22 Ağustos 2016 Pazartesi

MONEMVASIA

Sözlü veya yazılı farketmiyor, Yunanistan’ı anlatmayı ve ülke içinde yapılabilecek alternatif tatil önerilerinde bulunmayı çok seviyorum. Daha önce birçok farklı ada, şehir ve kasabayı heyecanla anlatmış olsam da Monemvasia anlatacaklarım içindeki en farklı ve en heyecanlı tavsiye olacak. Buna eminim.. 

"Peki Neden Monemvasia?" derseniz; 2015 yazı için paylaştığım Mykonos postunda da bahsettiğim gibi, arkadaşlarım Frini ve Spyros’un düğün töreni Monemvasia’da olacaktı, zira Frini’nin ailesi bu kasabanın yerlilerindendi ve yaz aylarını bu nefis kasabada geçiriyorlardı. Ayrıca, Monemvasia evlenmek ve balayı yapmak için Yunanistan’ın en romantik noktalarından biri olarak kabul ediliyordu. Dolayısıyla, kış sezonuna girmeden evvelki son uzun tatilimizin ilk ayağı romantik Monemvasia olacak ve biz de sayesinde Efie’nin senelerdir anlata anlata bitiremediği kasabayı doyasıya yaşayabilecektik..

Monemvasia; Yunanistan'ın güneyinde kalan Mora Yarımadası'nın güneydoğu ucundaki büyük bir kayanın eteğinde ve denizin tam olarak üzerinde konumlanmış, surlarla çevrili bir ortaçağ kasabası. Aslında, pek de etkileyici bir yanı olmayan yeni yerleşim bölgesini geçtikten hemen sonra kara ile bağlantısı sonradan sağlanmış kazıklı bir yol sayesinde Movemvasia’nın asıl görülmesi gereken kale surlarına yani eski şehir bölgesine ulaşılıyor. Monemvasia'yı gerçek dünya coğrafyası üzerinde bir ada olarak düşünebilirsiniz, zira ada 375 yılında yaşanan büyük deprem sonrası anakaradan ayrılmış ve yaşamı kolaylaştırmak adına da 70’li yılların başında bu kazıklı yol ile kara bağlantısı yeniden sağlanabilmiş..

(Gorsel Wikipedia'dan alindi..)

Kastro Monemvasia diye bahsedilen yer kasabanın eski yerleşim bölgesi ve yukarıdaki görselde de göreceğiniz gibi; yerleşim adanın yalnızca bir yüzünde toplanmış durumda. Bu korunaklı yerleşim fikrini, tek bir sur girişi ile desteklemişler ki denizden gelen saldırılara hazırlıklı olunsun. Zaten Yunancada "mone" ve "emvasia" kelimeleri de tek giriş anlamına geliyor.

Surlardan kasabanın içine girdiğinizde restore edilmiş ya da hala dokunulmaya kıyılamamış (en azından ben öyle olduğunu düşünmek istedim) yüzlerce ev bekliyor sizi. Bazıları hala ev olarak kullanılsa da çoğunlukla otel, restoran ya da butik olarak işletilen bu evlerin hepsi de çok sirinler. Daracık taş sokaklardan ilerlerken; her biri fotoğraflanmaya değer ve Yunanistan'ın genel yapı şeklinden farklı kapılar, lokal restoranlar, köşe başı kahvehaneleri, rengarenk bahçeler ve hiç beklemediğiniz anda karşınıza çıkıveren deniz manzaları ile karşılaşıyorsunuz. Surların derinlerine indikçe sessizleşen ve tenhalaşan sokaklarda tam kaybolduk derken ya küçük bir meydan ya minik bir kilise ya da lokal bir Yunan restoranı karşılıyor ziyaretçilerini. Kısacası, surlar gerçekten de yaşam kokan ve iç rahatlatıcı bir gezinti sunuyor ziyaretçilerine..





Evliya Celebi 1668 yılında bu kasabayı ziyaret etmiş ve yazılarında nergislerin, yaseminlerin, sümbüllerin insanın damarlarına işleyen kokularından bahsetmiş. Bunu ögrenmek o kadar hoşuma gitmisti ki, seyahat öncesi heyecanımı arttırmış ve adaya  vardığımda daracık sokaklarda salınırken yerlere dökülmüş çicekleri gördükçe Evliya Çelebi izinde adayı gezdiğimi düşünmüştüm...

Önemli Tarihi Yapılar

Surlar arasında birçok minik taş kilise görecek ve fotoğraflamak için harika kareler yakalayacak olsanız da kasabanın iki önemli kilisesini mutlak görünecekler listesine eklemeniz yeterli..

Elkomenos Christos meydanındaki Agios Nikolaos kilisesi 13.yy'dan günümüze dek ulaşabilmiş bir Bizans yapısı ve Monemvasia’nın en önemli kilisesi sayılıyor. Frini ve Spyros’un düğün seremonisinin yapıldığı kilise olması açısından bizim için de çok anlamlı bir yapı kendisi.. Kilise, eski şehrin tam merkezinde bulunuyor ve önündeki geniş meydan sayesinde düğün öncesi ve sonrası keyifli bir sosyal ortam yaratıyor bize..

Agia Sofia ise, yine Bizans döneminden kalan bir kilise ancak kale surlarının en tepesinde olması nedeniyle ulaşımının bir parça meşakkatli olduğunu söylemeliyim. Ancak, tüm zorluğuna rağmen ulaştığınız noktadaki engin deniz ve kasaba manzarası kesinlikle görülmeye değer...





Lezzet

Movemvasia şarapları ülke genelinde iyi bir üne sahip. Yunanistan'da yenen yemeklerde sofraların içeceği genelde uzo olduğundan; yemeklerinize eşlik edecek bir lokal lezzet olarak kendisini not almanızı özellikle öneriyorum. Mükemmel olarak yorumlanan Malvazia üzümlerinden yapılan şarapların tadı kadar, rengi de dillere destan, bunu da ayrıca belirtmiş olayım. (Malvazia; kırmızı, beyaz ya da rose olarak her türlü üzümü verebilen bir asma çeşidi..) 


(Gorsel Byzantino Boutique Hotel/Movemvasia sitesinden)

Ev makarnası adanın kendine has lezzetlerinden bir diğeri. Lokal restoranların tamamında bu lezzeti taze bir şekilde ve istediğiniz tarzda sipariş edebilirsiniz ya da pişmemiş hallerini kale içindeki lokal dükkanlardan satın alabiliyorsunuz. Elbette her yerde olduğu gibi; yerinde ve tazecik tüketmek en güzeli.. (Alpico'mun da şirinliği!)


İlk kez Saronic Körfezi adalarından Spetses ve Hydra’da karşımıza çıkan nefis bademli kurabiye Amygdalota bu kasabada da pek meşhur bir lezzet. Günlük şeker ihtiyacınızı fazlasıyla karşılayacak bu lokal kurabiyeyi her pastanede bulmanız mümkün. Ayrıca, hediyelik olarak da iyi bir tercih olabilir kendisi.. Bu arada, Amygdalota’nın burada daha lezzetli oluşunun (öyle olduğunu iddia ediyorlar) en önemli nedeni kasabanın üst kalite badem ağaçları imiş.. Sayıları her geçen gün azalıyor olsa da Movemvasia'nın lokal pastanelerinde hala kasaba bademleri ile imal edilmiş kurabiyeler bulmak mümkün..

Cuma geç saatte kasabaya ulaştığımız ve Cumartesi gecesi de yemekli olacak düğün partisi nedeniyle Movemvasia’da ciddi bir restoran deneyimi yaşadığımı söyleyemem. Ancak, yurt dışından gelen misafirlerin tanışıp kaynaşması ve birlikte yemek yemesi için düzenlenen öğle yemeği sayesinde çok keyifli bir lokal restoran olan Mataula Garden ile tanışma şansımız oldu.. Mataula, bahçe içinde hem eşsiz bir manzara hem de lokal bir lezzet deneyim sundu bize. Yunan mutfağının vazgeçilmezlerinden olan etli dolma, kök sebze haşlamaları, incecik sebzeli börekler, musakka, kabak ve patates kızartmaları, geleneksel ev makarnası ve elbette Yunan salatası eşliğinde kocaman bir masada, bağır-çağır ve kahkahası bol bir geç ögle yemeğiydi..

Yemek öncesi ise yine ayni ekip, Enetiko Cafe’de kokteyl tadımları yaptık. Manzara pek tabiki yine eşsizdi ve sıcak havada dar sokaklar içinde yaptığımız uzun, yorucu ama arındırıcı da saydığım yürüyüş sonrasında içtiklerimiz bize nefis serinletici geldiler.  

Adaya yeniden gidersem aklımda bir de restoran To Kanoni var, zira Atina’dan Monemvasia’ya geçişimi saat dolayısıyla taksiyle yaptığımdan, taksimi To Kanoni’nin sahibi ile paylaşmıştım. Çok tatlı, samimi ve tam bir Yunan kadınıydı. Onun bana kendi elleriyle yapacağı yemek, benim de ona adayı yeniden ziyaret edeceğime dair verilmiş bir sözüm var... 


  
Monemvasia'da gece hayatı romantik bir destinasyon oluşu nedeniyle kesinlikle sakin geçiyor diyebilirim. Hatta “Lounge Nightlife” burası için tam yerinde bir tanımlama olabilir. Kale içinde keyifli barlar ve sakın müzikler bulacağınıza emin olabilirsiniz ve en önemli şey de; gecenize enfes bir deniz manzarasının eşlik edeceği... 

Ulaşım

Monemvasia’ya ulaşmak için iki yolunuz var. İlki kendi aracınız ile Atina’dan yaklaşık 3-3,5 saat kadar yol almak. Bunun icin A7 otoyolundan Corinth ve Tripoli tabelalarını takip etmeniz gerekiyor. Otobüs tercih ederseniz o da mümkün elbette, ancak otobüslerin birçok noktada duraklama yapması seyahat süresini yaklaşık 6 saate ulaştırıyormuş.. Bir üçüncü yol da; yaz aylarında Pire’den kasabaya kalkan feribotlar. Yalnız bu kısım biraz karmaşık olabiliyor, zira ancak yüksek sezonlarda ve talep dahilinde bu hat açılabiliyormuş. 

Kasabaya ulaştığınızda kesinlikle bir araca ihtiyacınız olmuyor. Küçük otobüslerle yeni yerleşim bölgesi ve eski şehir arasında ara taşımacılık yapılıyor ama yol yürüyüş ile de on beş dakikadan fazla sürmüyor. Yeni şehir bölgesinde daha hesaplı bir konaklama yapar ve kale surlarına otobüs ile gelirseniz, surların tam girişinde inmeniz mümkün.. Gel gelelim deniz kenarından yapılan yürüyüş yolu çok çok deneyimlenesi.. Kale içinde ise ihtiyacınız olan şey yalnızca rahat bir ayakkabı olabilir..

Kasaba çevresinde günlük gezintiler yapmak isterseniz, bu noktada kesinlikle araca ihtiyacınız olacak, zira yakın çevreye düzenli çalışan bir taşıma sistemleri yok. (En azından 2015 yılında yoktu..) Bu nedenle çevre gezilefi için gerekli olacak araba, motor ya da ATV kiralamalarını yeni Monemvasia’nın merkez meydanından yapabilirsiniz..

Monemvasia’da, Kastro Monemvasia denen eski şehir/kale içi ve Nea Monemvasia diye bahsedilen yeni şehir bölgesi dışında; Agia Paraskevi, Agios Ioannis, Agios Stefanos ve Gerekas köylerini ziyaret edebilirsiniz. "Gerekli mi?" derseniz, bence değil.. Ancak, yine de gitmeye karar verirseniz, dünya üzerinde atılan her adımın bir geri olacağına ve size illaki bir güzellik sunacağına inanabilirsiniz..

Geri donusleriniz icin; yeni Monemvasia bolgesinin merkezinde KTEL otobus duragi bulunuyor. Toplu tasima ile ulastiginiz kasabadan, bu duraktan kalkan otobuslerle Sparta ve Molai sehirlerini gecerek Atina’ya ulasabilirsiniz..

Konaklama

Efie’ye göre adayı ziyaret etmek için en ideal zaman kesinlikle Paskalya dönemi. “Tüm seyahatlerimi düşünüyorum da, en lokal kutlamalarsı burada oluyor” demişti surların içinde dolanırken. Bana da Monemvasia çok keyifli bir bahar kaçamağı, uzun bir Yunanistan seyahatinin nefes aldırıcı bir durağı ya da romantik bir balayı destinasyonu olabilir gibi geliyor, o nedenle de yazdan ziyade daha çok bahar aylarında ziyaret edilmeli diye düşünüyorum. Bunu söylerken niyetim kesinlikle denizinin güzel olmadığı ve bir yaz tatilinin burada geçirilemeyeceğini söylemeye çalışmak değil. Aksine, kasabada yapılacaklar listesinin kısa oluşu ve manzara bonusu burayı sakin, dingin ve romantik bir tatil için üst sıralara taşıyor diye düşünüyorum.. Yoksa, buraya dek gelmişken bana göre kesinlikle görülmeden dönülmemesi gereken bir minik ada ve muhteşem bir plaj da bulunuyor ki o plaj; Yunanistan sınırlarında şu ana dek gördüklerimin ve de yüzdüklerimin en iyisi, en temizi, en etkileyicisiydi.. (Kendisi bir sonraki post konumuz..)

Konaklamak için bizim tercihimiz düğünün de yapılacağı Hotel Lazareto oldu. Frini ve Spyros düğüne davetli misafirleri için özel bir anlaşma yaptığından, otelde daha makul bir fiyata konaklamamız mümkün oldu. Bahçesi çok keyifli, kahvaltısı zengin ve özenli, odaları temiz, geniş ve taş olması nedeniyle de son derece serindi.. Otel, eski şehirde kale surlarına giden yolun üzerinde konumlanmıştı ve sabah gün doğumu vaktinde yaptığım meditasyon ile kendini bana daha da sevdirmişti. En önemlisi de; Monemvasia’da planlanan bir düğün organizasyonu için daha keyifli bir otel tercihi yapılamazdı. Ancak, bir daha gitme şansım olursa kesinlikle surların içinde, denize yükseklerden de bakabileceğim Byzantino Boutique Hotel ya da Dina's House gibi minik bir butik otelde kalmayı tercih edebilirim.. 




Düğün, öncesi ve sonrasıyla hem eksiksiz hem de müthiş keyifli bir organizasyondu. Sayelerinde tam olarak geleneksel bir Yunan kilise nikahina şahit olmuş oldum. (Efie evlendiğinde eşi Stepan Ermeni olduğundan, Ermeni kilisesinde ve Ermenilerin gelenekleriyle bir klise düğünü yapılmıştı.) Keyifli bir kalabalık, kaliteli bir açık büfe, lezzetli Yunan mezeleri, kişiye özel sipariş edilebilen kokteyller, bazen geleneksel çoğu zaman da popüler Yunan müzikleri ile harmanlanmış unutulmaz bir geceydi.. Ayrıca da Yunanlıların "anlatılmaz, yaşanır" Türk sevgisi sayesinde düğünün tek Türk misafiri olarak kendimi celebrity gibi hissettiğimi söyleyebilirim.



Monemvasia; belki klişe olacak ama dünya gözüyle görülmeye değer kendine has bir ortaçağ kasabası ve bambaşka bir Yunan deneyimi sunuyor gezgin ruhlara. Geçirdiğim iki gün ruhuma ilaç gibi geldi diyebilirim.. O yuzden de kasabaya veda ederken kale surlarına mutlaka yeniden geleceğimizi fısıldayıverdim..

Bu yıl, Lonely Planet’in Monemvasia’ya “Best Place to Visit Europe in 2016” kategorisinde ilk sırayı vermesine de bana yaşattığı nefis içsel duygular ve görsel şöleni düşünerek asla şasırmadım... 

Umarım siz de bu şipşirin kasabayı gorme firsatını en kısa sürede yakalayabilirsiniz..

Sevgiler
Lulu
x