29 Ocak 2012 Pazar

Nostalji Tadinda ;)

Annem ve Babam'in tam da benim yaslarimi surdukleri yillarda feci hareketli bir sosyal hayatlari vardi. Balo salonlarinda ozel davetler, gece kuluplerinde kutlamalar ve vakif organizasyonlari arasinda mekik dokurlardi.  Cok net hatirliyorum; annem ve yakin arkadaslari surekli farkli kiyafetler giymeleri gerektiginden, sabah baslayip aksama kadar bitirdikleri bir cok gece elbisesi tasarlamis ve dikmislerdi.. Ah o gunlerde blogum olsa size kimbilir ne DIY projeleri sunardim :)

O gunlere dair hatirladigim en belirgin sey; her balo icin yeni bir sac rengi denemeleri ve annecigime en cok sogan kabugunun yakistigi :)

Dusundum de onlar kadar sosyal yasayabildigimizi hic sanmiyorum hala pek sanmiyorum. 

Bir kac hafta once Bursa'ya gittigimde, nostaljik bir post yapabilmek adina annemin evine girer girmez hemen o doneme ait aksesuarlarini aramaya basladim. Sansliydim ki bir kac keyifli parca bulabildim hizlica ama hala aklimda olan tum parcalari bulabilmis degilim. 

Gelin simdilik bulduklarimla yetinelim. 

iyi seyirler 
lulu
x




25 Ocak 2012 Çarşamba

Askim ATINA


Atina; Milano'dan sonra en cok seyahat ettigim, manevi olarak da cok onemsedigim bir Avrupa sehri, lakin en sevdigim ve hayattaki en yakin arkadasim Efie burada yasiyor. Efie ile Turk-Yunan dostlugunun nefis bir ornegi oldugumuza eminim. 

Gectigimiz hafta bir arkadasim Atina seyahati icin tavsiyeler isteyince; ben de kendime "neden bunca zamandir detayli bir Atina postu yapmadin ki?" diye sordum ve Atina'yi etraflica gezmek isteyecekler icin keyifli bir kaynak olmaya karar verdim..

Sanirim Atina'ya giden herkes sehri gezmeye once unlu meydani Syntagma'dan baslayacaktir.. Bu meydani sehrin merkezi olarak dusunebilirsiniz. Son zamanlarda yasanan ic karisikliklar nedeniyle tv de sıkca gordugunuz Parlemento binasi bu meydanda. Bence burada gorulmesi gereken en onemli sey askerlerin nobet degisimi. Parlamento binasının arkasinda sehrin -sanirim- tek parki bulunuyor. Icinde de bir göl mevcut. Sabah yuruyusu sevenler park cikisinda Olympian Zeus tapinagini da gezebilir..

Syntagma meydaninda sirtinizi Parlamento binasina verirseniz, karsinizda olacak cadde; Ermou Street.. Bu cadde uzerinde orta seviyedeki dunya markalarini gorebilirsiniz. Ayrica sokak saticilarini ve ressamlari da... Caddenin sonu unlu Monastraki bolgesine baglaniyor.

Ermou street'te Alpcan odasi icin tablo secerken... Ayaklara dikkat! ;)

Monastraki, Plaka bolgesinin hemen yaninda kaliyor. Kafanizi kaldirdiginiz an muhtesem Acropolis manzarasini her daim gorebilecegiz bir bolge burasi. Pazar gunu bu bolgede kurulan unlu bir bit pazari var ve ilginizi cekiyorsa notlarinizda mutlaka olmali.. Monastraki aslinda bizim Sultanahmed bolgemiz gibi diyebiliriz.. Ya sever ya da nefret edersiniz.. Geceleri de cok hareketli olan Monastraki de Yunanlilarin unlu Souvlaki'sini denemek icin bolca alternatif bulmak mumkun.. Efie, senelerdir Souvlaki yemek icin Savvas Restaurant'i tercih eder ama Thanasis de cok eski ve unludur.. Acikcasi Souvlaki'yi en salasindan, en iyisine bir cok farkli restoranda yemis biri olarak pek begendigimi soyleyemem. Hem yunan demek deniz urunu demek, meze demek! Haksiz miyim? 



Psiri, Monastraki meydanina cok cok yakin. Eski ve biraz da pis goruntusu ile kaos hissi hic eksilmeyen sokaklarindan yavas yavas Acropolis'e cikmak bana gore keyifli...





Tarihi olarak gorulmesi gereken en onemli yapi elbette Acropolis.. Oldukca buyuk bir alana konumlanmis bu muhtesem yapinin cevresinde de buyuk anfitiyatrolar ve forum alanlari var.. Acropolis, Herodion Theatre, Acropolis Muzesi kesinlikle gorulmesi ve de daha cok anlamaya çalışılası tarihi guzellikler.

Acropolis gezinizi tamamladiginizda haritadan Vyronos Street'i bulursaniz o cadde sizi Plaka'nin kalbine goturur.. 

Plaka, Acropolis'in hemen altinda kalan tavernalar ve kafelerin oldugu genis ve fazlasiyla turistik bolgeye deniyor. Ben Plaka'nin ruhunu cok seviyorum.. Hakikaten bazen klişe noktalarda bambaska tatlar buluyorum ve Atina bu anlamda beni en cok tatmin eden sehir.. 


Acropolis'ten sehrin goruntusu ;)


Bizim Nisantasi'miz gibi bir yeri yok mu? Elbette var.. Kendisi Kolonaki. Bu bolgenin ana meydani Filikis Eterias Squire ve buradaki en unlu cafe de Da Capo. Self servis bir cafedir ama cok eski ve unludur. Yine ana meydanda havali bir Rock n Roll Bar var ve unlu Yunanlilari burada gormeniz mumkun ayni bizim Beymen Brasserie'miz gibi...Tabi Kolonaki bolgesinin de ana caddesi disinda bir suru ara caddeleri var. Milioni Street'te Jackson Hall ogle yemegi ya da hafif bir aksam yemegi icin tercih edebileceginiz unlu bir burgerci. Havali Armani Cafe ve Prytaneio'yu gosterisli bir yemek icin tercih edebilirsiniz.. Skoufa Street irili ufakli onlarca cafe ile dolu.. Ozellikle aksam icin bir suru bar seceneginiz var; Big Apple, Gelee Royale, Skoufaki, Passepartout gibi.. Charitos Street de yine ayni sekilde bir suru bar secenegi sunuyor. Bu cadde'de favorimiz; CITYRock muzik sevenler icin cok kaliteli bir secim olacaktir. Yemek yemek icin ise Loukianou, Spefsippou ve Ploutarhou caddeleri de tercihlerinizde olsun.

Alisveris icin ise; Patriarhou ve Pedestrianised Tsakalof caddeleri tam yeridir..



Glyfada ve Vouliagmeni bolgelerini sehrin Bagdat Caddesi ve Bebek hatti gibi dusunebilirsiniz.. Bu bolgeler merkezden 20 dakika kadar uzakta.

Glyfada'da en unlu cadde Metaxa Street olsa da cafeler daha cok Zissimopolou Street uzerinde bulunuyor. En unluleri; Daron ve Faces & Rich. Bolgenin tamaminda leziz dondurmacilar ve de tutkunlari icin Hard Rock Cafe de mevcut.. Bu arada benim favorim kesinlikle Metaxa uzerindeki Opus.. 

Vouliagmeni'de ise daha cok marina ve plajlar agirlikta ama tum cafe ve restaurantlar da meydanda konumlanmis.. Deniz manzarali En Plw cafe bar olarak oldukca keyifli. Restaurant derseniz Schara, Psaraki ve Rakadiko arasinda tercih yapabilirsiniz..

Sehrin en modern kismi Gkazi bolgesi.. Bu bolgede de yine bol bol cafe, restaurant ve bar bulunuyor.. Yunanlarin en sevdikleri sey disarida yemek yemek oldugundan bu detaya hic bir bolgede cok da sasirmiyor insan. :) Metro'nun Keramikos istasyonundan Gkazi'nin direkt kalbine ulasabilirsiniz.. Voutadon ve Persefonis caddelerinde bolca bar mevcut. Burada da favorimiz Gkazi CollegeTriptolemou caddesindeki Socialista ve Gkazaki ise bir seyler icmek icin oldukca iyi bir secim olabilir..

Hmmm iste bu bolgede bulunan Kremmydi Restaurant'ta iyi bir Souvlaki denemesi yapabilirsiniz. Mamaca's ise ozellikle deniz urunleri ve meze severler icin tavsiyem olsun..

Atina sehir icini bitirdik galiba.. :))

Gelelim Pireus ve can'im Microlimano'ya. Pire'de Pedestrianised Street'i alisveris caddesi olarak dusunun. Bu bolge daha cok Sotiros diye gecer. Theatre Meydani ve Iroon Politechniou Street de yine Sotiros bolgesindeki alisveris yerlerinden sayilir... Ama ben derim ki Pire'yi cok detayli gezmeye hic luzum yok.. Burayi daha cok adalara seyahat oncesi ugrayip soluklandigimiz bir gecis noktasi gibi goruyoruz biz ve Pire'de vakit gecirmek yerine daima Mikrolimano'ya dogru yol aliyoruz.. Mikrolimani; bizim Kalamis marinamiza pek benziyor. Sirayla dizilmis restaurant, cafe ve barlarin bulundugu bir minik cadde kendisi ve bazi mekanlar cidden cok keyifli dekore edilmis. En son gittigimizde "Bahaliko" yu denediki sevdik de.. Burada mutlak bir uzo-balik keyfi yapilmali, mezelere doymali ve de deniz uzun uzun seyredilmeli bana gore.. Hazir Microlimano'ya gitmisken Pasalimani denen bolgeyi de gezinize ekleyebilirsiniz.. Deniz kenarinda tati bir semt burasi ve yeni yeni acilmaya baslayan tatli cafe-restoranlar da yok degil..



"Bahaliko" 





Atina bana gore basli basina bir deneyim.. Uzun uzun ve detaylica gezilesi bir sehir oldugunu her gidisimde hissediyor ve her birinde yeni yeni kesifler yapabiliyorum.. Bu anlamda da sasirtici bir dunya sunuyor diyebilirim.. Ama yine de yaz aylarinda sehirde olacaksaniz sehre iki/üç gun ayirip, Pire limanindan ulkenin muhtesem adalarina acilmaniz sanirim en ideali olur, lakin yaz tatili icin dunya uzerinde daha iyi bir alternatif bana kalirsa kesinlikle yok. 

Sevgiler
Lulu 
x

20 Ocak 2012 Cuma

FLORANSA

Hayatimin en guzel anlariydi hamile oldugum gunlerim. Rahat bir hamilelik donemi gecirdigim icin seyahatlerimiz de hic hiz kesmemistik. Bu da dev bir bonus olmustu hayatimiza elbette.. Hadi gelin Venedik postu ile basladigim "hamilelik gunleri" postlarina Floransa ile devam edelim. Yalan degil, bu postlari kimse okusun diye degil de, daha cok kendi hatiralarimin tazelenmesi ve birikmesi icin yapiyorum..

Floransa, Italya'nin en sevdigim sehirlerinden biri. Ne Milano kadar havali ve burnu buyuk ne de Roma kadar sicakkanli, ancak tam da ikisinin ortasinda ve cok tadinda.. Michelangelo tepesinden gozumuze degen o goruntusu var ya hani! Italya'nin hic bir buyuk sehrinde bu denli etkileyici bir goruntu degmedi mesela benim gozume. Sanirim bir Floransa, bir de Prag sehrinin koprulere bakilmaya asla doyulmaz.. 

 

Nedense Duomo denince benim aklima hep Milano gelse de, aslinda Katedral olarak Floransa Duomo'yu daha cok begeniyorum! Sanirim Milano sehriyle olan ozel iliskim daha agir basiyor bu noktada..

Floransa Duomo Katedrali'nin cephesi her ne kadar sanatsal bir şov gibi gelse de ic bolumu disinin aksine oldukca sade. Beni bu yapi da en cok etkileyen bu detay! Ama kubbe bolumune gelince basimi yukari kaldirip, o muhtesem detaylari gormeye de bayilmistim.. Resimlerle kapli bu kubbenin bir yerinde "ECCE HOMO" yani ”işte insan” yazili ve iste o noktaya saatlerce bakabilirim! Ponte Vecchio koprusunu izlemeye de asla doyamam mesela.. Sehirde doymayacagim bir sey daha var, o da malumunuz ki dondurma! Kucuk bir sehirde bu kadar cok ve yakin dondurma dukkani olmasi bence cok neseli bir detay! 


  


Floransa Alpcan'in oda dekorasyonu ve kiyafet alisverisini de tamamladigimiz sehir oldugundan ayrica onemli bizim icin.. Resimde Alpcan'in ilk pabuclarini goruyorsunuz :) Mis kokulu pembe ayaklarina cok yakismisti, hala da sakliyorum.. 


Floransa'ya gidip Fratellini'de sandvic yemek sanirim yapmadan donmeyecegim tek lezzet notu. Diger tum restoranlar, cafeler, barlar vs degisebilir ama bunu asla es gecmem. Fresh Toskana sandviclerini ve lokal saraplarini sokakta bir elimde sandvic, digerinde sarap kadehi ile yasamamak haksizlik olur benim bunyemde.. 


Fratellini keyfi bitince sira Cafe Gilli'ye gelebilir.. Gelmeyebilir de... Ama ilk seyahatte must bir nokta oldu elbette cok aşikar. Gilli, 1733 yilindan beri Piazza Della Repubblica'da hizmet veren bir cafe.. Hem Floransa'nin gunluk yasamini izlemek, hem guneslenmek, hem de leziz tatlilar denemek icin sevilen ve tercih edilen sehrin yegane adresi burasi.. 

Neredeyse 6,5 aylik hamileyim burada..
Cok da tatli geliyorum gozume su an oturdugum yerden bakinca :)

sevgiler,
lulu
x

17 Ocak 2012 Salı

Let's begin the snow season ;)

Doğa bu sezon biz kayakcilara oldukca comert davraniyor. Daglarda Mart sonunu rahatca gorecek kadar kar birikmis durumda. Hatta Nisan basini gorursek hic sasirmam ki zamaninda Nisan ayinda t-shirt ile kayip, sezon kapanisi yaptigimiz gunler de yok degil.

Gectigimiz hafta sonu Uludag'daydik ama degil Kusakli ve Maden, baby pistler bile kapaliydi yogun kar yagisi ve sis nedeniyle... Biz de sicak cikolata icip, arkadaslar ile sohbet edip, Uludag'in gorsel olarak tadini cikarttik. 

Hazir kar sehre inmisken gectigimiz hafta sonuna ait degil ama daha onceki neseli Uludag ve Kartalyaka tatillerimizden bir kac resim paylasiyorum ozlemle.. Karli Istanbul sabahinda nese olsun hepimize..





Sezon uzun.. Daha nice Kayak anlarinda bulusalim umarim.. 

Sevgiler,
lulu
x

16 Ocak 2012 Pazartesi

Audrey Hepburn izinde Luzern !


Donald Spoto'nun Zarafet, Audrey Hepburn'un Hayati kitabini okuyorum bir suredir. Bir yanim 2012 yilinin toplam kitap hedefini tutturabilmek icin hizlica bitsin istiyor, diger yanim ise oyle keyifli ki; yavastan aliyor.. 

Bu aksam Alpcan'i anneannesi ile Bursa'da birakip; gozlerim yasli ve ruhumu rahatlatmaya calisirken bir taraftan da kitabimi okumaya devam ettim. Ve Hepburn'un ilk evliligini 50'li yillarin onemli aktorlerinden Mel Ferrer ile herkesten ve herseyden kacarak gizlice Luzern'de yaptigini ogrendim.

Aklim hemen 2009 yili Eylul ayina gitti ve o doyumsuz Isvicre seyahatimizin Luzern kismini konusup anilarimizi tazeledik sevgiliyle. Aslinda bu kitap isiginda Luzern'de olsak; Hepburn'un izlerini takip eder, nikahinin kiyildigi Belediye Binasini mutlaka ziyaret ederdik diye dusunduk. Belki sonraki seyahatte.. Kim bilir? 

Chapel Bridge
  
Reuss Nehri ve uzerinde bulunan Chapel Bridge (Kapellbrücke

The Chapel Bridge 1333 yilinda tamamen agac kullanilarak yapilmis 204 mt.lik bir kopru ve diagonal bicimde Luzern sehrinin iki yakasini birbirine bagliyor. Koprunun sonunda 43 mt.lik yuksek bir kule var. Luzern'i arattiginizda en cok goreceginiz resim bu kule, yani Water Tower (Wasserturm). 

Musegg Mauer surlarinin kulelerinden birinde cekilmis bir Luzern manzarasi.. 

M.J.'nin Luzern'deki evi..
R.I.P.



Luzern hakkinda daha once eglenceli bir tavsiyede bulunmustum.. Merak edenler icin; Buyrun ;)  

Sevgiler,
lulu
x

8 Ocak 2012 Pazar

Alpcan's Happy First Birthday !! :)

6 Ocak 2012'Cuma gunu Alpico'nun 1.yas gunuydu.. Duygu dolu bir gun ve gece gecirdik. Sanirim kelimelere dokmek su an icin pek de mumkun degil gibi...

Hayatimiza guzellik katan tum sevdiklerimize bu ozel gunumuzun heyecanini bizimle paylastiklari icin ayri ayri tesekkur ediyoruz.

Hayatimizdan hic eksik olmayin !

7 Ocak 2012'Cumartesi gunu genis ve guzel ailemiz icin bir brunch daveti verdik. Alpcan'in ilk yas gununde durumun cok farkinda olmayacagini dusunerek parti vermek yerine aile icinde boyle bir davet cok daha keyifli olur diye dusunduk.. Aslina bakarsaniz gelecek yaslarimizda da parti pesinde kosan ailelerden olmayacagiz biz.. Neyse;  "Ne yapsam Ne yapsam?" sorunsaliyla bogusurken keyifli ve cocuklar icin yorucu olmayan tadinda bir davet verebildigimiz icin oldukca mutluyum..

Bir kac resim karesi ile siz de ortak olun bu mutlu gunumuze.. ;)

Mutlu Yillar , Mutlu Alpcan ! :)))

Alpico'nun ilk pastasi.. :) Sevgili Buse Terim'in blogunda paylastigi harika NYC pastasi sonrasi hemen takibe almistim sevgili denizin mutfagi 'ni. Yaptigi ve yorumladigi pastalara bayilmamak elde degil, lezzetten de odun vermiyor olusu harika! Biz Deniz hn.'a Alpcan'i ve onun bir yillik yasamini anlattik o da bize tamamen surpriz olan bu pastayi tasarladi..


Teyzosumuz @Gulcancooo 
"katilan herkes Alpcan'a hediye alacaklar, peki ya buyutenler ??"
diyerek bize bu tatli hediyeleri almis. Dusunceli cuce :) Boylece biz de oscarli bir anne, baba ve anneanne olduk..

Diliyorum ki, bu mutlulugu isteyen herkes yasasin! Sahip olanlarsa daha bir siki sarilsin..

Sevgiler,
lulu & alper & alpcan
xx







6 Ocak 2012 Cuma

MUTLU ALPCAN DOGUM GUNU !

MUTLU ALPCAN DOGUM GUNU

Tam bir yil oldu... Her ne kadar yasadigimiz hayatin her aninin kiymetini bilmeye, tadini cikartmaya calisiyor olsak da, zaman gercekten cok hizli ilerliyor.. Geriye donup baktigimda bir yilin bu kadar cabuk gecmis olmasi inanilmaz gibi..

Bir yil icinde; bir dolu mutlu an ve cok cok keyifli seyahatler yasadik kuzuyla.. Onu hayatimiza o kadar dogru bir zamanda ve o kadar ayaklarimiz yere basarak diledik ki, evren bu hazir olusun karsiligini bize fazlasiyla geri verdi.. 

Sukurler.. Sukurler...

Alpcan Okturk by Sengul Palli

4 Ocak 2012 Çarşamba

2012 yilinin super eglenceli ajandasi :)

Her yil Aralik ayinda yaklasan yeni yil icin ajandam Boyner Holding'e ait markalardan olan Network ya da Fabrika'dan gelir...

Bu yil gercekten bu konuda uzun uzun kafa yorulmus,  emek verilmis ve ortaya son derece eglenceli ve esprili bir tasarim cikmis. Tek kelime ile bayildim...

Aslinda bu bir ajanda degil de daha cok 2012'yi kullanma kilavuzu gibi..








Harika degil mi ?? Ben Ocak ayi icin bu mutluluk onerilerinden birini sectim.. Aslinda 12 ay icin ayri ayri bir oneri secip isaretledim.. Ask ile yerine getirecegim umarim ;)

sevgiler
lulu
xxx