Kayıtlar

Ekim, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

RISTORANTE VICTORIA - MILANO

Resim
Milano beni ben yapan şehirlerden beri. Belki de ilki.. Çok şey öğretmiştir bana yıllar içinde.. Hem iş hayatımın merkezi olması ve bu sayede dindiğim özünde insan olan deneyimler hem özel seyahatlerimde şehirde yaptığım uzun yürüyüşler hayatımın ve düşünce şeklimin üzerine detaylıca eğilmemi sağlamıştır gerçekten de...  İşim sebebiyle çok sık seyahat ettiğim bir şehrin özel seyahatlerime de bu denli nüfuz etmesi, bir diğer yandan da sayısız lezzetli deneyim edinmemi sağladı elbette. Bu konuda  şanslı olduğumu biliyorum; zira İtalya'da kuzey mutfağı diye bir gerçek hakikaten var... Zaman buldukça bu restoranlardan kısa kısa da olsa bahsetmek istiyorum size..  Milano birçok ziyaretçi için bir geçiş noktası aslında. Turizm acenteleri vasıtasıyla şehri ziyaret edenler Milano'nun ancak turistik noktalarından gözlemleyebiliyorlar. Münferit seyahatler ise çok şehirli İtalya turu konseptiyle planlanıyor ve gözlemlediğim şu ki; bu şehre hakettiği kıymeti ve zamanı ayıran kişi...

U-FLEKU - PRAG

Resim
Bunu söylemek çok hoşuma gitmiyor, ancak metropol hayatı içinde olanlar için  (özellikle de haftanın 5 günü ve 9/6 çalışanlar) bayram demek ne yazık ki tatil anlamına geliyor. Bu düşünceden ben de pek memnun olduğumu söyleyemem, fakat yoğun iş hayatı ve hızını yavaşlatmakta zorlandığımız büyük şehir dinamiğinde sürüklenirken yorgun düşüyor ve beynimizi boşaltıp yenilenmek adına mümkün olan tüm fırsatları tatil olarak değerlendiriyoruz.. "Nerede o eski bayramlar?"  demeyeceğim elbette ama diyenler çok, onları da anlıyorum. Önümüzde yaklaşmakta olan bir bayram tatili var ve ben resmen dakika sayıyorum o güne erişmek için.. Benim gibi seyahat hazırlığı içinde olanlar arasında destinasyonu  Prag  olanlar varsa, nefis bir önerim olacak onlar için.  Prag'da Kremencova 11 adresinde, 1499 yılından bu yana hizmet veren tam 512 yıllık nefis bir lokal birahane bulunuyor. Adı  U Fleku . U Fleku, hem bir birahane hem de bir restaurant aslında.. Mekanda, akor...

HOLLANDA

Resim
Çevremde ne çok arkadaşım var Amsterdam şehrine büyük bir aşkla bağlı olan ve defalarca şehri ziyaret eden.. Gerçi genel olarak alternatif eğlence seçenekleri yüzünden şehri bu kadar çok seviyorlar biliyorum ama neticesinde de şehri seviyorlar yahu... Oysa ben pek sevemedim Amsterdam'ı. Yani "sevemedim" doğru kelime mi pek de emim değilim aslında ama ilk seyahatte şehirle aramda yeterinde kuvvetli bir bağ kur(a)madığımı düşünüyorum. Yaşam dinamiğine ayak uydurmak da istemedim aslında nedense.. Oysa çiçek pazarları renkli ve sevimliydi, manavları görsel olarak içimi açtı, kö prüleri, minik evleri, değirmenleri ile de görsel hafızamızı doyuran birçok güzel anımız oldu bu şehrin sokaklarında.. Hele ki peynirleri! Seyahat hayatımızdaki en fazla peynir alışverişini Amsterdam'dan yaptık bile diyebilirim. Ancak yine de uzun  bir süre görmesem "ahh Amsterdam" diye başlayan bir cümle kuracağımı sanmıyorum.  Beni Amsterdam'a mutemelen yeniden çekecek bir ned...

HER DEM ROMA...

Resim
Alpico'nun da içine dahil olacağı yaşama dair bizi çok korkutanlar ya da daha çok korkutmaya çabalayanlar olmuştu hamilelik sürecimde. Özellikle de seyahat anlamında  "çocuk olsun, görürsünüz siz"  diyenler hiç hiç azımsanacak sayıda değildi. Kulaklarını tıkamasını bilen, gülüp geçmeyi zaman içinde öğrenmiş bir şekilde anne olmaya karar verdiğimden bu söylemleri çok da kafama taktığımı söyleyemem.. İyi ki de öyle yapmışım, zira enerji enerjiyi besler ve siz özde neye inanırsanız, evren de o inandığınız şey için iş birliği yapar.. Neticede Alpcan bizden çok da farklı bir yolda değil. Doğduğu günden bu yana hayata alışma süreci gayet uyumlu süregittiğinden, seyahatlerimize de nerdeyse aynı sıklıkla devam ediyor ve hep hayal ettiğimiz gibi bu deneyimi onun varlığıyla taçlandırıyoruz.  "Bunun bir formülü var mı?"  sorularına doğru bir yanıt verebilir miyim açıkcası bilmiyoru, ancak bunun benim bakış açımdan en önemli nedeninin; bizim hayatı algılama şe...