28 Eylül 2012 Cuma

Lovely Moments # 6

13-14 Kis sezonuna hizli ve kosturmali bir giris yaptim. Is gunleri oldukca hareketli geciyor yani aslinda tam da benim istedigim gibi.. Sevgili ise, magazalarin sezon acilisi, 13'Yaz koleksiyonunun hazirlik ve uretim sureci vs derken benden daha da yogun durumda. Hal boyle olunca tum musait vakitlerimizi degerlendirip stres atmak icin firsat kolluyor ve yakinda yazliktan geri donus yapacak Alpicolo icin gun sayiyoruz. O yanimizda oldugunda hayat cok daha tadinda olacak cunku...

Happily Ever After'i acildigindan beri pek severiz.. (hic tanismadan da ismi sayesinde sevmis olabiliriz.) Havalar henuz yaz tadinda seyrederken biraz ozlem giderdik kendisiyle. Bebek havasi, nefis bir cheesecake ve blush. Nefisti.

Bizim icin Bebek demek bir bakima dondurma da demek o yuzden Happily ziyareti yapmisken semtin bize gore en leziz dondurmacisi Mini'nin de "gullu-lokumlu" efsanesini es gecemiyoruz. Cheesecake uzerine dondurma bir delilik gibi dursa da oluyor iste ara sıra... 


Zincir restoranlari cok sevmiyorum ama Address Istanbul icindeki Kitchenette benim icin klasik bir ogle yemegi mekani. Ofisimin hemen karsisinda olusu sayesinde tam aradigim is arasi sakinligini de orada buluyorum daima.. Son olarak Kitchenette menusune sadece Cuma gunleri icin "fume patlican corbasi" eklenmis.. Bu kesif beni inanilmaz mutlu ediyor bu aralar. Ozellikle patlican seviyorsaniz tavsiyemin yaniltacagini hic sanmiyorum..

Istanbul'da kaldigimiz hafta sonlari kahvalti icin kitap, dergi ve gazetelerimizi alip Gokturk'teki "La Pain Quotidien"e kosuyoruz. Bekledigimiz kahvalti masasi degil aslinda kendisi ama sadelikten ve damak lezzetimizi karistirmayacak bir cesitlilikten yana oldugumuzdan pek keyif aliyoruz.. Dis masalarda oturmak, Gokturk yasamini gozlemlemek ve bulundugu kucuk meydanda olmak cok sevilesi.. Tavsiye ederim. 

Limonata, benim canim mekanim. Capa-marka ekibini cok seviyor olmam degil bu sevgimin nedeni. Limonata'yi cok kendine has olduklari icin seviyor ve menusune goz atarken gercek anlamda egleniyorum. Uzun zamandir her yeni bulusma oncesi arkadaslarimdan "senin Limonata'da bulusalim mi ?" teklifi geliyor. Son kizlar bulusmamiz da o nedenle yine Limonata'da oldu.

Nisantasi'na gidip, hala Limonata denememis olamazsiniz degil mi?

sevgiler
lulu
x





 





21 Eylül 2012 Cuma

LIZBON

Portekiz post serisine nokta koymanin vakti geldi..

Seyahatten donmeden once planladigim gibi serinin son postu ozellikle bir Istanbullunun yabancilik cekmeyecegi yegane Avrupa sehirlerinden biri olan Lizbon hakkinda.

Lizbon ve cevresi ziyaretcilerine inanilmaz dogal guzellikler de sundugundan benim size en onemli tavsiyem Lizbon sehri icin iki ya da uc gun ayirmaniz. Kalan gunlerinizi diger kasabalarda konaklayarak ya da Lizbon'da konaklayip gunluk kisa gezilerle rahatlikla gecirebilirsiniz. Elbette bir sehri doyasiya gezip ozumsemek de isteyenler olacaktir ki onlar icin de Lizbon 4/5 gun surebilir ve her gunu ayri bir aktivite dolusu gecebilir.. 



Lizbon, bazilarina gore Istanbul'a cok benzeyen hatta bazen insani sasirtacak kadar buyuk benzerlikler gosterdigi soylenen -ben bu gurup insandan degilm sanirim- sicacik ve cok samimi bir Avrupa sehri. Aslinda tam olarak Avrupali olduklarini soylemek zor. Avrupa anakarasinin en bati ucunda kalmis ve kendi oz benligini oldukca iyi muhafaza etmis bir sehir denebilir kendisi icin. Bize gore en buyuk farklari ise; telassiz ve sakin yasamlari ki bu da yerli halkin en sevimli ozelligi...

Gelelim sehre..





Alfama

Alfama, Lizbon'un meshur yokuslarinda kurulmus en eski mahallesi. Bolgenin en guzel yani ise benim gibi katedral gezmeyi seviyorsaniz Lizbon Katedrali'ne ev sahipligi yapmasi.. Katedral o kadar gorkemli ki 1755 yilindaki buyuk depremden etkilenmemis olmasina insan
seviniveriyor. Bolge katedral disinda bir cok tarihi bina ve bolca fado bar ve restorani barindiriyor. Sao Jorge Kalesi cevresinde kurulmus eski Arap mahallesi, dar sokaklari, renkli binalari, futbol oynayan ufakliklari ve kucucuk sevimli kokteyl dukkanlariyla kesinlikle gorulmeye deger.. Fado dinlemekse, ona da yer ayirin bu bolgede..

Alfama bolgesinde Sali ve Cumartesi gunleri "Feira da Ladra" adinda bir ikinci el pazari kuruluyor. Pek unlu kendisi ve pek sevilesi, zira ilgi alaniniz her ne isi sizi yakalacak mutlak bir grup guzellikle karsilasabilirsiniz bu pazarda. Vakit yaratirsaniz yuzunuzu de, ruhunuzu da gulumsetecegine eminim.. 










Baixa 

Elbette sokaklara dalip cika kesfedilmis bir sehir gibisi yok, ancak kisa bir zaman icin sehirde bulunuyorsaniz; Baixa ve Avenida bolgelerini tramvay ile gezmenizi onerebilirim. Tramvay No:28 ile Baixa, Bairro Alto ve Alfama bolgelerini 
dolasmaniz mumkun ama yine de unlu Praca dos Restouraodores caddesi ve ona paralel diger caddeleri mutlaka yurumelisiniz. Tramway 28'in rotasinda "Largo das Portas do sol" nefis bir sehir manzarasi sunar. Bunu es gecmeyin.. Baixa'da yapilmasi gereken aktivitelerden biri de; celikten yapilmis "Elevador de Sana Justa" asansoru ise sehre bir de tepeden bakmak. Turistik bir aktivite olsa da tepeden bir Lizbon kimi cezbetmez ki? Sehirde manzaraya "Miradouro" diyorlar. Bu levhayi gordugunuz her yol takip edilesi diyebiliriz bu durumda. Alternatif manzaralar icin; Park Bar ve Sophia de Mella da notlarinizda olabilir. Hatta harika olur.



Bairro Alto 

Iste sehrin en sevdigim kosesi. Buram buram Fado kokan, bohem ve daha cok entellektuel bir cevrenin konumlandigi ama aslinda son derece turistik olmasi sebebiyle de ziyaretcilerin cesitlilik gosterdigi bu bolge icin gununuzun yarisini, aksam yemeginizi ve hatta yemek oncesi/sonrasi yapmayi planladiginiz bir kac kadehlik keyfinizi de ayirmanizi tavsiye edebilirim.  Burasi kesinlikle Lizbon gece hayatinin merkezi.. 



Tavsiye isteyenler icin; 80 cesit tapas menulu "Meson el Gordoya da "Casa de Fados"onerebilirim. "Tasco do Chico" adinda minik ama cok unlu bir tapas bar daha var ama mekanin Alfama subesini de deneyebilirsiniz.. Tasco do Chico'da Street Fado dinleme sansiniz var. Aslinda bu noktada sunu da soylemek gerekir; seciminiz hangi mekan olursa olsun icinde mutlaka Fado olmali.

Paris'de Cafe de Flore, Venedik'te Cafe Florian, Floransa'da Gilli her ne ise Lizbon'da Cafe "Brasileira" o! Bolgenin hatta sehrin en eski ve en unlu cafelerinden biri kendisi. Hem oturup bir seyler icip hem de etrafi izlemek son derece keyifli.. 






Belem 

Belem, Lizbon'un en aydinlik bolgelerinden biri. Ozellikle sahil kismi hafta sonlari icin Lizbonlularin vazgecilmezi.. Jeronimos Manastiri ve Belem Kalesi'ni mutlaka gormelisiniz.. Belem dendiginde ilk akla gelen "Pasteis de Belem" cok ugranasi, kapisinda sira beklenesi bir pastane. Dunyaca unlu lezzetli pastalari "Pasteis de Nata"yi da mutlaka burada sicak sicak denemek gerekiyor. 
Adres : Rue de belem 84 1300-085

Belem size hem Tagus (Tejo) nehri kiyisinda, hem de sahilinde keyifli yuruyusler sunabilir. Degerlendirilesi.. Bu arada Tagus, Iber Yarimadasi'nin Atlas Okyanusu'na dokulen en uzun nehri. Dunya gozu ile kendisine de doya doya bakmayi sevdim ben!

Belem'e kadar gelmisken, Vasco Do Gama'nin anit mezarini da ziyaret etmeyi unutmamak lazim nihayetinde..



Sehri ortadan ikiye bolen, unlu 25 Nisan yani "25 de Abril" koprusu de mutlak gozunuze degecektir.. Bizim Bogaz koprumuzun etkisini hissetmek pek tabiki mumkun degil, lakin yine de"Cafe Nao Bei"de oturup seyre dalinabilir.

Mutlaka tatmali listenize bazi onerilerim var ;

* Visne likorleri Ginjinha ki kendisini A Ginjinha ve Ginjinha Sem Rival'de deneyebilirsiniz.
* Yesil saraplari Vinho Verde 
* "Monte Velho Alentajeno" sarabi (en iyilerinden biri, fiyati da gayet makul)
* Patatas Bravas (Patates severler icin nefis secenek)
* Mumkunse Belem Pastanesi'nde "Pasteis de Nata" (kremali milfoy tatlilari)






Romantik plan yapacaklar icin de bir kac onerim olacak.. 

* Eleven : Sehrin en iyi restorani deniyor kendisine.. 
Adres : Rua Marquês de Fronteira, Jardim Amália Rodrigues 1070 Lisboa

* Olivier Group'a ait ve yedi farkli restoran secimi sunan sef Oliver damak keyfinize uygun romantik bir aksami rahatca sekillendirebilir.. Degerlendirmeye alınabilir. 
https://restaurantesolivier.com/en/ 

* Lokal restoranlar her daim en sevdiklerimiz.. A Merendeira ise bu anlamda cok tatmin edici, tipik bir Lizbon restorani. Yesil corbalari "caldo verde" yi denemek icin dogru adres denebilir kendisine. Ayrica ici doldurulmus ve kizartilmis balik toplari da dillere destan.. 
Adres : Av. 24 de Julho 54, 1200 Lisboa 

* TIME OUT MARKET sehirde kısa zamanınız varsa lezzet kesfi yapmak icin en en dogru adres burasi.. Zamaniniz bolsa gitmeyin mi? Elbette oyle degil ;)





* Daha onceki postlar ; Cascais , Capo da Roca , Guincho , Beira Mar lezzeti , Sintra , Boca do Inferno ve Praia das macas 

Sevgiler
lulu
x

17 Eylül 2012 Pazartesi

Alacati Lezzet : Su ' dan ve Ferdi Baba

Alacati postlarinin sonuncu ama en lezzetli ikilisi ile yeni haftaya baslamak istiyorum..  Onumuzdeki en yakin tatil olan Kurban Bayrami'nda Alacati'da olacaksaniz bu ikiliye kesinlikle sans verebilirsiniz.

Ilk mekan yakin bir arkadasimin son dakika dokunusu ile rezervasyon listeme ekledigim alternatif bir lezzet mekani Su'dan.

Su'dan, Alacati'nin su an icin sessiz sakin olsa da onumuzdeki yillarda fazlasiyla kalabalik olacagina kesin goz ile baktigim Hacimemis Mahallesi'nde mandalina ile zeytin agaclari ve cakil taslar ile kapli bir bahce icinde, cok sevimli bir mekan. Masa adedi gercekten az, servisi ise son derece bilincli ve de nitelikli! Servis konusunda klasik bir Turk restoranindan beklediginiz tutumu goremiyorsunuz burada o nedenle yuksek beklentiler icine girmemenizi ozellikle tavsiye etmek istiyorum zira restoran sahibi bizzat kendi aliyor siparislerini ve takindigi tutum bir miktar soguk olsa da sizi cok en dogru lezzetler icin cok dogru yonlendiriyor.

Masaniza oturdugunuzda menuden once fresh bir su servisi geliyor. Limon dilimli su benim yaz aylarinda cok sevdigim bir serinleme aracim oldugundan bu detaya bayiliyor ve nice nice restoranlarda ayni sunumu gormeyi diliyorum.. 

Su'dan'in menusu gunluk ve son derece konsantre olarak hazirlaniyor.. Ortalamanin uzerinde bir bedel odedigimiz mekanlarda menuye odaklanma sorunu yasayip, kafamizin karismasini tercih etmeyiz zaten biz.. Ancak menuden yardimsiz tercih yapmak biraz zor ve bu noktada mekanin sahibi Leyla Hanim devreye giriyor.. Misafirlerinin masalarini tek tek dolastigi icin menu hakkinda da hizli ve detaylica bilgi veriyor. 

Martini icmeyi cok sevdigimiz icin "Seftali ve Sakizli Martini-miz var" cumlesi kulagimizda nefis yankilaniyor. Hemen baslangicimizi kendisi ile yapiyoruz.. Yemeklerimiz oncesi masamiza gelen ozel yapim sicacik ekmekleri ve ev yapimi tuzlu tereyaglari ise tadimlik degil doyumluk olabilecek kadar lezzetli..

"Seftalili Semizotu Salatasi"na bayiliyoruz.. Kitir ekmekler ve sarap sosu ile tazecik ve basli basina bir lezzet soleni kendisi. Ziyaret edeceginiz gunun menusunde bu tabagi bulmanizi dilerim. 

Ana yemek olarak bir "Acem Kebabi" seciyoruz, bir de klasik bir tavuk siparis ediyoruz. Acikcasi bizi yaniltan tek tabak Acem Kebabi oluyor. Aslinda etin yaninda sunulan garniturler fazlasiyla lezzetli olsa da, iki gun marine edildigi soylenen etin lokum haline donusmus olmamasini biraz yadirgiyoruz. Bu tabagi keyifle yedigimizi soyleyemem... Gel gelelim marketlerde satilan tavuklari asla yemedigimiz icin menude "serbest" ifadesini gorur gormez siparis ettigimiz tavuk bir harika cikiyor. Bastan "aa tavugumuz yanmis mi" diye endiselendigimiz ama daha sonra gordugumuz yaniklarin tavugun icine islemis is lekeleri oldugunu anladigimiz "Serbest Tavuk Zehter" kesinlikle muhtesem bir lezzet soleni yasatiyor bize. Tavuk yemeyi ne cok ozlemisiz meger.. 

Su'dan Alacati restoranlari icinde bana gore EN alternatif ve denemenize kesinlikle degecek bir mutfak. 

* * * 
Ikinci onerim ise raki-balik kulturunu seven biz Turkler icin Cesme'nin en iyi balik restoranlarindan biri sayilan, Ferdi Baba.

Ferdi Baba'nin iki ayri subesi bulunuyor. Biz Alacati Port'ta bulunan subesini tercih ediyoruz lakin diger sube Sifne'de ve oradan Alacati'ya arabamiz ile donmek alkol kullanacak olmamiz nedeniyle sorun yaratabilir. Ferdi Baba'da ortami ve servisi son derece kaliteli. Yedigimiz her meze tabagina ve her yerde gercegine rastlamanin zor oldugu dil baligimiza bayiliyoruz.. Hatta bir koca dil baligini tek basina bitiren Alpico'nun da lezzetten pek memnun kaldigina eminiz.. 

sevgiler
lulu
x



 


11 Eylül 2012 Salı

ITALYAN VIZE ZORLUGU vs KUTLAMA

Suan Milano'da dunya modasinin en onemli kumas fuari olan MILANO UNICA 'da olmam gerekirken hala ofisteyim.. Ibret olsun, sizin basiniza da gelmesin diye durumumu hemen anlatmak istiyorum..

Dun, pasaportumu konsolosluktan (teslim tarihi verilmis olmasina ragmen) teslim alamadik.. Sebebi asiri yogunluk ve vize bolumundeki kargasa diye aciklandi ki bu bir aciklama degil bizim icin..  

İşin asil vahim tarafi ise bu yalnizca benim basima gelmis bir durum degil.. Ayni sorunu Network markasi da tasarimcilari icin yasiyor.. :(

O nedenle, Italya vizesi almaniz gerekiyorsa, (turistik vizelerde sorun daha da buyuk) seyahat tarihinizden cok daha erken bir tarihte konsolosluga basvurmanizi siddetle tavsiye ediyorum.. 

 
**** 

Diger taraftan benim icin fuar,  Ask'in Milano'ya gelmesi ile Ask tatiline donusecekti.. Hem 7. yil kutlamasi, hem Alpcan'in ve bizim kis dolabimiz icin alisveris, hem de Como'da romantik bir gezinti planlamistik.. Ne yazikki bu planimizi ileri bir tarihe ertelemek zorunda kaldik..

Uzgun muyum ? Hayir.. cunku maddi olarak gelmis zararlara takilmamayi ve olumlu-olumsuz yasadiklarimi sevgiyle kabul etmeyi ogreneli yillar oldu.. Sadece gun icinde yasadigimiz is stresi beni cok yordu. O nedenle dun aksam Ask ile bir buyuk narinceyi keyifle devirdik. ;)

Big Chefs'i bilirsiniz.. Peki Kavaklidere'nin onlar icin ozel urettigi Narince beyaz sarabini bilir misiniz ? Bence acilen denemelisiniz..

Sevgiler,
lulu
x





5 Eylül 2012 Çarşamba

Praia Das Maças

Lizbon ziyaretcilerine keyif alacaklari alternatif bir onerim var.

Eminim sirin bir okyanus kiyi kasabasinda enfes deniz urunleri ile donatilmis bir masada yemek yiyip, beyaz sarabinizi yudumlarken ellerinde sorf tahtalari ile plajda salinan sorfculeri izlemeye hicbiriniz hayir demezsiniz.

Das Macas, arac ile Lizbon A7 otobani uzerinden Sintra ve oradan da Colares istikametine dogru seyrederek ya da daha onceki postlarimda anlattigim gibi Cascais orman yolu uzerindeki kucuk koyleri gecerek ulasabileceginiz; kucuk bir okyanus plaji cevresinde gelismis ve gercekten cok ozgun, cok kendine has bir kasaba. 

Soyle bir oneride de bulunabilirim. Sintra'dan tramvay ile de Das Macas'a ulasmaniz mumkun. Biz arabamizla gitmeyi tercih ettik ama Sintra sakinleri tramvay yolunun harika bir doga seyri olacagini soluyorlar..  

Muhabbet sansi yakaladigimiz sorfculerden ogrendigimize gore, onlar da biz kayakcilar gibi surf-forecast'den dalga kontrolu yapip yola oyle cikarlarmis.. Hatta o gun icin dalgalar cok heyecan verici olmadigindan -benim icin oldukca heyecanliydi oysa- gordugumuz sorfculerin buyuk bir kismi kasaba sakiniydi..

Das Maças plaji herhangi bir isletmeye sahip degil ama bence plajin bu bakir hali kumlara sere serpe yayilip gercek bir okyanus keyfi yapmak icin harika bir firsat ;)


Plajin cevresinde okyanus manzarali bir cok lokal balik restorani bulunuyor.. Biz tercihimizi Maças Club'dan yana kullandik ve iyi sogutulmus "Quinta da Avelada" beyaz sarabi ile fazlasiyla mutluyduk..  

Portekiz seyahati boyunca yedigimiz her deniz urunu kesinlikle bizi tatmin etti ancak Maças Club'da yedigimiz "Cod Fish" sanirim uzun yillar konusulacak, ozlenecek bir lezzetteydi..

Alpico ise en cok karides yemeyi sevdi.. Kucuk tombul elleri ile iyice inceledi, inceledi sonra da afiyetle yedi ;)

Aslinda hemen Das Maças sonrasi gormemiz ogutlenen "Azenhas Do Mar" adinda bir plaj daha vardi ama Das Maças keyfimiz o kadar guzeldi ki, gunu kesinlikle burada tamamlamayi tercih ettik..

sevgiler
lulu
x