25 Ocak 2012 Çarşamba

Askim ATINA


Atina, Milano'dan sonra en çok seyahat ettiğim ve manevi olarak da benim için fazlasıyla kıymetli bir Avrupa şehri; zira en sevdiğim ve hayatta kendimi en özgür hissettiğim arkadaşlarım Efie ve Stellios (Stellios Aegina Adası ağırlıklı olsa da...). rk-Yunan dostluğunun nefis bir örneği olduğumuzu söyleriz hep birbirimize, haksız da sayılmayız diye düşünüyorum.

Geçtiğimiz hafta bir arkadaşım, antik dönem ile ilgili büyüyeyici bulduğum Atina şehri için tavsiyeler isteyince, ben de kendime "neden bunca zamandır detaylı bir Atina postu yapmadın ki?" diye sordum ve Atina'yı etraflıca gezmek isteyecekler için keyifli bir kaynak yazmaya koyuldum.

Sanırım Atina'ya giden herkes şehri gezmeye öncelikle ünlü meydan Syntagma'dan başlayacaktır. Bu meydanı şehrin merkezi olarak düşünebilirsiniz. Son zamanlarda (2012-2013 dönemi) yaşanan iç karışıklıklar nedeniyle haberlerde de sıkça gördüğümüz Parlamento binaları bu meydanda bulunuyor. Burada turistik olarak görülmesi gereken en önemli aktivite Parlamento önündeki askerlerin nöbet değişimi. Değişim, savaşa gidip dönmemiş askerler için yapılmış olan anıt yazısının önünde ve düzenli olarak her saat başı yapılıyor. Yani, günde 24 kez. Ayrıca pazar günleri sabah saatlerinde resmi törenli değişim yapılıyor, aklınızda olsun.

Syntagma Meydanı'nın dünyaca ünlü oteli Hotel Grande Bretagne, ikonik Acropolis manzaralı teras barı ve de restoranı ile şehirde aperitivo almak ya da bütçenize uygunsa bir akşam yemeği için nefis bir adres.

Parlamento binasının hemen arkasında şehrin varlığından gurur duyduğu harika bir parkı bulunuyor. İsmi, National Garden olarak geçiyor. İçinde bir gölü de bulunan parkta sabah yürüyüşleri yapabilir ya da gün içinde parkın enfes doğası içinde gönlünüzce dolaşabilirsiniz. Özellikle bir öneri isterseniz, ana girişte bulunan Güneş Saati ve parkın içine dikilmeden evvel bitkilerin ekilip denemelerin yapıldığı kış bahçesini mutlaka görmenizi önerebilirim. (Park sonrası da Olympian Zeus tapınağını gezebilirsiniz.)

Syntagma Meydanı'nda sırtınızı Parlamento binasına doğru verirseniz, karşınıza çıkan cadde; Ermou Street. Bu cadde üzerinde fiyatları ortalama kalan markaların mağazalarını görebilirsiniz. Ayrıca sokak satıcıları, ressamlar ve kendi halinde küçük butikler de caddeye yayılmış durumdalar. Caddenin sonu, ünlü Monastraki bölgesine bağlanıyor. Monastraki tarihi Roma forum alanının sınırlarında bulunan ve günümüzde kafe, restoran ve hediyelik eşya butikleriyle çevrelenmiş bir semt. Ermou Street'in hemen sonunda bir küçük Bizans kilise göreceksiniz. İsmi Kapnikarea ve 11.yy'dan kaldığı tahmin ediliyor. Hiç içine girmediğim ama itiraf etmek gerekirse kapılarında bol bol fotoğraf çekindiğim bir kilise kendisi. Kim bilir belki de bir sonraki seyahatte içine de bir merhaba derim. 


Monastraki, Plaka bölgesinin hemen yanında kalıyor. Bazı sokaklarında kafanızı kaldırdığınız an muhteşem Acropolis manzarasını görebileceğiz, restoranlarla dolu bir bölge burası. Pazar günü burada kurulan bit pazarını ilginiz dahilindeyse notlarınıza ekleyebilirsiniz. Şehirleri kendi şehrimize benzetme klişesinden yola çıkarsak; Monastraki aslında bizim Sultanahmet'imiz olarak tanımlanabilir. Kendisini ya çok sever ya da nefret edersiniz. Monastraki geceleri de fazlasıyla hareketli bir bölge. Yunanlıların pek ünlü Souvlaki'sini denemek için bu bölgede bolca alternatif bulabilirsiniz. Efie, şehir yerlisi olarak senelerdir Souvlaki yemek icin Savvas Restaurant'i tercih eder ama Thanasis de çok eski ve ünlü bir adrestir. Ancak şunu da itiraf etmeliyim ki; Souvlaki'yi en salaşından, en lüksüne dek birçok farklı büfe ve restoranda yemiş olmama rağmen tam olarak sevebildiğimi söyleyemem. Evet, et konusunda da enfes örnekleri var Yunanistan şehirlerinin ve de adalarının ama yine Yunan demek deniz ürünü ve meze demek benim için. O yüzden de Klimataria Tavern hemen şurada ve belki de şehrin en eski tavernalarından birine örnek olarak bulunsun isterim. Ayrıca Hard Rock Cafe tutkunlarına da bilgi olsun; kafeniz bu semtte bulunuyor... 



Psiri; Monastraki Meydanı'na çok yakın, eski ve biraz da pis görüntüsüyle kaos hissi hiç eksilmeyen ama şehrin en pitoresk bölgelerinden biri benim için. Bu sokaklarda vakit geçirmek, galerilerinde dolanmak büyük bir keyif ama asıl Psiri sonrası yavaş yavaş Acropolis'e doğru yaklaşmak sanırım en sevdiğim şey! Ayrıca şehrin bu bölümündeki mekanlarda akşamlar da çok sosyal anlamda lezzetli geçiyor. Eski zamanlarda tam bir Teksas havasında olan semtin son yıllarda kazandığı bu keyifli hal ve tavır kesinlikle çok yaşanası...

Ayrıca semtin tatlı pastanesi Nancy's Sweet Home da kesinlikle ıskalanmaması gereken bir adres olarak notlarınızda olsun.




Atina şehrinde "Antik Yunan tarihi ve mitolojik geziler" yapılacaklar listesinin ilk maddesi olabilir; zira batı medeniyetindeki en eski yerleşim ve eski dünyanın en entelektüel adresi olarak şehirde yapılacak daha iyi bir aktivite hakikaten düşünemiyorum.

Düşünsenize belki de Sokrates'in ya da Platon'un daha evvel yürüdüğü bir sokaktasınız. Bence bu his aşırı heyecan verici!

Dünyanın en ünlü ve en önemli simge yapılarından biri olan ve bir uçurum kenarını adeta taçlandıran Unesco Dünya Mirası Acropolis, hakikaten muazzam bir güzellik! Oldukça büyük bir alanda konumlanmış olan yapının çevresinde amfi tiyatrolar, forum alanları ve tapınaklar bulunuyor. Parthenon; Acropolis'in en yüksek noktasını kaplayan, M.Ö. 438 yılında inşa edildiği bilinen ve Tanrıça Athena'ya adanmış antik dünyanın en görkemli tapığı. ErechtheionAcropolis içinde M.Ö. 421-406 yılları arasında inşa edildiği düşünülen tapınak. Özellikle sundurma gibi algılanabilecek kısmı benim kişisel favorim. Hiç anlamadığım bir şekilde; tapınakta görünen heykellerin originallerinin beş adedi Akropolis Müzesi'ndeyken bir adet heykel British Museum'da.. Temple of Athena Nike; Acropolis'in yükseltilmiş bir kayalığında konumlanmış ve M.Ö.420 yılından kalmış bir İyon tapınağı. Zamanında Persler tarafından zarar görmüş olsa da günümüze ulaşmış olması hakikaten insanı mutlu ediyor. Tapınağın original parçalarını Acropolis Müzesi'nde görebilirsiniz. Dionysus TheatreAkropolis'in kayalık bir yamacında bulunuyor ve Avrupa tiyatrosunun da temeli kabul ediliyor. M.Ö.4.yy.

Temple of Zeus; ismi Olympeion olarak da geçen ve tanrıların kralı Zeus'a adanmış muazzam bir tapınak. 700 yıl gibi bir sürede inşa edildiği biliniyor. Ne yazık ki Zeus Tapınağı zarar görüp tamamı günümüze ulaşmamış bir yapı, ancak yine de kesinlikle es geçilmeden detaylıca incelenmeli. The Ancient Agora; Antik Atina'nın kalbi sayılırmış. Hem pazar yeri hem de bir sivil ve ticari merkez olarak düşünebilirsiniz kendisini. Geniş bir alan olduğundan rehber edinmek ya da detaylıca bir araştırma yaparak gezilesi bir yapılar topluluğu diyebiliriz buraya. Bu alandan çıkmış eserler için yapılan; Museum of the Ancient Agora'yı da eğer vaktiniz varsa ziyaret edebilirsiniz. Temple of Hephasteus da şehrin kesinlikle es geçilmemeli tapınaklardan biri; zira eğer yanlış bir bilgi değilse kendisi antik zamandan günümüze ulaşan en iyi korunmuş tapınak kabul ediliyor. Yapımı M.Ö.5.yy. Odeon of Herodes Atticusbir konser izlemeyi hayal ettiğim antik tiyatroların başlarında geliyor; zira kendisi Roma Dönemi boyunca konser salonu olarak kullanılmış bir yapı. Çok geç bulunmuş, restore edilerek şehre armağan edilmiş ve hali hazırda akustik gücü sayesinde konser salonu olarak da kullanılıyor.

Bunca yıldır şehre gidiyoruz hala görmediğimiz tarihi noktalar da yok değil. Panathenaic Stadium mesela hala görmediğim ama Alpico doğduktan sonra onunla görelim diye ertelediğim yerlerden biri. Zamanında1896 Olimpiyat Oyunları'nda da kullanılmış stadyum tamamen mermerden yapılmış enteresan ve kendine has bir örnekmiş. Görülecekler listemizde hala tiklenmemiş bir diğer yapı ise; şehrin bir miktar dışında kalan Temple of Poseidon. Adı üzerinde denizlerin tanrısı Poseidon'a adanmış tapınak Panathenaic gibi tamamen mermerden yapılmış. Gün batım zamanları o sütunlara yansıyan renklerin güzelliğini anlatır arkadaşlarım. Dilerim kendisini de Alpico ile beraber tanıyacağım.

Acropolis Museum ve National Archeological Museum için her şehir ziyaretinde vakit ayrılabilir diyebilirim; zira her birinde başka bir bilgi edineceğiz ve de ayrı bir keyif alacağınız süphesiz. Arkeoloji Müzesi onlarca odadan ve Neolitik dönemden Mısır'a, Roma'ya kadar her antik çağ medeniyetinden eserler barındırıyor. En güzeli de müze içindeki her eser kronolojik sırada düzenlenmiş durumda. Bu anlamda da gezmek, eserleri ve dönemleri anlamak çok kolay oluyor. Favorim; M.Ö.16.yy'dan günümüze ulaşmış bir cenaze maskesi olan Agamemnon Maskesi. Tüyler ürpertici ama nefis bir dünya mirası diye düşünüyorum. Acropolis Müzesi kalıntılar üzerine inşa edildiğinden zemin katında genelde ya cam panellerde yürüyorsunuz ya da açık alanda geziyorsunuz. Erechtheion, Propylaea Geçidi ve Temple of Athena Nike müzenin en ilgi çekici ve yine kronolojik olarak takip edebileceğiniz önemli eserleri. Ayrıca Roma ve erken Hristiyanlık dönemine ait eserleri de müze içinde takip edebilirsiniz. Parthenon heykellerinin tanıtıldığı videoyu izlemenizi ve tapınaklardan alınan heykelleri es geçmemenizi özellikle öneririm. Bu arada müze sonrası keyifli de bir yemek molası vermek isterseniz; Acropolis Museum Restaurant manzara bonusuyla tavsiye edilir bir adres.

Eğer bu iki müze size fazla gelmez ise Benaki Museum adı altında toplanan şehrin önemli müzelerini de gezmenizi ve Yunan kültürünün geçmişini ve günümüz zamanlarını da incelemenizi öneririm. (Kurtuluş Savaşı zamanlarından resim, silah ve belgeler de bulunuyor) Ama mutlaka müzelerin açık oldukları günleri ve saatleri kontrol etmenizi öneririm; zira bazı binalar haftanın yalnızca birkaç günü açık oluyor.

Kocaman bir ova içinde heybetli bir tepesi var şehrin. İsmi Lycabettus ve kendisi şehrin en yüksek noktası oluyor. Birçok sokak ve teras restoran/bardan izlenen ikonik Acropolis manzarası sonrası şehrin ikinci ikonik manzarası bu tepe olabilir diye düşünüyorum. Tepeyi şehirden izlemenin yanında, tepe üzerinden de şehre bakmanın enfes olduğunu bilin. Akropolis'i bu tepeden izlerken, hava açık ise Pire semalarını dahi görebiliyorsunuz. Aslında bu tepe için "şehri 360 derece panoromik izlenme noktası" diyebiliriz. Ulaşmak için dilerseniz yürüyebilir, dilerseniz de teleferik kullanabilirsiniz. Tepede bulunan restoran Orizontes'i biz deneyimlemedik ama manzara bonusu ve lezzet konusundaki iddiası ile keyif alacağınız bir akşam ya da gün batımı vakti geçirebilirsiniz.



Plaka, Acropolis'in hemen yamacında kalan tavernalar ve kafelerin olduğu geniş ve fazlasıyla turistik bölgeye deniyor. Diğer yandan da, Atina'nin en eski yerleşim bölgesi ve bana göre de Plaka'nın resmen bir ruhu var! Seyahatlerimizde bazen klişe noktalarda bambaşka tatlar bulurum ben ve Atina özellikle de Plaka bu anlamda beni en çok tatmin eden semtlerden biri diyebilirim. Neoklasik binaları, daracık sokakları, bir anda karşınıza çıkan begonvillerle kaplı sokakları ve karmaşası yanında her seyahatte bir başka gastronomik deneyim sunan mekanlarıyla da Plaka sokaklarında doyasıya ve defalarca dolaşmanızı öneririm.

En iyi Acropolis manzarası için 360 Cocktail Bar'ı özellikle notlarınıza eklemek istiyorum. Son yılllarda şehrin en iyi barlarından biri kabul ediliyor kendisi. Ciel Athens'in roof barı Akro ise; Efie'nin önerisiyle iyi bir gastrobar örneği olarak ve yine Acropolis ve Lycabettus manzara bonusuyla notlarınızda olabilir.




Şehrin bizim Nisantaşı'mız olarak benzetebileceğimiz yeri Kolonaki. Bu bölgenin ana meydanı da Filikis Eterias Squire ve buradaki en ünlü kafe de Da Capo. Self servis bir işletme kendisi ama hakikaten yerliler için pek önemli bir uğrak noktasıdır denebilir. Yunan değil de Fransız havası alacağınız Da Capo'da mutlaka kendinize bir kahve içimlik zaman ayırın derim. Meydana yakın Loukianou Street'te havalı bir rock bar; Rock n Roll Bar bulunuyor. Şehrin kaliteli müzk mekanlarından biri kendisi. Biz de Efie ile gecelerimizi bu barda sonlandırmayı çok seviyoruz. Kolonaki'de ara sokaklar da çok canlı bir hayata sahip. Aslında deneyimlediğimiz onca mekan içinde iyi bir burgerci olan Jackson Hall, havalı Armani Cafe ve gerçekten lezzetlerini çok sevdiğimiz Prytaneio ne yazık ki kriz günlerine karşı duramayıp kapandılar.

Skoufa Street irili ufaklı onlarca cafe ile dolu. Özellikle akşamları bir dolu bar ve gece kulubu seçeneğiniz (yine çokça mekan kapatılmış olsa da) var bu sokakta. Big Apple, Skoufaki, Passepartout gibi.

Alış-veriş konusu Kolonaki'de daha çok; Patriarhou ve Pedestrianised Tsakalof caddelerinde yapılabilir ama ara sokaklarda da hem giyim hem de ev dekoru üzerine enfes butikler var. 



Glyfada ve Vouliagmeni bölgelerini şehrin Bağdat Caddesi (Glyfada) ve Boğaz hattı (Vouliagmeni) gibi düşünebilirsiniz. Her iki bölge de merkezden 20 dakika kadar uzakta kalıyorlar.

Glyfada'da semtinde en ünlü cadde Metaxa Street olsa da cafeler daha çok Zissimopolou Street üzerinde bulunuyor. Bu arada benim favorim kesinlikle Metaxa Street üzerindeki Opus. (Opus, bayıldığımız Yunanlı sanatçı Antonis Remos'un mekanı. Kendisini bugüne dek orada görmüş değiliz) Mekan kafe-restoran olarak sevilesi ama geceleri de kulup kısmı iddiali partiler düzenliyor. Bir Yunan tavernası olan ve Stellios ile her Atina buluşmamızda ziyaret ettiğimiz Sardelaki ise semtin bize göre en keyifli balık-meze mekanlarından biri ayrıca da senelerdir asla kalitesinden ve lezzetinden ödün vermediler.

Vouliagmeni, marinası ve plajlarıyla ünlü olması yanında mekanlarıyla da çok tercih edilen ve son yıllarda hızla gelişen bir bölge. Deniz manzaralı En Plo gastrobar kriterlerinde oldukça başarılı bir işletme ve kriz sonrası hala ayakta olması büyük bir şans; zira deneyimlediğimiz birçok mekanı yeniden kontrol ettiğimde kapandıklarını görmek üzücü.. :(

Bu arada "Atina'da denize girilir mi?" sorusunun da yanıtını hemen vermek istiyorum; zira yukarıda bahsettiğim iki bölgeyi deniz için de merkez kabul edebilirsiniz. Glyfada'nin bir alt caddesi bizim Caddebostan'ımız gibi birçok semti kapsayan upuzun bir sahil şeridine sahip. Bu şerit üzerinde onlarca plaj işletmesi bulunuyor. Tüm günü bu plajlarda ve aradığınız Yunan lezzerlerine kolayca ulaşarak geçirebiliyorsunuz. Yalnızca arayacağınız o enfes Ege Denizi'ne sahip olmadıklarını bilin yeter. Bu sahil şeridinin Vouliagmeni tarafı işletme anlamında bir çıta daha yüksek diyebilirim. ;)



Şehrin en modern semtlerinden biri de Gazi bölgesi. Yine bol bol kafe, restoran ve bar bulunuyor bu semtte de. Yunanlıların en sevdikleri şey dışarıda yemek olduğundan Gazi de diğer bölgeler gibi akşamları müthiş kalabalık oluyor, özellikle de yaz akşamları yenen yemekler sabahları bulan eğlencelere bağlanıyor. Metro'nun Keramikos istasyonundan Gazi'nin direkt kalbine ulaşabiliyorsunuz. Voutadon ve Persefonis caddelerinde gönlünüze göre barlar bulabilirsiniz. Burada bizim favorimiz Gazi College.

Gelelim Pireus ve can'ım Microlimano'ya. Hiç lafı uzatmayacağım; bana göre Pire'de detaylı gezilecek ya da gezmeye pek değer bir taraf hakikaten yok. En azından bunca yıldır benim deneyimim bu. O nedenle Pire'yi daha çok adalara seyahat öncesi uğrayıp soluklandığımız bir geçiş noktası olarak düşünürüz biz ya da erken saatli feribotlarda bir gece bu çevrede konaklar sabah da erkenden limana ineriz. Bu yüzden Pire'de vakit geçirmek yerine kendisine pek yakın olan Mikrolimano'ya doğru uzanmak her zaman tercihimiz ve size de aynını tavsiye ederim.

Mikrolimano, bizim Kalamış kıyılarızı andırıyor. Sırayla dizilmiş restoran, cafe ve barların bulunduğu bir minik cadde kendisi. Mekanlar cidden çok keyifli dekore edilmişler ve de içlerinde lezzet çıtası gerçekten yüksek olanlar var. Aklımda kalan adreslerden "Bahaliko" aşırı kozy dekoru ile çok sevdirmisti bize kendini ama sonra krize karşı duramayıp kapandığını öğrendik ve üzüldük. Bahaliko dışında bu limanda önereceğim en iyi adres; Varoulko Seaside. Marina ve tekne manzaralarına karşı uzo-balık keyfi yapıp, mezeleri klasik Yunan sunumundan ziyade bir şef restoranı mantığıyla deneyimlemek isterseniz kendisi kesinlikle çok çok iyi bir tavsiye.

Hazır Microlimano'ya gitmişken Pasalimani denen bölgeyi de gezinize dahil edebilirsiniz. Deniz kenarında tatlı bir semt burası ve yeni yeni açılmaya başlayan kafe restoranlarıyla da gelecek vadediyor. Bu mekanlardan Belle Amie kesinlikle dekoru ile bizi aşırı mutlu edenlerden olurken, lezzeti ile de şaşırtmadı..  








Atina'yı duygusal bağımdan öte, başlı başına bir deneyim olduğunu düşündüğümden çok seviyor ve hiç olmazsa bir tam gün ve gecemizi her Atina üzerinden gidilecek yaz tatili destinasyonlarımızın planlarına ekliyorum. 

Şehre yaz aylarında gidecekseniz (ki aslında en sıkı turist dönemi de sıcağa rağmen Haziran, Temmuz ve Ağustos ayları) sıcakları da hesaba katarak şehirden çok hızlıca ülkenin muhteşem adalarına kaçmanızı öneririm ki en ideali de budur. Ancak, bahar aylarında Atina'da olursanız şehrin tarihini ve de sokaklarını gezmeye doyum olmaz diye düşünüyorum. Bu nedenle de detaylı bir Atina gezisi için illaki şehre dört gün ayırmanızı öneririm. 

Revize bilgi; Haziran 2019 itibariyle Çeşme-Atina arası feribot seferleri de başlamış durumda. Yaklaşık yedi saatlik bir yolculuk ile ister yaya ister araçlı olarak seyahat etmeniz mümkün. Yalnızca, yanaştığı liman Pire değil de daha küçük bir liman olan Lavio. Bu limandan adalara geçiş imkanınız var, özellikle de Kiklad Adaları'nın tatlı şeçenekleri olduğunu söyleyebilirim..

Yunanistan'ın Pire, Lavrio ya da Rafina limanlarından gidilebilecek ada postları;
PAROS
NAXOS
ANDROS
MYKONOS 1 (ulaşım ve plajlar)
MYKONOS 2 (lezzet ve eğlence)
AEGINA
AEGINA VE NIKOS KAZANCAKIS
HYDRA
HYDRA'DAN MACERALI DÖNÜŞ
SPETSES

ATİNA'dan ana kara üzerinde alternatif road trip noktaları;
CORINTH
LOUTRAKI
NAFPLION
EPIDAVROS
MOMENVASIA

İpsala Sınır Kapısı sonrası seyahat edilebilecek ada ve ana kara noktaları;
THASSOS
SELANIK
METEORA
PARGA
PAXOS VE ANTIPAXOS

BODRUM'da yakın Yunan Adaları;
KOS

sevgiler
lulu 
x

17 yorum:

  1. iyiki boyle post yapmisn,
    sayende bir yerleri gorduk:):)
    fotograflar cok guzel
    filmlerdede bayilirdim zaten
    bir gun gidip gormek nasip olur insallah:)

    sevgiler

    YanıtlaSil
  2. @Kucuk Seyler Cok tesekkurler canim :) Begenmene sevindim ama senin fotograflarinin yaninda bunlar hic.. Ne kadar basarili kareler cekiyorsun !! Cok tebrik ediyorum ;)

    YanıtlaSil
  3. ne kadar guzel anlatmissin. Istanbul semtlerinden ornekler vererek anlatman da cok hosuma gitti. uzun yillar oldu Atinaya gitmeyeli. Plakada uzun bir aksam yemegi ve uzo hayal ettim simdi;)

    YanıtlaSil
  4. Goncacimm begenmene cok sevindim.. :) O kadar cok seviyorum ki Yunanistan'i ve Yunanlilari o yuzden detaylica anlatmak istedim.. Gitmek isteyenler icin guzel bir rehberlik olacak eminim ;) Bu aksam hep birlikte Plaka'da olsak ve keyifli bir aksam yemegi yapsak olmaz mi ? :)

    YanıtlaSil
  5. Aşkımcım diline ve eline sağlık çok detaylı ve güzel bir post olmuş yine :)))

    YanıtlaSil
  6. Tesekkurler bitanemmm ! Beni yine Efie'cigime goturrrrr yuffennnn :)

    YanıtlaSil
  7. Ayarlarsam takılır peşine kız bakarsın ben kepçe dünya ufak .) haber edersin bana da. Bu arada hacı ben atina denince ıyk oluyorum bakma her şeye sahip çıkan abiler baklava kahve vs yüzünden ama ön yargı belkide yavrum bilinmez. lakin istanbul trafiğindende şu an orada olmayı tercih ederim o ayrı. Son kareye gelecek olursak gülen yüzün saçların deniz mavisi elbisenle casual sade şıklık olmuş yavrum. öperim

    YanıtlaSil
  8. Canim stil direktorum :) aslinda cok haklisin cok gicik herseye sahip cikmalari ama ben yine de yunanlilari ve yunan kulturunu coook seviyorum yaa :) Eficim de var.. simdi nasil dusman olayim di mi ? :) Hem dusunsene yaz tatilinde bir yunan adasinin keyfini ;) Off diyorumm.. Son kare yorumlarin icin de ayrica tesekkurler.. genel durumum budur, renkli sadelik severim (o da neyse) ama her dem guleryuz o ayri ;)

    YanıtlaSil
  9. Yine cok güzel anlatmissin. Tekrar gitmiş gibi oldum :)

    YanıtlaSil
  10. valla çok yakın ama hiç gitme fırsatımız olmadı hatta hiç ya atinaya da gitsekmi bile konuşmadık eşimle ama bu postundan sonra bir fikir atıcam ortaya lulucum öpüyorum çokkk:)

    YanıtlaSil
  11. @Alev Ozkan Ahh ne mutlu bana.. Hatirlatmis oldum sana guzel anilarini :)

    @sonsuz dekorasyon Atina cok guzel bir sehir degil ama yemek icmek ve keyif yapmak icin gercekten cok cok iyi bir tercih.. Bence gundeme getir.. hatta atina + ada fikrini siddetle tavsiye ediyorummmmm canim :)))

    YanıtlaSil
  12. Lulucum, harika bir post olmus bu, detayli, karsilatirmali ornekli, bol resimli. Atina ya baya evvel bir kere is icin gitmistim, onda da cok az gezebilmistim, adalari ise hic goremedim daha. Esimi ikna edebilirsem yapmali bu Atina+Ada turunu, senin tiyolarinla gezmesi cok daha kolay ve zevkli olacak gidersek. Renkli sade chicligini ben de cok sevdim. Bu arada kac gundur gidip gelip Uludag postu bekliyorum, farkli yerden vurdun : ))) Simdi ada postuna bakiyorum hemen : )

    YanıtlaSil
  13. Aylin'cim cok tesekkurler canim.. Sanirim en detayli postlarimdan biri oldu ama bu kadar iyi bildigim bir sehri mutlaka boyle anlatmaliydim.. Havalar az daha isinsin size harika bir ada postu daha yapacagim.. Paros adasi muhtesemmmm onu mutlaka gormelisiniz :)) Dag postu yapamiyorum cunku firtina ve tipiden 2 hafta sonuda kayamadik :(( sadece kara ayak basabildik :)))

    YanıtlaSil
  14. Canım çok şeker bir post olmuş çok sevdim orada olmak istedim :) Mavi elbisenle de süpersin :) Ayrıcaaa...

    Tebrikler! "Kreativ and Versalite Blogger Award" kazandın benden :) Detaylar ve yapman gerekenler burada: http://lunaparkqueen.blogspot.com/2012/01/versalite-and-kreativ-blogger-award.html Öpüyorum kocaman! :)

    YanıtlaSil
  15. @Lunapark Queen cooook tesekkur ederimmm canim.. Bir tane de Aylin Lila Moonlight tarafindan odule layik gorulmustum.. Ikiniz icin bir post duzenleyecegim en kisa zamanda :))

    YanıtlaSil
  16. paros cok guzeldır ...atınada taksıcılerı dıısnda candır :)fotograflar cok guzel ıcımı ısıttı yaza mı gotrdu ne :)

    YanıtlaSil
  17. @Grace Paros postu hazirlayacagim detaylica hazir yaz ozlemleri baslamisken hepimizde :) bu hafta hazirlarim sanirim :))

    YanıtlaSil