Kayıtlar

Ağustos, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

CHEZ LEON - BRUKSEL

Resim
2009 yılı Haziran ayında yaptığımız uzunca bir Avrupa seyahati içine Brüksel 'i büyük bir heyecanla eklemistim, zira Brüksel sevgilinin babası  Belçika Kraliyet Akademisi' nde eğitim gördüğünden manevi olarak kıymetli bir şehirdi onun için... Benim tarafımdan da çocukluğumun en tatlı sabahlarının çizgi dizisi olan Şirinler'ın anavatanıydı Brüksel.. Beni o masum günlere geri götürecek, belki de daha önce hiç düşünmediğim anları zihnimde yeniden resimleyecekti... Pierre Culliford 'a bu vesile ile ruhani bir teşekkür de ederim diye düşünüp heyecanladım hakikaten.. Şehirde bir de her ne kadar turistik bir hareket olsa da (bazı turistik işleri yapmak bence mühim..) bir  midye sever olarak mutlaka deneyimlememiz gereken Chez Leon gerçeği vardı..  Babamız Chez Leon için "midye severlerin Belçika'daki mabedi", diyorken bu deneyimi yaşamadan dönmemiz zaten mümkün olmazdı diye düşünüyorum.. Bu arada Chez Leon midyelerini kendi yetiştiren ve pişirilmeye uygun b...

GLETSCHERGARTEN LUZERN

Resim
2009 Eylül ayında yaptığımız uzun İ sviçre seyahatimizde heyecanla görmek istediğimiz şehirlerden bir diğeri Luzern 'di. Hatta belki de en heyecanlandığımız şehirdi kendisi.. Bu heyecanla uçaktan iner inmez ilk iş Luzern'e doğru yola almayı tercih ettik seyahati planlarken de..  Ama nedense Luzern dendiğinde hala aklıma ilk gelen şehir ve doğasının güzelliğinden çok Gletschergarten Luzern  oluyor nedense. Hem beyin açıcı bilgiler edinip hem de fazlasıyla eğlenceli vakit geçirdiğimizdenolsa gerek... Peki nedir tam olarak  Gletschergarten ?  Yerli halk "İ sviçre'nin kalbinde Luzern, Luzern'in kalbinde ise  Glacier Garden bulunur" dermiş. Burası için hem bir park hem de doğal bir müze diyebiliriz. Müze tarafında bir zamanlar buzullar ve buzul çukurlarıyla kaplı olan Luzern'e dair etkileyici bilgiler ediniyorsunuz. Bu bilgi sonrası küçük bir şok yaşayıp bu fikre alışırken, bir anda yer katmanları arasında bulunan fosilleşmiş midye ve palmiye yaprakları i...

KOTOR - Karadağ'ın Güzeli

Resim
2008 yılında henüz seyahat rotaları yeni yeni Hırvatistan'ı göstermeye başladığında çok keyifli bir  Dubrovnik  seyahati yapmış, seyahat sırasında Hırvatistan'ın sınır komşularını da ihmal etmemiş ve bunlar içinde Karadağ 'ın dillere destan olmuş körfez güzeli Kotor' a bambaşka hisler beslemiştik. Unesco tarafından korumaya alınmış bir şehir Kotor ve Hırvatistan'a yakınlığı nedeniyle özellikle de Dubrovnik şehri seyahatlerine kesinlikle eklenmesi gereken bir destinasyon.  Körfez olağanüstü bir güzelliğe sahip! Dünya gözü ile şu ana dek böyle büyüleyici bir manzaraya kaç kez bakmışımdır hala emin değilim.. Yalnızca uzaktan körfeze bakmak değil, körkezin içindeyken ve aracımızla sakince ilerlerken, dağlardan körfeze dökülen şelaleler de çok çok etkileyici olmuştu bizim için.. Bu manzara gittigimiz ayın bize sunabildiği bonus bir manzaraydı farkındayım; zira y az sıcağında oralarda olsaydık bu görüntüye şahitlik etmemiz pek de mümkün olmazdı sanırım.. Kotor,...

NAXOS ADASI

Resim
En yakın arkadaşlarımdan birinin Yunan olmasının etkisiyle Yunan adaları dendiğinde Türkiye'ye sınır yakınlığı bulunan  Kos, Rodos, Simi, Sakız ya da Meis gibi adalar gelmiyor  benim aklıma,  zira hakiki Yunan kültürü ve mutfak lezzetlerinin tadına ancak Yunan ana karası ya da ana karaya daha yakın olan adalarda varıldığına inanıyorum. Aslında inanmaktan ziyade bu adaların daha çok Türkiye'den beslendiklerini bildiğimden, uzaklar bana çok daha lokal çok daha deneyimlenesi geliyor.. Uzak adalar içinde de popüler olanlar yok mu? Var elbette.. En popüler olanlar; Güney Ege bölgesinde konumlanmış ve 220 adet irili ufaklı adadan oluşan Kiklad Adalar grubu içinde ismi geçen adalar.. Ülkede pek çok ada grubu var aslında ve hepsi ayrı ayrı zaman ayırılası güzelliklere sahip, ama yine de Kiklad dendiğinde akan sular herkes için duruyor gibi.. Mykonos, Santorini gibi ismini en çok duyduğumuz adalar da bu gruba aitler aslında ama bizim konsantrasyonumuz bu popüler olan isi...

Barbaresco ve Barolo

Resim
Her ne kadar emzirme süresince pek sevdigim ve sosyalleşirken ya da evde rahatlamak istediğimde birkaç kadeh içmeyi sevdigim şarap ile arama mesafe girmiş olsa da edindiğim  bi lgiler, meraklar gelecek günler için not ediliyor.. Hiçbir zaman  oturup bir şişe sarabı tek başına içen biri olmadım ben ya da düzenli alkol  tüketen biri de değilim, ancak içtiğim şarabın nitelikli olması, yediğim yemeğe verdigim özen kadar önemli elbette.. O nedenle de sormaktan, sorgulamaktan, merak etmekten ayrı düşmeyen aklım yemeklerin yanına içeceğim şarabı da mutlaka incelemek istiyor... Barbaresco ve Barolo Çizmenin kuzeyinden, İtalyan Alp Dağları'nın eteklerindeki Piemonte bölgesinden iki dünya güzelinden bahsedeceğim size simdi .. İkisi de kırmızı ve İtalyanların pek övündüğü kaliteli Nebbiolo  üzümünden elde ediliyorlar  ve kesinlikle İtalya'nın en kaliteli şaraplarından ikisi olarak tanımlanıyorlar. Hatta İtalyanlar için Barolo "king of wines "  ,...