28 Aralık 2012 Cuma

HYDRA

Yeni seyahat dış kapının tam ucundayken, taslaklarda hazır bekleyen son Yunanistan seyahatimizin ikinci adası Hydra'yı detaylıca paylaşma vakti geldi de geçiyor... 

Bu yılkı Yunanistan seyahatimizi oldukça konsantre organize etmiştik. Aslında Yunanistan'ın "Saronic Gulf" bölgesinde bulunan ufak yerleşimli tüm adalarında tek gecelik ve feribot yardımı ile "hop on hop off" gezileri planlanabilirdik, ama hem keyfimize düşkün olduğumuz hem adaları hakikatle sindirmek istediğimiz hem de feribotlar arası koştururken Alpcan'ın yeme düzenini bozmak istemediğimizden seyahatimizi eşit olarak iki adaya bölmeye karar verdik. Kalan iki adayı da başka bir seyahat planına rahatlıkla iliştirebilirdik ileride.. 

İlk ada güzeller güzeli Spetses'ti. İkinci ada ise, Leonard Cohen'in "asla yaşlanamazsınız" dediği -ki kesinlikle haklı- huzur adası Hydra! (Leonard Cohen gözünden kısa bir Hydra profili için buraya göz atabilirsiniz..)

Hydra adasına Pire Limanı'ndan kalkan hızlı feribotlar ile kolayca ulaşmanız mümkün; zira Saronic, Atina ana karasına en yakın adalar topluluğunun bulunduğu körfez bölgesi oluyor. Körfezin önce hangi adasına geçerseniz geçin, diğer adalara erişiminiz konusunda bir sıkıntı yaşamıyorsunuz.. Biz Spetses Adası sonrası Hellenic Seaways'in Flying Dolphin feribotu ile yarım saatlik bir yolculukla ulaştık Hydra'ya. Eğer yelkenliniz ya da daha önemlisi yelkenliniz ile uzak seyahatler yapabilme cesaretiniz varsa, bu adayı kaçırmamanız gerektiğini -yelkenci dostu bir adası olduğundan- zaten biliyor olmalısınız.. 





Hydra gördüğümüz diğer Yunan adalarından hakikatlice farklı bir profile sahipti diyebilirim. Daha feribottan iner inmez henüz ilk bakışmamızda bunu hissedebildik, zira pastoral görüntüleri bizi hızlıca etkisi altına almıştı. Ayrıca adada bisiklet dahil hiçbir araç kullanılmıyordu ve ulaşım için tek seçeneğimiz eşeklerdi! Bu durumu ailece çok sevdik ve adanın arnavut taşlı zemininde valizlerimizi taşıyan eşeğimizi -elbette hayvanları doğru şartlar altında kullanıyor adanın bilinçli halkı- takip ederek heyecanla otelimize doğru ilerlemeye başladık.. Heyecanla diyorum, zira daha seçim aşamasındayken bile otel "Cotommatae 1810 Hydraiçimize fazlasıyla sinmiş ve bizi kendisi hakkında meraklandırmıştı.. (Yurt dışı otel seçimlerimiz hep başarılı olmuştur ama Cotommatae verdiği lezzet ile anılarımızda kesinlikle bir başka yer edindi diyebilirim.)


K O N A K L A M A 

Hydra'da otel olarak gerçekten az ama öz seçenekler var. Cottommatae'yi ön sıralarda tutun isterim elbette kendi tecrübem dahilinde, ama diğer alternatifler de yine butik otel standartlarında olan; Bretsera, Hydrousa, Angelica ve Orloff Boutique Hotel olabilir..

Aslında bizim de ilk planımız olan "Four Season Hydra" alternatifi var adada ancak söyle de bir detay var ki; otelin merkez ile yol bağlantısı olmadığından ulaşım sadece botlar vasıtasıyla sağlanıyor. Denizin durgun seyrettiği yaz aylarında yapılacak romantik bir kaçamak ya da balayı icin düşünülebilir elbette ama sezon sonu ve deniz ile rüzgar seyrinin saat başı değişebileceği mevsimlerde pek de akıllıca bir fikir degil kendisi..

Konaklamamız daha hesaplı olsun isterseniz ise AirBNB vasıtasıyla ev kiralama şansınızı deneyebilir ya da sadece oda kiralamak icin Hydra Icons'a göz atabilirsiniz.

 

P L A J L A R

Hydra adası da aynı Spetses gibi büyük kumsallara sahip değil hatta Spetses'e göre çok daha dik ve kayalık bir ada olduğundan, adanın merkez ve merkeze yakın bölümlerindeki plajlar ya kayalık alanlara konumlanmış durumdalar ya da çakıl taşlı minik sahillere sahipler.. Ada geneline bakarsak, taksi botlarla ulaşılabilen daha geniş kum plaj alternatifleri de bulunuyor. Biz, havanın kapama ihtimalini düşünerek Hydra merkeze çok yakın ve kayalıklar üzerine kurulmuş bir işletmede denize girdik, ancak güneşli bir yaz günü olsaydı kesinlikle Santa Nicolas, Vlichos ya da Plakes'de de denize girmeden dönmezdik..  


Y E M E   -   İ Ç M E

Bir Yunan adasındayız ve elbette yine çok keyifli seçenekler var -deneyimlerim ışığında- size tavsiye edebilecegim.

Sanırım adanın en havalı tavsiyesilerinden biri Sunset Restaurant. Doyumsuz bir manzaraya sahip bu restoran ABC tarafından "World's Top Restaurants with a View" katagorisinde ikinci seçilmiş.. Adada romantik ve lezzetli bir yemek deneyimi yaşamak ve bunu yıllarca keyifle hatırlamak için Sunset'te yemek yerken gün batımını da izlemenizi öneririm..
  




Omilos Hydra Restaurant yine adanın keyifli mekanlarından biri. Manzarası, Hydra limanı ve limandan demir alan yelkenlileri izlemek isteyenler için nefis bir nokta. Taze balık ve mezelerin güzelliğini ise anlatmaya gerek bile yok. Gece 11:00 sonrası oldukça eğlenceli konsept partileri de var mekanın, aklınızda olsun...



Biz bir aksam Alpcan "makanna" yani makarna yemek isteyince "Da Barba Dimas" adında çok şirin bir İtalyan restoranında yemek yedik. Makarnalar tahminimizin ötesinde başarılı olunca da restoran sahibinden bu lezzetin hikayesini dinlemek istedik. Meğer baba-oğul çalışır, aslen Napolili olmalarına rağmen yedi yıldır yılın dokuz ayını Hydra'da gecirirlermiş. Ana malzemeler hatta kullandıkları mutfak araç gereçleri dahi Napoli'den getirmişler beraberlerinde.. Tazecik makarnalarına ayrı tabaklarına ayrı bayıldığımız Da Barba Dimas'tan bu şahane el yapımı tabakları satın alabileceğimiz İtalyan kasabasının detaylarını da almadan ayrılmadık..

 

Kaminia bölgesindeki minik limanın hemen yanında uzun merdivenlerden çıkılarak ulaşabileceğiniz fazlasıyla geleneksel bir taverna bulunuyor.. Adı; Kodylenia's Taverna. Mekan ciddi anlamda eski bir görüntüye sahip, lakin taverna sahibin maharetli ellerinden çıkmış geleneksel Yunan yemekleri ve klasik yunan mezelerinin lezzeti o enfes manzara ile birleştiğinde hayattaki mükemelliği kısa süreli de olsa yakalayabiliyorsunuz gibi hissettiriyor insana... Nefis!

Yemeklerin bittiği ve Alpcan'ın öğle uykusuna geçtiği o kutsal sessizlikte; "ancak gezerken bol bol okuyan bir parça daha çok bilebilir" fikrinde olan bir çift olarak kitaplarımızı okumayı da ihmal etmedik..

Ada merkezinde bulunan ve görünce yüzümüzü güldüren çok tatlı ve oldukça lokal bir taverna bulunuyor. İsmi Taverna Lulus. Açıkçası gülümsemenin ilerisine gidip bir deneme yapmadık kendisinde ama Hydra gibi bir adada hangi mekan kötü bir deneyim sunabilir ki!?

 


 

Elbette yaz sezonun sonunda olmak -bize göre birçok avantajı olsa da- bazı dezavantajları da beraberinde getirmişti. Denenmesi gereken restoran ve barların bir bölümü sezon sonu olması nedeniyle kapalıydı. Sunset Restoran'ı deneyimleme şansına eriştiğimiz için bu durumu kafamıza takmadık biz, ancak siz giderseniz mutlaka şu mekanları da notlarınıza alın isterim ;) Efie yani gezgin Yunan lokalimiz yemek için; Christina Manolis Tavern, Kseri Elia, Paradosiako, Ydroneta ve Pirofani. Kokteyl için ise; Amalour ve Piratis mutlaka denenmeli ada mekanları diyor..





 

Beyaz evler, daracık sokaklar ve tertemiz arnavut taşlı yollar; insanlarının güzelliği ve dinginliği ile sarıp sarmalanmış bu romantik adada.. Seyahat sonunda biz de öyle huzurlu ve mutluyduk ki; aklımızda kalan doyumsuz ve sayısız anılarla ayrıldık adadan.. Kısa ancak refine bir tatil icin Hydra adasını hiç düşünmeden herkese önerebilirim. Hele ki Atina şehir ziyaretlerinde bir tam günü fazladan planlarsanız o tam güne de çok yakışacaktir Hydra...

Bizim seyahatimizin bu denli unutulmaz geçmesindeki en büyük nedenlerden biri de Alpico.. Hayatın her anını onunla tam olarak paylaşabiliyor olmak bizim açımızdan hem mutluluk hem de büyük de bir şans.. Bu farkındalık beraberinde onu hayatımıza kattığımız için de sonsuz bir minnet duygusu içindeyiz..

 

 
  

Sanırım bu denli keyifli bir adadan ayrılırken, gelecek zamanlarda kendisini bir de yaz aylarında ziyaret etmek istediğimize karar verdiğimizi söylersem şaşırmayacaksınızdır.. O gün edene dek, özlem anlarında ya fotoğraflarımıza dönüp bakacağız ya Leonard Cohen dinleyeceğiz ya da Sophia Loren'in Hydra'da cekilen filmi "Boy on a Dolphin" i izleyeceğiz..

Adadan maceralı geri donüş yolculuğumuzu merak edenleri de buraya davet eder, ada planı yapacak olanlara şimdiden harika bir tatil dilerim..

sevgiler
lulu
x

21 Aralık 2012 Cuma

Hediyecilik

Hediye çekilişi neticelendi. 

Çekiliş de Random.org yerine Alpcan.fun olarak yapıldı.





Kazanan, hediyemizi güzel günlerde, beni, Alpcan'ı ve Atölye16'yı hatırlayarak kullanır dileriz.

Tebrikler
lulu
x

17 Aralık 2012 Pazartesi

2012-2013 Kayak Sezonu Acilisi

Ben bir yaz kızıyım ve kış aylarını sevmek için tek nedenim kayak diyebilirim.

Alpico'muzu henüz kırk günlükken karların içine atmamız sonrası şehirde gördüğü birkaç kalı gün sonrası kar ile doyasıya zaman geçirdiği küçük kayak tatilimizden mulu anlar bırakıyorum buraya; zira zaman gelecek özlemle bakacağız miniğin resimlerine ve o, o zamanlar belki kocaman bir adam olmuş olacak...

öyle... 



















12 Aralık 2012 Çarşamba

Yeni Yil Hediyesi : ATOLYE16

Atölye16.














  

Bu hediyenin şanslı talihlisi olmak için; 

1. Bloğumun takipçisi olmanız,
2. Atölye16 Facebook sayfasını buradan beğenmeniz,
3. E-mail adresiniz ile birlikte bu posta yorum bırakmanız yeterli.

Sevgiler ve Bol Şans!
lulu
x

Not : Çekiliş sonucu 21 Aralık Cuma aksamı açıklanacak...

11 Aralık 2012 Salı

MONET

Blog dünyasına yeni adım attığımda büyük şehirler yerine daha kıyıda köşede kalmış şehirleri detaylandırmak ve tavsiye edilesi restoran ya da sanat noktalarını paylaşmak gibi bir niyetim vardı. O sıralar Paris ile ilgili alternetif bir tavsiyede bulunmuş ve Paris'i anlatmak yerine St.Lazare tren istasyonundan Giverny kasabasına giden trene atlamanızı ve Monet'nin muhteşem evi ve bahçesini görmenizi tavsiye etmiştim. post burada ;)

Zaman içinde şehire nefis bir haber geldi ve Monet eserlerinin büyük bir bölümünün Sabancı Ailesi'nin sanata verdiği değerin bir yansıması olarak Sabancı Müzesi'nde sergileneceğini öğrendik.

Işte bu postta göreceğiniz tüm görseller havanın yağmurlu, bizimse ruhen çok çok yüksek olduğumuz o mutlu sanat gününe dair.

Not 1. Fotoğraf çekmek yasak ve de hakikaten anlamsız olduğundan sergi ile ilgili bir resim paylaşmıyorum. 

Not 2. Müze 6 Ocak 2013'e kadar ziyarete açık olacak. Bir gününüzü Monet'ye ayırmanızı ve serginin ruhunuza işlemesine fırsat vermenizi gönülden dilerim.





sevgiler
lulu
x

11 Kasım 2012 Pazar

SPETSES

Bu yaz sezonu Yunanistan seyahati yapmamak hakikaten içimde büyük bir boşluk yaratmıştı ve araya başka seyahatlerimiz girmiş olsa da bu eksikliği sıkça dile getiriyordum. Bunu bilen sevgili, doğum günümde Atina uçak bileti hediye edince elbette dünyalar benim oluverdi..

Atina, ikimizin de iyi bildiği ve içinde kendimizi fazlasıyla oraya ait hissedebildiğimiz şehirler listesinin başlarında geliyor. (detaylı Atina postu burada) Kendisiyle o kadar çok ve uzun vakitler geçirdik ki; uzun zamandır kısa bir merhabalaşıp, sevdigimiz mekanlarla özlem giderip ya da arkadaşlarımızla yeni adresleri heyecanla deneyimleme sonrasında ülkenin sevilesi adalarına kaçıveriyoruz..


Bu kez, bu sürpriz seyahat için; Kiklad Adalar grubundan daha farklı bir tatil anlayışına sahip, Yunanistan'ın "Saronic Gulf" yani Saronic Körfezi'nde bulunan adalar grubundan Spetses ve Hydra'yı görmeyi planladık, zira mevsim itibariyle uzak adalar hem riskli olabilirdi hem de Atina'ya pek yakın bu cennet parçası adalar yerliler tarafından daha çok yaz sezonu başı ve sonlarında tercih ediliyor bilgisini arkadaşlarımızdan edinmiştik..

Yunanistan'ın göz bebeği Spetses; yüksek gelirli Yunan halkının yazlıklarının bulunduğu ve ayrıca da dünyanın önemli isimlerinin her yaz teknelerini demirlediği adalardan biri. Atina/Pire Limanı'ndan Hellenic Seaways'in "Flying Dolphin XVII" ya da "Flying Cat" feribotu ile yaklaşık iki buçuk saatlik bir yolculuk sonrası adaya ulaşabiliyorsunuz. Körfezin diğer adalarından da Spetses'e her gün düzenli geçiş yapma şansınız oluyor, zira hemen hemen her feribot adalara uğraya uğraya yol alıyor..  





Spetses'in en güzel yanlarından biri adaya araba ile gidilemiyor oluşu. Bu güzel detay sayesinde ada içinde araç trafiği yerine ciddi bir motor, ATV ve fayton trafiğine sahip oluyorsunuz.. "Peki ya valizler?" diye düşünmeyin, zira limanda sizi bekleyen birkaç taksi mutlaka bulunuyor..


Adayı çepeçevre dolaşmak icin ATV harika bir tercih, zira adanın kuytu plajlarını keşfetmek kaçınılmaz bir ada aktivitesi olabilir. Yine de bundan daha iyi bir tercih varsa, o da
tekne kiralayıp adanın çevresini tekneyle keşfetmek olabilir. Bu sayede Kiklad Adalar grubunda görmeye alışılan o uzun ve kum plajlar Spetses'te olmadığından yüzmenin keyfine de tam olarak varmak mümkün olabilir. Bu bilgi adada hiç plaj yok gibi algılanmasın lütfen. Alternatif plajlar elbette var. Mesela biz Agia Marina'da çok çok keyifli bir plaj günü geçirdik sevgili ve Alpico ile...





Fayton turu adanın en tatlı ve en yapılması şart aktvitelerinden biri bana göre. (Bunu elbette atların evvel ezelden taşımacılıkta kullanıldığı gerçeğinden ve bunu yaparken hayvanlara adil davranıldığını gözlemlememiz yüzünden yazıyorum..) Daracık sokaklar ve zevkli Yunan evlerinin arasında dolaşırken gözlerinize değen manzaralara ve mis kokulu yaz çiçeklerine bayılacaksınız eminim.. 
Biz, Alpico ile bu aktivite sırasında çok eğlendik. Onun neşeli çığlıkları ve zaman zaman yakaladığımız şaşkın bakışlarını izlemek bile başlı başına bir mutluluktu!




  
Spetses oldukça ufak bir ada. Ana yerleşim Dapia olsa da Agia Marina, Old Harbour, Agios Nikolaos, Agios Mamas ve Kounoupitsa bölgelerinde de yerleşim yoğunlaşmış durumda.. Otel arayışınızı bu bölgeler üzerinden ilerletebilirsiniz..

Dapia; adanın en merkezi bölgesi ve burada uygun fiyatlı, lakin bir miktar turistik duran oteller bulmanız mümkün. Benim tavsiyemse; Spetses gibi bir adayı ziyaret etmeye karar verirseniz çıtayı bir miktar yüksek tutup, butik bir otel tercih etmeniz yönünde..


Bizim tercihimiz, sanırım gözüm kapalı tavsiye edebileceğim Orloff Resort oldu. Otel hem lokasyon hem temizlik hem de hizmet anlayışı ile tam aradığımız konaklamayı yaşattılar ve Yunan misafirperverliğiyle de bizi fazlasıyla mutlu ettiler. Tercih edebileceğiniz diğer otel seçenekleri; Posidonion Hotel, Nissia, Armata Boutique Hotel veya Zoe's Club olabilir.







Yeme-içme konusunda tavsiyelerim mevsim dahilinde mümkün olan en tatlı seçeneklerden sayılabilir diye duşünüyorum. 


Orloff Resort'un aynı isimdeki restoranı adada kesinlikle denenmesi gereken restoranların başında gelirmiş. Sezon sonu olması nedeniyle kapanan restorandan biz faydalanamadık ama adaya yeniden gittigimizde ilk akşam yemeğimizin Orloff olacağına neredeyse eminim..

Old Harbour'da "Tarsanas" adında enfes bir "fish tavern" bulunuyor. Restoranın lezzeti ile eski liman manzarası birleştiğinde ortaya hakikaten keyifli bir atmosfer çıkıyor ve bu arada siz keyifle yemek yerken çoçuğunuz da restoranın yanındakı küçük çakıl plajda kazlarla vakit geçirebiliyor.. ;)






Yemek sonrası keyifli bir bar önerisi isterseniz eski limandaki "Throubi" iyi bir tercih olabilir ama aynı bölgede birçok bar alternatifiniz var.


Tarsanas'ın Kounoupitsa bölgesinde bir restoranı daha var. Adı; "NTA". Sloganı ise; "water of love". Bu restoranı da listenizin üst sıralarda tutmanızı öneririm..Kapalı olduğundan bizim ziyaret edemedigimiz "Patralis Tavern" de yine adanın tavsiye edilen restoranlarından bir diğeri.

Ege mutfağına ara verelim dediğiniz noktada lezzetli bir İtalyan "La Scala" ya da daha farklı bir deneyim icin Posidonion Hotel içinde bulunan Japon restoranı da keyifli alternatifler olabilir..

Bir Yunan adasında olmak, karşınızaniden çikan bir yerliyle derin muhabbetlere keyifle ve çabucak dalabilmek anlamına geliyor çoğu zaman.. Spetses ziyaretimizde bizde bu anlamda iz bırakan kişi Mr.Vasilis Valakis oldu. Vasilis'in Dapia merkezinde Triporto adında bir tavernasıQuarter adında bir İtalyan restoranı ve Alfi's adında bir dondurmacısı olduğunu öğreniyoruz. Giderseniz bizden ve Alpcan'dan mutlaka selam iletin ve özellikle de Triporto'da ev yapımı mezelerin tadına bakmayı unutmayın ;)

Spetses'te küçük küçük birçok pastane çarpacak gözünüze. Mutlaka ziyaret edin dememe gerek bile yok, zira gözleriniz ve de sokakların kokusunun ayaklarınızı bu dükkanlara yönlendireceğine eminim. Gittiginizde "Amigdalota" denemeyi sakin ihmal etmeyin! Saronik Körfez bçlgesi adalarında pek meşhur olan bu bademli lezzeti sevmeniz çok olası.. 




Alış-veriş için ara sokaklarda harika butikler görecek ancak sanat galerileri ve hediyelik eşya mağazalarını butiklerden çok daha davetkar bulacaksınız diye düşünüyorum.. 
Adanın Old Harbour bölgesinde mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir mağaza var. İsmi Mr.Vaggelis. Vaggelis Yunanistan'da oldukça ünlü olan ve kendi adını taşıyan sevimli mağazasında ağaçtan minyatur tekneler tasarlayan bir sanatçı. Almasanız bile uğramalı ve sanatını bir göz atmalısınız diyebilirim.. 

Dapia merkezde ise; "Eonas" adında ve içinde kendinizi kaybedeceğiniz bir antika dükkani bulunuyor. Mr. Jordan o kadar sevimli biri ki; bize harika ada hikayeleri anlatırken, Alpcan'ı da sevgiyle kucaklayarak gönlümüzü sıcacık dostuluğu ile kazandı.. Eviniz için keyfinize göre mutlaka bir parça bulabileceğiniz bu antikacı dükkanını mutlaka görmenizi tavsiye ediyorum. 
Alış-veriş sonrası Mr. Jordan bize her yıl tekne ile düzenli olarak adayı ziyaret eden ve evi için mutlaka bir antika parça satın alan kıymetli bir müşterisinden bahsetti. Hatta bu hanımı çok sevdiğini ve Türkiye için önemli biri olduğunu düşündüğünü de ekledi. Kartını gördüğümüzde sevgiliyle birbirimize gülümseyip hem doğru bir yerdeyiz hem de Mr. Jordan bu düşüncesinde fazlasıyla haklı dedik.. ;)



Bir diğer sevimli alış-veriş mekanımız da "Gallery Collection 12" oldu. Aslında tam olarak bir sanat atölyesi olan bu şirin dükkandan evimiz için -şeçim yapmak bir parça zor olsa da- sanatsal bir magnet alımı yaptık. 





Spetses adası bize kendini gerçekten çok sevdirdi diyebilirim. Flying Dolphin ile Hydra adasına yeni heyecanlarla yol alırken, bir yaz tatilimizde adaya yeniden uğrayacağımızı fısıldadık sevgiliyle birbirimize..

sevgiler
lulu
x