Kayıtlar

Mart, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Andrea Bocelli

Resim
Andrea Bocelli. İtalyanlar onun için "Pavarotti'nin yerini dolduracak tek isim" , müzik otoriteleriyse "yaşayan en önemli 3 tenörden biri" derler. Pavorotti ile adının yan yana anılmasının  (sesinin gücü dışında)  en önemli nedeni için; hem küçük yaşlarda ilk kez katıldığı bir yarışmada O Sole Mio' yu söyleyip yarışmayı kazanması hem de Pavorotti tarafından keşfedilmesidir derler.. Aslında okuduklarım sonrasında öğrendiğim; buna tam olarak bir keşfedilme denmesinin pek de doğru olmadığı yönünde, zira Pavorotti, Bocelli'nin gerçek anlamda elinden tutmuş ve kendi şehri Modena'da düzenlenen festivalde kendisine de sahne şansı tanımış.. Bu da şunu gösteriyor ki; bu keşfedilmekten öte bir durum.. Daha çok bir destek ve kariyerinde açılan müthiş bir yol diyebiliriz.. Benim için de Bocelli gördüğüm en anlamlı gülümsemelerin sahibidir.. Kendimi huzursuz ya da mutsuz hissettiğim zamanlardaki birkaç kalkan isimden biridir ve onun sesini daima gözlerimi kapat...

Ju.Istanbul - Passo Butik

Resim
Sevgili arkadaşlarım Ahsen ve Duygu'nun göz bebeği Ju.Istanbul 'un 2013 İlkbahar/Yaz koleksiyonları 24 Mart 2013 Cumartesi günü aile firmamiz Passo Plus'ın Nişantaşı butiğinde yeni sezona merhaba dedi. Ju.Istanbul takipçileri ve blog dünyasının tanınmış ve de sektörde yer etmiş isimleri tarafından ilgi ve beğeni ile karşılanan koleksiyona Passo ailesi olarak ev sahipliği yaptığımız için son derece keyifli hissediyoruz biz de... Mezuniyet, nişan, düğün ve özel davetlerinizde; Ju.Istanbul dokunuşuyla kendini prenses gibi hissetmek isteyen herkesi mağazamızda görmekten mutluluk duyarız...  Passo+ Teşvikiye Mağazası: Adres: Ihlamur Yolu No:7 Teşvikiye / İstanbul Tel: 0212 246 74 25-26 Detaylı bilgi için ilgili kişi: Sabahat Atılgan NOT: Koleksiyon için sürekli "prenses" tanımlamasını kullanıyorum/kullanılıyor; zira markanın 2013 Yaz koleksiyonu insana tam olarak bu duyguyu veriyor... 

Paris'teki EŞ

Resim
Dünya caz çağını yaşarken, Hemingway ile ilk eşi Hadley'in bazen tutkulu, çoğu zamansa tek taraflı, ama bir taraftan da inanılmaz bir paylaşım ve şaşılacak bir anlayış üzerine kurulu birlikteliklerine dair yazılmış Paris'teki Eş kitabını okuduğumda Paris'e olan sevgim daha farklı bir yol almıştı.. Kitap sonrası Paris'i ilk ziyaret ettiğimde ise, şehrin bohem sokaklarında dolanırken çok daha farklı hisler içindeydim, sevinçle hayallere dalıyordum... İste o kitap sonrası yaptığımız ilk Paris seyahatinde  (posta buradan ulaşabilirsiniz) St.Germain 'in karlı ve ıssız sokaklarında amaçsızca dolanırken aklıma düşmüştü 1920'ler.. Hemingway'in Hadley'e "kedicik" diye seslendiğini düşünüp irkilmiştim. Sonra, gülümseyip hayalime kaldığım yerden devam etmiş ve hatta biraz daha ileri giderek; Gertrude Stain ve Scott Fitzgerald 'ı da yanlarına alıp, akşam yemeği yiyeceğimiz o şirin ve tam olarak minyatür olarak tanımlayabileceğim restorana bizden ön...