27 Şubat 2014 Perşembe

MILANO Ristorante Isola dei Sapori

Selam !

2014 yilinin ilk Milano seyahatini tamamladim hatta uzerinden 2 hafta bile gecti. Zaman ne hizli akiyor degil mi ? Neyse... buna takilip huzunlenmeden lezzeti hala damagimda olan bir balik restoraninin detaylarini seyahat severlerle daha fazla vakit kaybetmeden paylasmak istiyorum..

"Isola dei Sapori" Milano'nun belki en iyi degil ama kesinlikle iyi balik restoranlarindan biri.. Ayrica inanilmaz hizli bir servisi var ki bu denli yogun musteri trafigi olan restoranlarda hizli servis almak gercekten takdirlik.. 

Ardi arkasi kesilmeyen soguk deniz urunleri ve balik mezeleri sonrasi "iste bu" denecek ara sicaklar ve sonunda yiyeceginiz leziz bir balik tabagi ile gecenizi cok mutlu bir mide ile tamamlayacaginiza garanti verebilirim..



* Ozellikle baby ahtapot ile yapilmis soguk, sicak her mezeyi denemelisiniz..



Balik olarak her yerde "gercek" dil baligi yemek mumkun degil.. Cin'den ithal edilen, tadi dil baligindan ayirt edilemeyen ve balik mezatlarinda sanirim 1 tl gibi bir rakamdan satin alinan pangasius baligini herkese dil baligi diye satar oldular.. Bu bizim ulkemize ait bir "kandirikcilik" degil neredeyse tum dunyada boyle.. :( 

Ancak "Sapori" gibi lezzetinden odun vermeyen guvenilir restoranlarda dil baliginin alasini yemek mumkun.. Bu guveni hissedince benim ana yemek tercihim -zaten tavsiye de edilen- dil baligi tabagi oldu.. Son derece basit bir fileto pisimini, haslanip hafif izgara gormus enginar parcalari ile birlikte sundular.. Bayildim..
 


Elbette restoranin sarap menusu Italyanlara yakisir sekilde kuvvetli.. Ozellikle de beyaz sarap menusu.. 2010 ya da oncesi tarihli bir sise sarap ile yemeginize keyifle eslik edecek bir secim yapmanizi oneriyorum lakin onunuze gelecek her tabak bu ozeni hakediyor..



Boylesi yogun ve bol cesitli menu sonrasi tatli icin fazla yeriniz kalmiyor, kalamiyor. O nedenle uzeri dondurma ile eksiligini bir parca dengeleyeceginiz dag meyvelerini tavsiye edebilirim.. Ama benim tatliya illa ki yerim olur diyorsaniz menude secim yapabileceginiz Italyan pasta ve tart cesitleri de mevcut..

 
Italyan geceleri ya Mirto ya da Limoncello ile son bulur.. Grappa gibi daha sert tercihler de olabilir fakat yakisani kesinlikle budur :)

Ben daha cok limoncello secenegini tercih etsem de o geceki tercihim, Sicilya bolgesinin serbest yetisen mersin agaclarindan elde edilen Mirto Rosso oldu..



Adres : Via Augusto Anfossi, 10 20135 Milan.

Ziyaret etme sansi bulacaklara simdiden "Bon Appetit" !

Sevgiler
lulu
xxx

3 Şubat 2014 Pazartesi

Nikos Kazancakis

Aegina adasini cok sevmem icin iki onemli nedenim var.. Biri en yakin arkadaslarimdan biri olan Efie sayesinde tanisip, hayatimiza gunes gibi bitmez bir enerji ile giren sevgili Stellios'un dostlugu.. Digeri de fistik :)

 Adayi detayli tanittigim bir onceki postumda da bahsettigim gibi Aegina, Yunanistan'in fistik cenneti ve hal boyle olunca fistik mutfaklarinda genis bir yer tutuyor.. Ve bu durum da diger tum yunan adalarindan farkli olarak, alternatif tatlar kesfetmek icin guzel firsatlar sunuyor.. 


Adada bulundugum sure icinde kendime adayi ozel kilacak ucuncu bir neden daha buldum.. Hakkinda cok sey okuma ve ogrenme firsati buldugum sevgili Nikos Kazancakis omrunun bir bolumunu bu adada gecirmis meger.. Hatta guzeller guzeli "Zorba"sini bu adada yasarken tamamlamis.. 
 

Kazancakis, yazar ve sair kimliginin yani sira 20.yy'in en onemli Yunan felsefecisi kabul ediliyor.. Yunan halkina olan ilgim farkli bir sevgiye donustugunden beri ulkenin buyuk gurur kaynagi Kazancakis hakkinda cokca sey ogrenmistim ancak adayi ziyaret edene dek hayatinin bir donemini burada gecirmis oldugundan habersizdim.. Insan seyahat ederken sahane bilgiler ediniyor.. Nice seyahatim sirasinda, Antibes'i ziyaret etmis ve Kazancakis'in bir donem Nice'de yasayip, Antibes'den ev satin aldigini ogrenmistim.. Antibes'deki evini gorme firsatim olmamisti ancak Aegina'da yakaladigim firsati kacirmadim.. 


Kim bilir bu kapiya ne cok temas etti kalem tutan bilge elleri ?

Onun ozgur ruhundan kalemine yansimis ve mezar tasina yazilmasini istedigi "Hicbir sey ummuyorum, hicbir seyden korkmuyorum, ozgurum" dizelerini cok seviyorum.. "Insan ucurumun kenarina varmadan kanatlanmaz" ise dusundugumde, yasadigim zorluklari daha iyi anlayabilmem ve de kabullenebilmem icin soylenebilecek en yalin cumlelerden biri gibi gelir benim icin.. 

Ya su mutesem dizelere ne dersiniz.. ?  "ne makine şu insan be.. icine ekmek, sarap, balik, turp koyuyorsun... ic cekmeler, gulusler ve dusler cikiyor.."

 
  Umarim bu yazi Zorba'yi okumayanlar icin yeni bir okuma seruveni baslangici olur.. Kazancakis'in farkli bakis acisini, en derin konulari dahi en akici hali ile anlatabilen ender yazarlardan biri oldugunu ve hayran olunasi uslubunu kesfetmenizi cok isterim.. 

Tavsiyem ilk firsatta Zorba ya da en onemli eserlerinden biri olan Askitiki'yi (Cileci) ve uzerine mutlaka muthis otobiyografisi "El Greco'ya mektuplar"i okumaniz.. Ya da belki Anthony Quinn'in oynadığı "Zorba" filmini izler ve sinema tarihinde ilk kez sahnelenen sirtaki dansini keyifle izlersiniz..

Sevgiler
lulu 
xxx