Kayıtlar

2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

VENEDIK

Resim
Aylardan Eylül, yıllardan  2010 'du . Alpcan için son hazırlıklarımız tamamlansın niyetiyle İtalya'da sevdiğimiz ana şehirleri yeniden ziyaret etmek için uzunca bir seyahate çıktık sevgiliyle.. Bir bakıma  Alpcan öncesi son romantik tatilimiz de olacağından, bu tura mutlaka  Venedik şehri de eklenmeli diye düşünmüştük; zira onsuz romantik bir İtalya düşünmek hakikaten mümkün gelmiyordu bize.. İyi ki de öyle yapmışız. Hava çok tadında, keyfimiz çok yerindeydi Venedik'te.. Hamileliğimin ağırlaşmaya başlayan zamanları olmasına rağmen çok kilo almamış olmamın etkisiyle bebeğimi yormadan ve beden olarak da yorulmadan şehri doyasıya yaşayabilmiştik; ki bilirsiniz Venedik demek yürümek demektir.... Venedik ; 118 adacık üzerine kurulmuş, neredeyse 400 ayrı köprü ile birbirine bağlanmış, her haliyle ve her tavrıyla bir yandan romantizm diğer yandan da sanat kokan bir şehir. Sanki suların üzerinde atlaya zıplaya bir görünüp bir kaybolan tatlı yunuslar gibi devam edi...

DUBROVNIK Anıları...

Resim
Avrupa'da xmas, bizde ise yeni yıl vakti yaklaştıkça caddeler süslenmeye ve dükkanlar ışıkl andırılmaya yani bir bakıma sokaklar ş enlenmeye başlıyor. Bu süslemeler bizim ülkemizde Nisantaşi dışında çok da göze hitap ediyor olmasa da, Avrupa'da bu günleri yaşamak hakikaten  doyumsuz oluyor, buna hiç süphe yok.  Dubrovnik şehri sakin sakin yeni yıla hazırlanırken, Str adun'daki dev ağaç süsleme  rituelini iz lemek adına bir köşede sevimli bir kafeye  ilişmiştik sevgiliyle.  Yıl 2008'di. Elimizde kadehlerimizle tasasız, telaşsız  ve çok mutluyduk.  O kocaman ağacın süslenmesini ve çalışanların aralarındaki zerre anlamadığımız dillerine rağmen şakalaşmalarını pek sevmiş, ilgiyle takip etmiştik.  Konakladığımız Lapad bölgesinin girişine konan çam ağacını görünce de otelimize yaklaştık diye  seviniyorduk; zira  yürümekten yorgun düşmüş ayaklarımız yatağı hayal ediyor oluyordu  ve o ağaç sanki yatağa 5 kaldı diye fisildiyordu bize.. Ç e...

The Versatile Blogger

Resim
Cupcake Hayatlar beni çok yönlü bir blogger olarak mimlemiş. Pek tatlı.  Ne diyeyim; dü nyanın en leziz, en renkli cupcakeleri onun olsun... Gelelim benim hakkımdaki en net 7 sıralamasına; 1. Seyahat etmek benim için bir yaşam şekli. Gezerken farklı kültürler eşliğinde gelişmeyi çok seviyorum. Gezerken okumaya, bilgilerimi daima görsel olarak da beslemeye bayılıyorum.  Lezzet keşifleri ve  sanat da  seyahatlerimizin en birincil nedenleri diyebilirim. 2. Med itasyon hayatımın vazgeçilmez bir parçsı. 2002 yılından bu yana...  Kendi merkezimde ve dengede olduğumu kendime hatırlatmadan yeni  güne başlamamaya çabalıyorum. 3. Evde kocaman sofralar hazırlamaya bayılırım! (servis kısmında çok yetersizim; zira hizmet etmek aklıma gelmiyor valla sofraya oturduktan sonra  ama enfes sofralar hazırlama konusunda iddialıyım) Ö zellikle seyahat donüşlerimiz bir şölene dönüşür bu anlamda. Yerel ürünlerden yapılmış alış-veri...

LÜKSEMBURG

Resim
Lüksemburg, 2008 yılının yaz günlerinde sadece bir günümüzü geçirdiğimiz, ama o bir gün içinde bize kendini tanıtmak için elinden geleni yapmış; m edeniyet ötesi, küçücük ve İ sviçre sonrası kendimi en güvende hissettigim ülkeydi diyebilirim. Son derece gelişmiş bir ekonomiye sahip olmaları, eğitim seviyeleri, k işi başına düşen milli gelir ortalamasının rakamı... Hepsi çok iç çektiren detaylardı, ama durumunuzu karşılaştırmamayı çok daha uygun bulduk sevgili ile..  Ülke elbette güçlü ekonomisinin getirisi olarak ö nemli bir finans merkeziydi ve bunu dünyanın en önemli banka ve finans şirketlerinin tabelaları gözümüze değdiğinde hemen ifşa da ediyordu.. Lüksemburg seyahatinden birkaç yıl evvel İsviçre'yi de görmüş olduğumuzdan şehrin/ülkenin minyatür bir İsviçre olduğunu ya da İsviçre'nin kantonlarından birinde bulunduğumuzu hissettirdi bize. Y emyeşildi, tertemizdi ve ormanlık alanlar ile vadiler içinde saklanmış muazzam şatoları vardı.. Hakikaten benzer manzaralardı... Şeh...

ROMA - DI RIENZO

Resim
Seyahat etmeyi çok sevmemizin bir dolu nedeni var, ama en önemli nedenlerden biri yemek yemek! Daha gideceğimiz şehri ya da kasabayı belirler belirlemez ilk iş "nerede, ne yemeli" araştırmalarına başlıyor, çe vremizdeki  rafine damak zevkine sahip dostlarımızdan tavsiyeler alıyoruz. İster şık bir restoran ister klasik bir trattoria ya da ayak üzeri yapılacak bir atıştırma  olsun, ama illaki biraz özenle seçelim istiyoruz kendisini..  Roma zaten hepimizin az çok bildigi gibi başlı başına bir lezzet diyarı ve üzerine bir de tüm kalabalığına rağmen romantik de bir şehir.  Sabah kahvaltısı sonrası, eğer hava da izin veriyorsa güneşten yararlanmak adına  kahvemizi  İsp anyol Merdivenleri 'ne karşı yudumlamak size de romantik gelmiyor mu? Açıkçası bu şehrin  en turistik noktası bile beni romantik hissettiriyor. Piazza della Rotonda  yani daha çok Pantheon Meydanı  olarak bilinen meydan, bizim R oma'da en sevdiğimiz meydanlardan biri.  ...

L' Antico Forno Di Fontana Di Trevi - ROMA

Resim
Günaydin İstanbul. İtalya'da bulunduğum uzda en keyif aldığımız şeylerden biri;  sabah kahvaltısı/öğle yemeği arasında bir saatte damak keyfimize uygun bir  sandviç hazırlatıp, biralarımız elimizdeyken sevdiğimiz bir sokağın merdivenlerine ilişmek oluyor. Bu keyif  Floransa'daki Fratellini sayesinde oluştu, bunu çok net biliyorum.. Forno'lar yani fırınlar cenneti Roma'da da bu lezzetli anları yaşamayı seviyoruz elbette sevgiliyle ve bu şehirdeki adresimiz bizim için bir klasik;  Aşk Çesmesi'nin hemen karşısındaki L' Antico Forno Di Fontana Di Trevi. O gün, yani son Roma seyahatimizde normalin aksine sakin bir Aşk Ç eşmesi bulunca merdivenlerine ilişiverdik ve bir taraftan çeşmeye odaklanırken, diğer yandan da  Bernini'yi dünya üzerinden en çok kıskanan adam olduğunu tarihsel okumalardan bildiğim Borromini'nin enteresan bir mimariye sahip klisesi   Quattro Fontane 'yi  izlemeye başladık. S andviçlerimiz bitince bu kez kilise  merdivenlerine...

RISTORANTE VICTORIA - MILANO

Resim
Milano beni ben yapan şehirlerden beri. Belki de ilki.. Çok şey öğretmiştir bana yıllar içinde.. Hem iş hayatımın merkezi olması ve bu sayede dindiğim özünde insan olan deneyimler hem özel seyahatlerimde şehirde yaptığım uzun yürüyüşler hayatımın ve düşünce şeklimin üzerine detaylıca eğilmemi sağlamıştır gerçekten de...  İşim sebebiyle çok sık seyahat ettiğim bir şehrin özel seyahatlerime de bu denli nüfuz etmesi, bir diğer yandan da sayısız lezzetli deneyim edinmemi sağladı elbette. Bu konuda  şanslı olduğumu biliyorum; zira İtalya'da kuzey mutfağı diye bir gerçek hakikaten var... Zaman buldukça bu restoranlardan kısa kısa da olsa bahsetmek istiyorum size..  Milano birçok ziyaretçi için bir geçiş noktası aslında. Turizm acenteleri vasıtasıyla şehri ziyaret edenler Milano'nun ancak turistik noktalarından gözlemleyebiliyorlar. Münferit seyahatler ise çok şehirli İtalya turu konseptiyle planlanıyor ve gözlemlediğim şu ki; bu şehre hakettiği kıymeti ve zamanı ayıran kişi...

U-FLEKU - PRAG

Resim
Bunu söylemek çok hoşuma gitmiyor, ancak metropol hayatı içinde olanlar için  (özellikle de haftanın 5 günü ve 9/6 çalışanlar) bayram demek ne yazık ki tatil anlamına geliyor. Bu düşünceden ben de pek memnun olduğumu söyleyemem, fakat yoğun iş hayatı ve hızını yavaşlatmakta zorlandığımız büyük şehir dinamiğinde sürüklenirken yorgun düşüyor ve beynimizi boşaltıp yenilenmek adına mümkün olan tüm fırsatları tatil olarak değerlendiriyoruz.. "Nerede o eski bayramlar?"  demeyeceğim elbette ama diyenler çok, onları da anlıyorum. Önümüzde yaklaşmakta olan bir bayram tatili var ve ben resmen dakika sayıyorum o güne erişmek için.. Benim gibi seyahat hazırlığı içinde olanlar arasında destinasyonu  Prag  olanlar varsa, nefis bir önerim olacak onlar için.  Prag'da Kremencova 11 adresinde, 1499 yılından bu yana hizmet veren tam 512 yıllık nefis bir lokal birahane bulunuyor. Adı  U Fleku . U Fleku, hem bir birahane hem de bir restaurant aslında.. Mekanda, akor...

HOLLANDA

Resim
Çevremde ne çok arkadaşım var Amsterdam şehrine büyük bir aşkla bağlı olan ve defalarca şehri ziyaret eden.. Gerçi genel olarak alternatif eğlence seçenekleri yüzünden şehri bu kadar çok seviyorlar biliyorum ama neticesinde de şehri seviyorlar yahu... Oysa ben pek sevemedim Amsterdam'ı. Yani "sevemedim" doğru kelime mi pek de emim değilim aslında ama ilk seyahatte şehirle aramda yeterinde kuvvetli bir bağ kur(a)madığımı düşünüyorum. Yaşam dinamiğine ayak uydurmak da istemedim aslında nedense.. Oysa çiçek pazarları renkli ve sevimliydi, manavları görsel olarak içimi açtı, kö prüleri, minik evleri, değirmenleri ile de görsel hafızamızı doyuran birçok güzel anımız oldu bu şehrin sokaklarında.. Hele ki peynirleri! Seyahat hayatımızdaki en fazla peynir alışverişini Amsterdam'dan yaptık bile diyebilirim. Ancak yine de uzun  bir süre görmesem "ahh Amsterdam" diye başlayan bir cümle kuracağımı sanmıyorum.  Beni Amsterdam'a mutemelen yeniden çekecek bir ned...