti, digeri de Niborio. Bu plajlar sonrasinda da Piso Gialia var. Biz bu üç plaji yine el sallayarak es gectik, lakin bu kez hedefimiz Andros adasinin en vahsi, en dogal ve tum yunan adalari icinde en guzel sulardan biri kabul edilen ACHLA Plaji 'ydi. Yalniz konustugumuz herkesin bizi uyardigi kucuk bir durum vardi; o da Achla'ya ulasmak cok ama cok zordu!

Itiraf etmek gerekirse biz bu yolculuga kesinlikle hazir oldugumuzu saniyorduk lakin Achla oncesi bir cok zorlu plaj tecrubesi edinmistik... Ne zaman ki plajin patika yoluna saptik ancak o zaman durumun ciddiyetini ve zorlugunu hayal bile etmedigimizi anladik. Cok zorlandigimiz Zorkos plaj yolu Achla yaninda otoban gibiydi diyebilirim.... 7 km.lik yolu tam 1,5 saatte aldik. Inanilmazdi! Bir cok an aglamak bile istedigimi soyleyebilirim, lakin hayatimizda hic bir ada seyahatinde bu derece zorlayici, engebeli ve de tehlikeli bir deneyim yasamamistik. :(

Oh La La!!!

Toz, toprak icinde merakla ve soylenerek gecen yolculuk neticesince ulastigimiz guzellik bizi gercek anlamda buyuledi. Plajda gecirdigimiz enfes anlar, tenimize degen kadifemsi suyun verdigi haz ve plajin sonundaki minnak şapel ziyareti sonrasi donuse gectik ve donus yolunda da bir Venedik kalesi ziyareti yapip, kuzey ruzgarlariyla dans ettik! Evet, belki cok zordu ama su an bile dusununce iyi ki o zorluga katlandik diyoruz.

Ancak sunu da mutlaka eklemem gerekiyor; yuksek sezonda eger ada ruzgari da izin verirse Chora'dan Achla'ya kucuk tekneler ile ulasim saglaniyormus. Bu guzellige mutlaka zorluklarla mucadele ederek ulasin demeyecegim elbette o nedenle tekne sansiniz varsa bu sansi kullanmak sart! Eger mutlaka arac ile gidecekseniz, kiraladiginiz aracin arazi tipi olmasi en azindan kendinizi bir parca daha guvenli hissetmenizi saglayabilir.

NOT 1 : Achla yolunda, Onar tabelasi karsiniza ciktiginda sakin kendisine sapmayin! Yolunuza Achla'ya varana dek devam...

NOT 2 : Onar Andros'un en alternatif tatillerinden birini sunan ecofriendly bir kompleks. Inzivaya cekilme ve doga ile basbasa kalabilme tatillerinden hoslaniyorsaniz burasi tam olarak sizin yeriniz olabilir.. Muthis! 









 Achla sonrasi; gozumuz, gonlumuz baska bir guzelligi gormek istedi diyemem. Hem yorgun hem de fazlasiyla doygun hissediyorduk artik... O yuzden adanin diger plajlari Vori, (ki batik bir gemisi oldugu icin bu plaji cok gormek istemistik..) Lefka, Ateni ve Vitali plajlarini sevgiyle pas gectik. 

Andros'u yine ayni yaz sezonunda ziyaret ettigimiz Italya/Puglia seyahati etkisinde ve bir Cittaslow felsefesiyle doya doya yasadik ve cok sevdik... Tatil sonrasi ise 2017/18 Kis sezonuna sevgi dolu ve iliklerimize dek dinlenmiş olarak hazirdik!

sevgiler
lulu
x